Uğur ve Sonsuzluk...

24 Ocak 2015 Cumartesi

Sevgili Uğur’un öldürülüşünün yıldönümündeyiz. Araştırmacı gazeteciliğin öncülerinden biri olan Uğur Mumcu, aradan 22 yıl geçmesine karşın unutulmak bir yana, özlemle anımsanıyor.
Uğur pek çok konu üzerinde araştırma ve soruşturma yapmış, bunları Cumhuriyet’te dizi yazıya dönüştürdükten sonra kitaplaştırmıştı.
Gelecekte de başvuru kaynağı olma özelliklerini koruyacakları anlaşılan yapıtlarının yolsuzluk, usulsüzlük gibi günümüzde sıkça yaşanır olan konulara ilişkinleri, iz sürmenin önemli ipuçlarını da yansıtıyor.
Alçakgönüllüğü nedeniyle Ankara büromuzdaki numarasına “Yolsuzluk masası” gibi sıradan bir tanım yakıştırması, günümüzden bakınca daha da önem kazanıyor ve büyüyor.
Bizler de “Tam Uğur’a ve yeni Uğur’lara gereksinim duyulan bir süreçten geçtiğimizi” düşünüyoruz.

***

Uğur’a kurulan bombalı tuzak, Uğur’un ideallerini ve gazetecilik anlayışını ortadan kaldırmaya yetmedi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) soruşturma ve koğuşturma dosyalarından belirlediği listeye göre 1909 ile 2009 yılları arasında 64 gazeteci öldürülmüş.
Soruşturma dosyalarının pek çoğu “Faili meçhul” sayılarak rafa kaldırılmış. Sadece tetikçilerin yargılandığı davalardan bir kısmı da faili meçhule dönüşmüş, diğerlerinde de tetikçilerin ardındaki güçlere bile ulaşma çabası gösterilmemiş.
Dikkat çeken bir özellik de 1992’de 9, 1993’te de Uğur’la başlayan süreçte 8 gazetecinin öldürülmüş olması. Neredeyse 100 yılda öldürülen gazeteci sayısının dörtte biri iki yıla sığdırılmış.
Sadece “Neden böyle” sorusuna değil, “Neden failleri meçhul kaldı” sorusuna da yanıt aramak gerekiyor.
Bizler, Uğur Mumcu dosyasının da yapanları bilinmeyen dosyalar arasında olduğuna inanıyoruz.
Özellikle de Güldal Mumcu’nun suikasttan bir yıl sonra kendisini ziyaret eden Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın “Duvardan bir tuğla çeksek duvar yıkılır” dediğini vurgulamasından sonra...

***

İnsan hakları kapsamındaki hakların en kutsalı yaşam hakkı. Bu hakkın korunmasını savsaklamak bir yana, üstünkörü aranan adalet de yaşam hakkına saygısızlığı gösteriyor.
Anayasa Mahkemesi’nin görevinin Yargıtay’ın kararlarını denetlemek olmadığını biliyoruz. Ama yaşam hakkının ciddiye alınmaması da önemli hak ihlallerinden birini oluşturuyor.
Hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle AYM’nin son dönemde verdiği önemli ihlal kararları var. Zamanaşımı dolmadan benden anımsatması.

***

Biz kapı yoldaşları Aydınlanma’nın da temel direklerinden biri olan Uğur’un aramızda olduğuna inanırız.
Sonsuza kadar yaşayacaksın sevgili Uğur...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları