Örsan K. Öymen

Korona günlerinde esaret

16 Mart 2020 Pazartesi

İlkel insan, kendisi gibi düşünmeyeni, kendisini eleştireni, ya darp eder, ya öldürür, ya da esir alır. Uygar insan, kendisi gibi düşünmeyene, kendisini eleştirene, düşünceleriyle ve sözleriyle yanıt verir.

Gezi” davasında, işadamı Osman Kavala’nın, mahkemenin beraat kararına rağmen yeniden tutuklanması; bir MİT üyesinin cenazesinin haberinin yapılması bahane edilerek, Cumhuriyet gazetesi yazarı ve OdaTV Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun, OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın, OdaTV muhabiri Hülya Kılınç’ın, Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel’in, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik’in ve Yeni Yaşam Gazetesi Yazıişleri Müdürü Aydın Keser’in tutuklanmaları; Türkiye’nin en önemli haber-yorum portallarından birisi olan OdaTV’nin erişime kapatılması; Türkiye’nin ilkel insanların eline düştüğünün, Türkiye’nin çağdaş uygarlık yerine, ilkellik yolunda ilerlediğinin göstergeleridir.

***

Milyonlarca okuru olan OdaTV’nin kapatılıp yöneticilerinin tutuklanmaları, aynı zamanda halkın esir alınması, halkın bilgi ve haber alma hakkının gasp edilmesi, anayasanın ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 25. maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir”; 26. maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”; 28. maddesine göre, “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

Yine anayasanın 138. maddesine göre, “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Anayasanın uygulanmadığı ülkelere hukuk devleti değil, kabile devleti denir. Kabile devletlerinde, kabilenin reisi ne derse o olur.

***

OdaTV, laiklik konusunda, Türkiye’deki en duyarlı medya organlarından birisidir. Anayasanın 24. maddesinde yer alan “Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” ifadesi konusunda OdaTV kadar duyarlılık gösteren bir yayın organına rastlamak zordur. Türkiye’de ne kadar gerici, yobaz, şeriatçı, dinci örgütlenme varsa, bunlar OdaTV’nin radarındadır ve bunlarla ilgili haberler yıllardır düzenli olarak OdaTV tarafından halka aktarılır.

OdaTV, doğanın, rantçı çevreler tarafından talan edilmesi konusunda da, Türkiye’deki en duyarlı medya organlarından birisidir. OdaTV bu konuda adeta bir dedektif gibi çalışmaktadır ve bu nedenle OdaTV, doğa talancısı rantçı çekirge sürüsünün kâbusu haline gelmiştir.

Fethullah Gülen adlı dinci şarlatana bağlı çetelere karşı en büyük mücadeleyi veren yayın organlarından birisi de OdaTV olmuştur. Aralarında Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Müyesser Yıldız ve Doğan Yurdakul’un da olduğu OdaTV kurucuları, yöneticileri ve çalışanları, “FETÖ” kumpaslarından dolayı haksız yere yıllarca hapiste yatmışlardır.

Şu bilinmelidir ki, böyle bir yayın organının kapatılmasından, yöneticilerinin ve çalışanlarının tutuklanmasından, kimler yarar sağlıyorsa, bu yargı skandalının sorumlusu da onlardır. Kendilerini eleştirenlerin hapiste yatmasından ve ailelerinden, eşlerinden, çocuklarından kopartılmasından zevk alan narsistler ve sadistler, bir gün bunun da hesabını hukuk önünde vereceklerdir!


Yazarın Son Yazıları

Provokasyon mu? 25 Mayıs 2020
Diyanet’in yetkileri 4 Mayıs 2020
Post-Virüs -2- 27 Nisan 2020
Post-virüs 6 Nisan 2020
Virüs 23 Mart 2020
OdaTV 9 Mart 2020
İdlib faciası 2 Mart 2020
Siyasi ayak 17 Şubat 2020