Örsan K. Öymen

Laiklik ve milliyetçilik

20 Eylül 2021 Pazartesi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımladığı anlamda milliyetçilik, ırkçılık ve etnik kimlik temeline değil, vatandaşlık ve ulus kavramına dayanır.

Monarşik, teokratik ve feodal bir imparatorluk modelinden çıkarak, halkın egemenliğine dayalı bir cumhuriyetin kurulabilmesi, ümmet bilinci yerine, vatandaşlık bilincine sahip bir ulusun varlığını da gerektirdiği için, Atatürk, birçok başka ilkeyle birlikte, milliyetçilik ilkesini de devreye sokmuştur.

Bu anlamda Atatürk’ün milliyetçilik ilkesini milletçilik veya ulusçuluk kavramıyla açıklamak daha doğru olur. Çünkü dünyada milliyetçiliği ırk ve etnik kimlik üzerinden tanımlayan birçok akım da bulunmaktadır.

Bu bağlamda, laiklik ve ulusçuluk birbirini tamamlayan kavramlardır. Laiklik, dinin, devlet, siyaset, hukuk eğitim işlerine müdahale etmemesini, bu alanları baskı altına almamasını, dinin bireysel ve öznel bir çerçeveyle sınırlandırılmasını öngörür.

Laiklik de ulusçuluk da ümmetçiliğin, dinciliğin, köktendinciliğin karşısında yer alır. Laikliğin ve ulusçuluğun olduğu bir yerde, din, toplumsal ve siyasal düzenin belirleyicisi olamaz.

***

Bu nedenle, Atatürk’ün tanımladığı anlamda milliyetçi olduklarını iddia edenlerin, laiklik ilkesine karşı hareketlerin odak noktası haline gelmeleri, büyük bir çelişkidir. Bu bağlamda, AKP ve MHP yönetimlerinin, Atatürk’ün tanımladığı anlamda milliyetçi olduklarını savunmak olanaklı değildir.

Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Milli Selamet Partisi’nin ve Refah Partisi’nin gündeme getirdiği “Milli Görüş” kavramı da kendi içinde büyük bir çelişki barındırmaktadır. Çünkü laiklik karşıtı bir hareketin milli olması, tanımı ve özü gereği olanaklı değildir. Laiklik karşıtı bir hareket olsa olsa “Ümmetçi Görüş” olarak adlandırılabilir. Atatürk “milli” kavramını her zaman, dini bağlamdan bağımsız bir biçimde kullanmıştır.

Kendisini “Milli Görüş” olarak adlandıran siyasal akım, “milli” sözcüğünü, halkı kandırmak, Atatürk’ün milliyetçilik, milletçilik, ulusçuluk ve laiklik kavramlarını çarpıtmak amacıyla, kurnaz bir hamleyle, özellikle kullanmıştır. “Milli Görüş” olarak bilinen ümmetçi, dinci, köktendinci, siyasal İslamcı anlayış, milli değildir.

***

Atatürk, halkın egemenliğinin sağlanması için sadece laiklik ve milliyetçilik ilkeleriyle de yetinmemiştir. Cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik ve devrimcilik ilkelerini de laiklik ve milliyetçilik ilkeleriyle birlikte kullanmıştır. Bunların her biri, halkın egemenliğine dayalı demokratik bir düzenin kurulabilmesinin önkoşulu olan ilkelerdir. Monarşik, teokratik, feodal ve oligarşik düzenlerin bertaraf edilmesinin yolu, bu ilkelerle açılır.

Emperyalizm bu nedenle bu ilkelerin tamamına karşıdır. Çünkü bu ilkelerin geçerli olduğu ve uygulandığı bir düzeni hiçbir güç kolay kolay sömüremez. Din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden bölünmüş, parçalanmış ve kutuplaşmış bir ülke, kamusal gücü, devlet gücü zayıflamış, kurumları özelleştirilmiş bir ülke, emperyalizm için elverişli sömürü alanıdır.

Bir ülkenin din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden bölünmesi, parçalanması ve kutuplaşması için, din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapan siyasi partilerin olması ve bu siyasi partilerin iktidara gelip siyasetlerini halkın tamamına dayatması gerekir. Aksi takdirde o ülke din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden bölünmez, parçalanmaz, kutuplaşmaz.

Bir ülkede farklı dinlerin, mezheplerin ve etnik kimliklerin var olması, bölünmenin, parçalanmanın ve kutuplaşmanın nedeni olmaz. Bölünme, parçalanma ve kutuplaşma, dinlerin, mezheplerin ve etnik kimliklerin siyasallaşması ve halka dayatılması sonucunda oluşur.

AKP, MHP, HDP gibi siyasi partiler, din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden siyaset yapmaktadırlar.

AKP ve MHP iktidarda oldukları için ve din, mezhep, etnik kimlik üzerinden yaptıkları siyaseti halka dayattıkları ve bir baskı ortamı kurdukları için, din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden bir bölünme, parçalanma ve kutuplaşma yaşanmaktadır. AKP ve MHP emperyalizme hizmet eden siyasi partiler konumundadırlar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Osman Kavala 25 Ekim 2021
Suriye operasyonları 18 Ekim 2021
Jeostratejik afyon 4 Ekim 2021