Özdemir İnce

Ayıptır yahuu!

01 Mart 2020 Pazar

“Eşeğini dövemeyen semerini döver” atasözünün açıklaması ve anlamı şöyle: Kendisinden güçlü olan bir kişiye diş geçiremeyen, ona bir şey yapamayan biri, o güçlü kişinin yakınlarına veya malına zarar verir. Ben bu atasözüne bir başka söyleyiş öneriyorum: “Sahibini dövemeyen (onun) eşeğini döver!”

***

Bir devletin kendi sınırları içinde, toprakları üzerinde bulunan meşru ya da gayri meşru mülteciye, sığınmacıya, istedikleri yere gitsinler diye, gümrük kapılarını açması ne demek? Çünkü Suriye’nin Türk askerlerine saldırması üzerine, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere değişik resmi ağız, Türkiye Cumhuriyeti’nin gümrük kapılarını açacağını dünyaya ilan etti.

Gümrük kapıları, sonsuz bir boşluğa değil de bir komşu ülkeye açıldığı için, uluslararası kuruluşlara üye ve bu kuruluşların kurallarını kabul etmiş hiçbir ülke böyle bir şey yapamaz.

Ama Saray hükümeti böyle bir şey yaptı!

***

Bunu duyan (ama bence daha önce haberdar edilmiş) mülteci ve sığınmacı kitlesi, Suriye, Irak, İran, Azarbeycan, Ermenistan ve Gürcistan sınır kapılarına değil, doğruca Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarına hücum etti. Dediklerine göre, güya Erdoğan emir vermiş. Sanki Erdoğan’ın emri Yunan ve Bulgar kapılarında geçermiş gibi. Bu çaresiz insanlara kızamıyorum, bu kadar kafasız olmalarına üzülüyorum. Amaçları Yunanistan ve Bulgaristan’da kalmak değil, Almanya’ya, Belçika’ya, Fransa’ya, Birleşik Krallıklar’a  gitmek. Bunca sınırları nasıl geçecekler, nasıl aşacaklar? Çocuklara acıyorum ve bu yazıyı da o masumlar için yazıyorum.

***

Bu istenmeyen göçlerin nedeni ve sorumlusu kuşkusuz kapitalizm ve emperyalizm (bu sözcüğü çok ender kullanırım)! Pakistanlı, Afgan, Iraklı, Suriyeli, Afrikalı yoksullar, ezilmişler, paryalar! Bu başlangıç! Gelecek yıllarda tarihöncesi yapılanlara benzer göçler olacak.

Şu anda Türkiye konumu icabı depo olarak, dağıtım merkezi olarak seçilmiş durumda. Ama Türkiye tek başına bu göçleri karşılayamaz. Öyle bir an gelir ki Türkler de göçlere katılır.

Şu anda Türkiye’de bulunan Suriyelilerin sorumlusu AKP ve Saray hükümetleri. Tamam! Ama bunda bizzat Suriye’nin, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Birliği’nin, Rusya’nın ve İran’ın da payı var. Suriye gailesi ve Türkiye’de bulunan mülteciler, sadece bu ülkeyi değil, komşularını, Avrupa’yı ve dünyayı tehdit ediyor.

***

Çözüm yolu: Yunanistan ve Bulgaristan kaplarını açmamakta haklı. Çünkü hedef komşu ülkeler de kapılarını açmaz. Bu durumda, yanlarına Türkiye’yi de alarak Avrupa Birliği’ne ve Birleşmiş Milletler’e çözüm için başvurmak zorundalar. Bu kuruluşların üyeleri maddi güçleri ve nüfuslarıyla orantılı olarak Türkiye’de bulunan mültecileri almayı kabul edecekler.

Ama mültecilerin isteklerine ve kabul edecek ülkelerin seçmesine göre değil, kura ile.

AKP hükümetinin mültecilere AB’nin vereceği para karşılığı hancılık yapmayı kabul etmesi ülkenin onurunu lekelemişti ama bunu düşünmediler bile. Bu durum ve koşul sürdürülemez. Bu ülke kimsenin hancısı ve dadısı olamaz. Üstelik mülteciler için “ihale” yönteminden yararlanamazlar.

***

Benim, kimseyle ortak olmayı kabul etmeyen, sıradan ama bağımsız aklım başka bir çözüm yolu görmüyor. Meğerki güç ve para babası ülkeler günümüzün ve geleceğin mültecileri için iki Kutup bölgesini yurt yapmasınlar! Ayrıca ABD ve Rusya’nın Sibiryası’nda boş yerler var.

Bu da düşünülmeli!


Yazarın Son Yazıları

Dinin vesayeti 22 Mayıs 2020
Üç Silahşörler 19 Mayıs 2020
Orkestra ve hükümet 17 Mayıs 2020
Darbe, ihtilal, isyan 12 Mayıs 2020
Kuran’da korona 28 Nisan 2020
İşleyen yara 26 Nisan 2020
Evet, 100 yıl oldu 24 Nisan 2020