Özdemir İnce

Muhalefet ve iktidar

14 Haziran 2020 Pazar

İnsan, Tanrı ve bilimi keşfederek insan oldu. Tek Tanrılı üç dinin keşfi milyonlarca yıl sonradır. Bilimin muhatabı din değil, zaten olamaz, bilimin muhatabı Tanrı’dır. Tanrı, yarattığı dünyayı güzelleştirmek için çalışan bilim adamlarını sever ama kendisini yanlış anlatan, çıkarları için yalan söyleyen, dolandırıcılık yapan, doğayı ve insanları sömüren din adamlarından nefret eder.

Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu kaygısı bireysel bir sorun. Varlığı kadar yokluğu da bireysel bir tercih, bir seçim. Genelleştirilemez. Evrensel ölçekte önemli olan şudur: Evrenin, dünyanın ve insanın varlığı. Güzelim evreni, güzelim dünyayı, güzelim flora ve faunayı kim ve ne yaratmış olursa olsun, insanlar “olmuş”, akıl ve imgelem gücü kazanmış ve her şeyi emanete almış… Ne mutlu insana ve ne güzel!

***

Din adamları olmasaydı, ne sözde din düşmanlığı ne de dinlerarası düşmanlık olurdu. Bazı konularda aracılar, taşeronlar işe yarayabilirler ama bunlar ve onlar (yani kimileri) insanların ve toplumun işlerinde nifak yaratırlar, iflaslara yol açarlar, Çünkü çalarlar, kendi hesaplarına çalışırlar.

***

Muhalefetin “hayır” demekle sınırlı olduğu sanılmamalı. Başkalarının “evet”inden başka bir “evet” olmalı yoksa muhalefet yapılamaz. Demek ki sizin olan bir “evet” ve size ait bir “hayır”ınız olacak muhalefet yapmak için. Hem evet’iniz hem hayır’ınız olmalı.

Buna program ya da dünya görüşü denir. Bu program ve dünya görüşü nesnel dünya ve gerçekliğin size ait yorumudur. Özgür seçiminizdir ve ancak bu özgür seçimle var olursunuz ve başkalarının varlığını kabul edip ona saygı gösterirsiniz. Bu evet ve bu hayır özgür olmadan demokrat olunamaz. Özgürlük olmadan demokrasi ol(a)maz; demokrasi olmadan özgürlük canlı kalamaz.

***

Demokratik iktidarın tasviri: Yıllar önce, Özal yasaklı siyasetcilerin yasaklarının kaldırılması konusunda bir halkoylaması (referandum) yaptırıyordu. Tanıdığım bir Adalet Parti ileri geleniyle konuşuyorduk. Bana “Özdemir, sence sol, yasakların kaldırılması konusunda olumlu oy verir mi” diye sordu. “Elbette, verirler, ama size bir sorum var: İktidara gelirseniz, Ceza Kanunu’ndaki 141 ve 142. maddeleri kaldırcak mısınız?” Konuşmanın devamı söyle oldu:

- Sol kendisi iktidara gelince 141 ve 142’yi kaldırır, dedi

- Sol iktidara gelince (gelirse) 141 ve 142’yi elbette kaldırır ama bir başka 141 ve 142’yi sizin için getirir, dedim.

- Olur mu öyle şey, dedi.

- Neden olmasın, demokrasi iktidarın muhalefete demokratik haklarını vermesidir, dedim.

- Biz demokrasiyi hiç böyle düşünmemiştik, dedi.

Daha sonra Süleyman Demirel’le konuşmuş olmalı ki Demirel’in solun liderleri hakkındaki konuşmaları değişti.

***

Sağ’ın demokrasiyi anlaması ve içine sindirmesi çok zordur. Hele iktidara gelmeyi Cumhuriyet rejimini değiştirmek için bir kaçırılmaz fırsat sayanlar için. İktidardayken rejimi değiştiremeyenler, iktidardan giderlerse seçimle bir daha iktidara gelemeyeceklerini bildikleri için, gözleri döner, hırsları artar ve artık yapamayacakları yoktur.

Ülkeyi “bizimkiler ve ötekiler” diye iki kampa bölerler, muhalefeti ve karşıtlarını düşmana ve şeytana dönüştürmek için, artık her şeyi göze alırlar, çılgınlık yapmaktan çekinmezler.

Çünkü birey olamadıkları için özgür değildirler, bir şeyhleri olduğu için kullaşmışlardır. Kendi akıllarıyla düşünemezler, kendi akıllarını Ortak Akıl’a teslim ettikleri için kul ve köle olmuşlardır.

***

Kendilerini dünyanın sahibi sanırlar. Kendileri kendilerince “beriki” oldukları için “ötekiler”e pay vermezler. “İktidar”ı mülk edinirler. İktidarı demokratik olarak paylaşmak istemedikleri için tapusuna sahip olmak isterler. Kafalarında yasal suç kavramı yoktur.

Bu durumun şiirini Siyasetnâme (1984) adlı kitabımdan okuyalım mı?

***

“Eli halk üzerinde uzundur hükümdarın tez erişir, / öyleyse halk için kendini niçin perişan eylesin, / şanından sayılır ayaktakımının sırtına yük vurmak.// Alanlarda birikmeyi, alkış tutmayı sever halk / ama hangi elindedir bilebilir misin paslı hançer, / halkı yensen, yendim diye övünebilir misin, // fetihname çıkartabilir misin komşu beyliklere, fetih şiirleri yazdırabilir misin birkaç kese altına? // Halk aman diler mi sanırsın ey bre gafil!”


Yazarın Son Yazıları

Soysuz yalan 4 Ağustos 2020
Yalan bozmak 28 Temmuz 2020
Kan uyuşmazlığı 21 Temmuz 2020
Nasıl bir düzen? 19 Temmuz 2020
‘İktidar Bozar’ 17 Temmuz 2020
Tele 1’den çağrı 14 Temmuz 2020
RTÜK’ün kılıcı 12 Temmuz 2020
Lorand Gaspar 7 Temmuz 2020