Saygı Öztürk’ün 3 Nisan 2026 tarihli ve “Sandığa Gitmeyenler ve Barajı Aşamayanlar Partisi” başlıklı yazısından aktarıyorum:
[9 milyon seçmenin oyu
- Her 1000 seçmenden 254’ünün oyunu alacağı hesaplanan CHP 16 milyon 428 bin oy ve yüzde 31.1 oy oranıyla birinci parti.
- 14 milyon 657 bin oy alacağı hesaplanan AKP’nin, yüzde 27.7 oy oranı ile ikinci parti olacağı öngörüldü.
- Üçüncü en büyük grubu 11 milyon 897 bin seçmen ile “sandığa gitmeyecek veya geçersiz oy kullanacak seçmenler” oluşturuyor.]
Bu hesaba göre: “Sandığa gitmeyecek veya geçersiz oy kullanacak seçmenler”in sayısı 11 milyon 897 bin imiş.
Bir vatanın vatandaşı, bir yurdun yurttaşı olmak insanlar için temel hakların en önemlisidir, yaşama hakkından sonra... Ama bedavaya değil. Yükümlülükler, zorunluluklar var. Seçmekten kaçamazsın. Seçmek zorundasın!
Sandığa gitmeyenlere, gitmeyi düşünmeyenlere “Elemtere fiş, kem gözlere şiş” dedikten sonra ağız dolusu bir “YUUUUUHHHHHHH!” çekip eşek nalından bir madalya verelim! Bu nasıl bir ahmaklık! Bu nasıl bir küstahlık! Neden sandığa gitmeyeceksin? Bunu, vatandaşlık bilinci ve ortak sorumluluk açısından kuşkusuz yorumlayıp kınayacağız mutlaka. Üşenmeden sandığa gidip de “geçersiz” oy kullanacak megalomanlara gelince: Zavallılar acınacak durumlarının farkında bile değiller.
1 Eylül 2026 günü 90 (doksan) yaşıma gireceğim! Artık benden kibarlık ve hoşgörü türünden ıvır zıvır beklemeyin! Layık olanlar mutlaka falakaya yatırılacak. Zahmet edip de sandığa gidecekmiş de ama geçersiz oy verecekmiş! Vatandaş ve yurttaş değil misin? Bu ne hödükçe kendini beğenmişlik. Bu ne akılsızlık! Geçersiz oy kullanmak AKP’ye oy vermek değil midir, bre küncü beyinli?
Şimdi beni iyi dinle: Seçimde “tarafsızlık”, statükoyu korumak anlamına gelir. Belki anlamını bilmiyorsundur statükonun. Statükonun Fransızca yazılışı status quo şeklindedir. Latince kökenli olan bu ifade, Fransızcada mevcut durumu veya mevcut düzeni koruma anlamında kullanılır. “Mevcut durum” “AKP” demektir, “R.T. Erdoğan” demektir. Peki sen neredesin? Bu soruyu yanıtlamadan önce Ziya Gökalp’ın şu şiirini bir oku bakalım:
“Ahlak yolu pek dardır
Tetik bas, önü yardır
Sakın ‘Hakkım var’ deme
Hak yok, vazife vardır
Hak milletin, şan onun
Gövde senin, can onun
Sen öl ki o yaşasın
Dökülecek kan onun”
Ziya Gökalp bireyi yok sayarak toplumu öne çıkarıp mihenk taşı yapıyor. Bilinçli toplum bilinçli bireylerden oluşur. Toplum insan vücudu ise insanlar onu oluşturan ve yaşatan organlar gibidir. Toplumu oluşturan bireyin toplum içinde ve toplum karşısında sorumluluk ve hakları kadar yükümlülük ve görevleri vardır. Bu sorumluluk ve görevler hayvan sürülerinde içgüdüseldir. İnsan sürüleri bilinç sayesinde toplum olur. Toplumda birey sürülükten kurtulmak ve özgür olabilmek için kaçınılmaz sorumluluklarını yüklenmek zorundadır. “Zorunda olmak” insanın bilinç durumudur.
11 Milyon 897 bin insan önümüzdeki genel seçimlerde “sandığa gitmeyecek veya geçersiz oy kullanacak” imiş. Utanmaları gerekirken bir de bu kararları ile akılsızca böbürleniyorlar. Seçim, bir anlamda iyi ile kötünün kavgasında ya da yarışında vatandaşı taraf tutmaya zorlar. Vatandaş, bu seçimde tarafsız kalamaz. Oy vermemek vatandaşlık hakkını kullanmamak anlamına gelir. Tarafsız olan mutlaka “bertaraf” olur. Bertaraf olmak, bir tehlikenin, sorunun veya istenmeyen bir durumun ortadan kaldırılması, giderilmesi, yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesi anlamına gelir. Genellikle olumsuz bir unsurun saf dışı bırakılmasını ifade eder. Tarafsızlık da bir numaralı “olumsuz unsur”dur ki canı cehenneme!
2026 bütçesinin TBMM görüşmeleri bu yazıyı yazmaya giriştiğim günlerde (4.04.2026) başlıyor. Meclis Başkanlığı’na sunulan öneri 23 Ekim’de plan ve bütçe komisyonuna gelecek. 18.9 trilyon lira gider, 16.3 trilyon lira gelir öngörülen bütçe teklifinde, bütçe açığına denk bir faiz ödemesi yapılması bekleniyor. Ayrıca gelir vergisinden 3.6 trilyon, kurumlar vergisinden 1.7 trilyon, ÖTV’den 2.5 trilyon ve KDV’den 3.5 trilyon liralık gelir hedefleniyor. Velakin ve amma vergi harcamaları adı altında 3.6 trilyon tutarında vergiden, istisna ve muafiyetler kapsamında vazgeçiliyor. Ama neden vazgeçiliyor? Bunun açıklaması yok! Belki de sandığa gitmeyecek veya geçersiz oy kullanacak 11 milyon 897 bin seçmen bunun nedenini biliyordur.
İnsan olmak zorunda olduğu “şey”i olmak zorunda olan bir yaratıktır. Ve o “şey” de olumlu bir şeydir!