Atatürk’e Nobel adaylığı...

10 Eylül 2021 Cuma

Atina’da görevliyken “Eleftros Venizelos Vakfı”nda sıkça araştıma yapıyordum. Vakfın görevlisi, bir gün bana üç sayfalık bir mektup kopyası verdi. Mektubu, Venizelos, 12 Ocak 1934’te Fransızca yazmıştı ve Mustafa Kemal Atatürk’ü “Nobel Barış Ödülü”ne aday gösteriyordu!

Çok şaşırmıştım! Belgeye inanamamıştım! Vakfın görevlilerinden mektubun örneğini aldım...

Belgenin doğruluğundan emin olmak için, Atina’daki Norveç Büyükelçiliği’ne başvurdum. Oslo’dan gelen yanıt, “Doğrudur...” idi. Mektubun veriliş tarihinden 47 yıl sonra gün yüzüne çıkardığım ve 1981’de Atatürk’ün 100. doğum yıldönümünde açıkladığım, Venizelos’un Nobel Komitesi’ne mektubu şöyle:

“Sayın Başkan,

Yedi yüzyıla yakın bir süre boyunca tüm Yakındoğu ve Orta Avrupa’nın büyük bir bölümü, yankıları çok daha geniş olan savaşlara sahne olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ve sultanlarının mutlakıyetçi rejimi, bunun başlıca nedenini teşkil etmiştir.

Hıristiyan halklarının dayanılmaz bir baskı boyunduruğuna tabi kılınması, bunun doğal sonucu olarak haçı, aya karşı çıkaran dini savaşlar, özgürlüklerini isteyen bütün bu halkların ardı ardına gelen ayaklanmaları, sultanların Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki etkilerinin devam ettiği sürece, aralıksız bir tehlike kaynağı olarak ortaya çıkan bu durumu yaratmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın ulusal hareketinin hasımlarına karşı 1922 yılındaki zaferinden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, gelecekte barış için yeni ve vahim tehlikeler ortaya çıkaracak bu hoşgörüden yoksun ve istikrarsız bu duruma kesin biçimde son vermiştir.

Gerçekten, bir ulusun yaşamında bu kadar kısa bir süre içinde bu derece köklü bir değişim ender gerçekleştirilmiştir.

Hukuk ve din kavramlarının karıştırıldığı teokratik (dinsel) bir rejim altında, çökmekte olan bir imparatorluğun yerini ulusal, modern canlılık ve hayatla dolu bir devlet almıştır.

Büyük reformcu Mustafa Kemal Paşa’nın itici gücüyle sultanların mutlakıyetçi rejimi kaldırılmış ve devlet açıkça laik olmuştur. Ulus, tümüyle ve haklı olarak ihtiraslı biçimde uygar ulusların öncüleri arasında yer almak üzere gelişmeye doğru atılımda bulunmuştur.

Ayrıca barışın güçlendirilmesi hareketi, belirgin biçimde etnik, modern Türk devletine bugünkü görünümünü sağlayan iç reformlarla birlikte sürdürülmüştür.

Gerçekten, etnik ve siyasal sınırlarından açıkça memnun Türkiye, komşularıyla tüm toprak sorunlarını çözümlemiş ve böylece Yakındoğu’da barışın temel direği olmuştur.

Husumet içinde geçen uzun yüzyıllar boyunca Türkiye ile kanlı savaşları sürdürmüş biz Yunanlar, eski Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini alan bu ülkedeki köklü değişikliğin etkilerini ilk olarak duyabilme fırsatını elde ettik.

Küçük Asya felaketinin hemen ertesinde, savaştan bir ulusal devlet olarak çıkmış ve yeniden sağlığına kavuşmuş Türkiye ile anlaşma olanağını görerek ona elimizi uzattık ve o da bunu içtenlikle kabul etti ve sıktı.

Barış arzusunu besledikleri takdirde, en tehlikeli anlaşmazlıkların ayırdığı halklar arasında anlaşma olanağı için bir örnek oluşturacak bu yakınlaşmadan ilgili iki ülke için olduğu kadar Yakındoğu’da barış düzeninin korunması için de yalnızca olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

İşte! Barış sorununa bu değerli katkıyı sağlayan kişi Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Mustafa Kemal Paşa’dır.

Yakındoğu’da, barış yolunda yeni bir çağ açan Yunan - Türk anlaşmasının imzalandığı dönemde, 1930 yılındaki Yunan hükümetinin başkanı kimliğiyle, şimdi Nobel Barış Ödül Komitesi’nin seçkin üyeleri önünde Mustafa Kemal Paşa’nın adaylığını bu onur ödülüne layık olarak önermekten şeref duymaktayım.

En derin saygılarımın kabulünü rica ederim Sayın Başkan.

Saygılarımla, Eleftherios Kyriakou Venizelos.”

***

Venizelos, Nobel komitesine gönderdiği mektuptan dört yıl önce, 1930’da heyetiyle birlikte Ankara’yı ziyaret etmiş, Ankara Palas’ta verilen davette Mustafa Kemal Atatürk ile “baş başa” görüşmüş ve dönemin Başbakanı İsmet İnönü’yle “Türk-Yunan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması”nı imzalamıştı.

Venizelos da 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması’nı imzalayanlardan biriydi. Bundan sonra Türkiye’de 29 Ekim’de Cumhuriyet kurulmuştu...

***

Atatürk, görüşmeyi mükemmel biçimde Yunanca yapmıştı... Bugün Türkiye’de, pek çok kişi, Atatürk’ün Yunanca konuştuğunu bilmez... Selanik doğumlu Atatürk, ilk tahsillerini Yunanistan’da yaptıktan 18 yıl sonra Türkiye’ye gelmişti...

Bu dostluk ve işbirliği anlaşmasının bazı maddeleri şunlardı:

“- Türkiye ve Yunanistan, kendilerine saldıracak başka bir ülke ile herhangi bir anlaşma yapmayacak,

- İki ülke arasındaki görüş ayrılıkları ilk olarak müzakereler yoluyla çözülecek, müzakerelerden sonuç alınamazsa uluslararası mahkemelere başvurulacak.

- Ülkelerden birinin, üçüncü bir ülkenin saldırısına uğraması halinde diğer ülke tarafsız kalacak...”

Bu anlaşmadan sonra İnönü, 1931’de Balkan Oyunları’nı da izlemek için Atina’ya resmi bir ziyaret yaptığında, Yunanistan’ın başkentinin ana caddeleri Türk ve Yunan bayraklarıyla donatılmış, Türk konuklar, yollarda sevgi gösterileriyle karşılanmışlardı...

1934’te Nobel Barış Ödülü. Atatürk’e değil, “Milletler Cemiyeti” önderliğinde düzenlenen “Dünya Silahsızlanma Konferansı”na katkıları nedeniyle, İngiltere Dışişleri Bakanı olan siyasetçi Arthur Handerson’a verilmişti.

VENİZELOS KİMDİR?

Venizelos, Osmanlı egemenliğinde bulunan ve Yunan nüfusunun fazla olduğu bölgeleri de Yunanistan topraklarına katmayı amaçlayan “Megali İdea”nın (Büyük Fikir) mimarı ve modern Yunanistan’ın en önemli siyasetçilerinden biri olarak biliniyor.

Venizelos, Yunanistan’da 7 dönem başbakanlık yapmıştı. Başbakanlığı sırasında, 1919’da İzmir’i işgal eden Yunan ordusunun Aydın’ı kapsayan bir bölgede kalmasını istiyordu.

Venizelos, Yunanistan’da 1920’de seçime gitti. Seçimleri “Çocuklarımızın Anadolu’da ne işi var, onları geri getireceğiz” söylemleri ile muhalefetteki Kral I. Konstantin yanlısı partilerin koalisyonu kazanmıştı.

Ancak göreve gelen hükümet, İngiltere ve Fransa’nın uyarılarına karşın, Yunan ordusunu geri çekmedi ve orduya Ankara’ya ilerlemesi emri verdi. Yenilgiden sonra Yunanistan’da askeri darbe yapıldı.

Ankara’ya ilerleme emrini veren, ikisi başbakanlık yapmış beş siyasetçi (Dimitrios Gounaris, Georgios Baltatzis, Nikolaos Stratos, Nikolaos Theotokis, Petros Protopapadakis) ile ordunun “Küçük Asya (Anadolu) Komutanı” Georgios Hatzianestis, aceleyle kurulan Askeri Mahkeme’de “vatan hainliği” suçlamasıyla yargılandılar.

Yargılanan altı kişi de suçlu bulundu ve kurşuna dizildiler...

***

Bu haberim bana Yunanistan’ın ve Türkiye’nin iki ayrı seçici kurulu kararıyla “Abdi İpekçi Barış Ödülü”nü kazandırmıştı... Haber, çeşitli dünya basınında yayımlanmıştı... Sonraki yıllarda Türkiye dahil yabancı basın haberlerinde adım geçmez oldu!

***

Kıbrıs Rum Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere önce ders kitabının Atatürk’ün “Türkiye’nin Muhteşem Kahramanı” yazılı sayfasının yırtılmasını bildirmiş, sonradan da kitabı toplatmış!

Rum Eğitim Bakanlığı bu yazıyı lütfen okusun...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları