2024’te ilk 5 ekonominin 4’ü Asya’dan olacak... Ya Türkiye?

17 Temmuz 2020 Cuma

Bol keseden sallamak kolaydır. Hele karşına “her dediğine kafa sallayan” bir kitle almışsan; kendi yandaş ana akım medyanı yaratmışsan; karşı çıkan her kesimi bir şekilde susturmanın yolunu bulmuşsan...

Daha geçen ayın sonunda vermişti müjdeyi sayın Cumhurbaşkanı.

Ekonomideki toparlanma sinyallerinin oldukça güçlü olduğunu belirtmiş ve “Bu süreçten hızlı bir şekilde çıkacağımıza inanıyorum. Ekonomide büyük bir ivme bekliyoruz. Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma hedefimize hiç olmadığımız kadar yakınız” demişti.

Erdoğan’ın kafasındaki Türkiye hedefine nasıl yaklaşacak bilemeyiz ama içinde bulunduğumuz ülke, bırakın ilk 10 ekonomi arasına girmeyi, geriledikçe geriliyor. Krizi giderek derinleştiriyor.

İşsiz ordusu büyüyor ve daha da büyüyecek. Zaten kronik bir işsizlik vardı; pandemi bunu hızlandırdı, artırdı. Makyajlı TÜİK verilerini bir kenara bırakırsak DİSK verilerine göre ülkede 17.7 milyon gerçek işsiz var. Genç işsizlik ise yüzde 25’e dayandı. Çalışma yaşında olan her 4 gençten biri işsiz. İş bulamıyor.

Hanehalkının borç yükü ağırlaşıyor. Ülkeden sermaye çıkışı hızlandı, paranın değeri her gün daha eriyor... Toparlanamıyoruz. Toparlanamayız... Çünkü yanlış politikalarla doğru yolda ilerleyemezsiniz. Üretime, eğitime, bilime odaklanmadan; gelir eşitsizliğini azaltmanın yollarını bulmadan bunun çözümü yok.

2024’ün ilk 5’i

Aşağıdaki grafik ibretlik. Dünyanın en büyük 10 ekonomilerindeki değişimi gösteriyor. Dünya Bankası ve IMF’nin ortak çalışması.

2024 yılının öngörüsü: Bırakın ilk 10’u; ilk en büyük 5 ekonominin 4’ü Asya’dan. İlk sırada Çin. İkinci ABD. Sonra sırasıyla Hindistan, Japonya ve Endonezya... Dünyanın ekonomik güç merkezi hızla doğuya kayıyor. 1992 yılında ne Hindistan ne Endonezya vardı ortada. 2008 yılında da ilk 10 içinde değildiler. Nasıl başardılar? Ya da soruyu şöyle soralım: Bizim yapamadığımızı onlar nasıl yaptılar? Onlar da bizim gibi “bilim ve eğitimi geri plana itmiş” olsalardı yine de ilk 5 içinde yer alabilirler miydi? Yanıtınız hayır değil mi?

Asya’nın gelişen orta sınıfı, GSYİH’deki kıtasal değişimin nedenlerinden biri. Küresel ekonomiye yeni giren 2.4 milyar insandan bahsediyoruz. Endonezya’nın yanı sıra Filipinler ve Malezya’nın da önümüzdeki yıllarda işgücünü önemli ölçüde büyütmesi ve ortalama harcanabilir gelirlerini artırması bekleniyor.

Çin’in Huawei’si ve Hindistan’ın Tata’sı gibi başka yeni Asya çokuluslu şirketlerinin küresel sahnede ortaya çıkacağı kesin. Asya-Pasifik’teki gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler, harıl harıl yoksulluğun, altyapı eksikliğinin ve diğer önemli engellerin üstesinden gelme yarışındalar. Dijital dönüşümün mevcut iş alanlarını da dönüştüreceğinin bilincindeler ve eğitim politikalarını buna göre şekillendiriyorlar.

Bilim üretmeden teknoloji üretemeyeceklerinin çok iyi ayırdındalar. Özellikle de temel bilimlere yönelik araştırmalara büyük fonlar aktarıyorlar. Çünkü temel bilimlerde belli bir yetkinliğe ulaşmadan teknolojide dışa bağımlılığı azaltmanın çok zor olduğunu biliyorlar.

Türkiye’nin bilimsel makale sayısı Çin’in sadece yüzde 7’si kadar. Çin gibi Hindistan, Güney Kore ve Brezilya’da bilim ve eğitimi odaklarına alan ülkeler.

Sonuç: Onlar orta sınıflarını zenginleştirerek, yeni küresel markalar yaratarak büyüyor. Türkiye ise uluslararası ticarette yenilik ve katma değerli yeni teknolojilerle değil orta ve düşük teknolojisi ile pay almayı sürdürme peşinde. Bundan vazgeçmedikçe ilk 10 büyük ekonomi hedefi “boş bir söylem” olmanın ötesine geçemez.


Yazarın Son Yazıları

Uslu dur, itaat et... 24 Temmuz 2020