Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

20.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor. Bir yanda yapay zekâ çağının eşiğinde, hızla dönüşen bir uygarlık; diğer yanda hâlâ bombaların, sınırların ve kimlik savaşlarının belirlediği bir gerçeklik. Aynı gezegende ama aynı hikâyede değiliz. Bu bayrama da böyle giriyoruz ne yazık ki...

Önceki gün İstanbul Saraçhane’de on binlerce insan bir araya geldi. Bu, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yılıydı. Aynı zamanda bu süreçte düzenlenen 99. miting.

Kalabalık yalnızca bir siyasi destek gösterisi değildi; aynı zamanda bir duygu halinin dışavurumuydu. Adalet, temsil, irade... Bu kavramların ne anlama geldiği üzerine süren bir tartışmanın meydandaki karşılığıydı.

İmamoğlu’nun gönderdiği mektupta yer alan şu ifade, aslında bu tartışmanın özünü özetliyordu: “Bir yıldır adalet ve demokrasi mücadelesi veriliyor.” Nereye evrilecek? Nasıl evrilecek? Bilinmiyor. Ama bilinen bir şey var: Bu mücadele kolay kolay bitmeyecek.

HABERMAS’IN DÜŞÜNCELERİ

Tam da böyle bir eşikte, birkaç gün önce 96 yaşında hayatını kaybeden Jürgen Habermas’ı hatırlamak gerekiyor. Bu yalnızca büyük bir filozofun kaybı değil, aynı zamanda bir dönemin ve bir düşünme biçiminin geride kalışı. Habermas’ın düşüncesi, 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın tarihsel travması içinde şekillendi. Nazi rejiminin yarattığı yıkım, onun için her zaman bir uyarıydı: Demokrasi geri dönebilir, hatta çökebilir. Bu nedenle hayatı boyunca otoriterliğe, tarihsel inkâra ve demokratik gerilemelere karşı ses çıkardı.

Onun temsil ettiği dünya -akla dayalı tartışma, kamusal diyalog ve demokratik meşruiyet- bugün giderek aşınan bir zemine dönüşmüş durumda.

Elbette şu notu da düşmek gerekir: Habermas, Gazze ve Ukrayna savaşları konusunda benimsediği temkinli tutum nedeniyle sert eleştirilerle karşılaştı. Evrensel ilkeleri savunan bir düşünürün, somut krizlerde aynı tutarlılığı gösterip göstermediği tartışmaya açıldı.

Bugün ise dünya, tam tersine bir yöne savruluyor.

Tartışmanın yerini sloganlar, diyaloğun yerini kutuplaşma, aklın yerini ise çoğu zaman güç alıyor.

Habermas’ın hayatı boyunca savunduğu o kamusal akıl fikri, geri çekiliyor. Oysa onun uyarısı çok netti: Eğer toplumlar konuşma kapasitesini kaybederse geriye sadece güç kalır.

İstanbul’daki o kalabalık, yalnızca bir siyasi figüre destek değil; susturulmak istenen bir toplumun “Buradayız” deme biçimidir. Bu, konuşma ve itiraz etme hakkının gaspına karşı doğrudan bir meydan okumadır.

Yani bir bakıma, Habermas’ın tarif ettiği kamusal alanın hâlâ var olduğunu hatırlatan bir eylem biçimi...

Ama aynı zamanda bir soru işareti: Bu sesler gerçekten duyuluyor mu?

Yoksa yalnızca birbirine çarpıp geri mi dönüyor? Nasıl farklı bir mücadele biçimine dönüştürülebilir?

Ve belki de tam bu yüzden mesele sadece siyaset değil; doğrudan hayatın kendisi.

Topu topu bir hayatımız var.

Sınırsız değil. Her gün biraz daha eksilen bir zaman dilimi... Ve her günün sonunda aynı soruyla baş başayız: Başımızı yastığa koyduğumuzda içimiz rahat mı? Belki de insan hayatının en yalın ölçüsü bu.

İnsan, evrimsel olarak yalnız kalmak üzere değil, birlikte yaşamak üzere var olmuş bir tür. Hayatta kalmamızı sağlayan şey, yalnızca rekabet değil; işbirliği, empati ve adalet duygusuydu. Ama yine insanlığın kara talihi bu sesi bastırmayı iyi öğrendi.

Savaşların ortasında, krizlerin içinde, siyasetin sert dilinde... Vicdan çoğu zaman bir zayıflık gibi sunuluyor. Oysa belki de insanı insan yapan son sağlam zemin hâlâ orası.

Bayram tam da burada anlam kazanıyor.

Kimi sofralarda kahkahalar yükselecek.

Kimi sofralarda ise bir sandalye boş kalacak.

Kimi insanlar sevdiklerine sarılacak.

Kimi insanlar ise bir duvarın öte yanında, zamanı saymaya devam edecek. Bir ömürden eksilen günler...

Ve belki de en ağır soru şu:

Geri gelmeyecek bir zamandan çalınan yılların telafisi var mı?

Yok ne yazık ki...

Yazarın Son Yazıları

Zaman algısı... 3152 gün... Osman Kavala... Ve diğerleri...

Son derece ağır hareket eden kaplumbağalar dünyayı yanlarından hızla akıp gidiyormuş gibi mi deneyimliyor?

Devamını Oku
19.06.2026
Kadın bedeni... Ortak payda

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Devamını Oku
12.06.2026
Öfkeyi doğru yönetebilmek...

Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı.

Devamını Oku
05.06.2026
Mutlak butlan; mutlak kırılma...

Çok parçalı, uzun soluklu kurgunun önemli bir mihenk taşı oldu geçen perşembe açıklanan mutlak butan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesi.

Devamını Oku
29.05.2026
Gençliğini kaybeden ülke

“Asım’ın nesli”, “Fatih’in ruhu”, “TEKNOFEST kuşağı”, “imanlı ve ahlaklı gençlik”, “Türkiye Yüzyılı’nın mimarları”...

Devamını Oku
22.05.2026
Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye

Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar...

Devamını Oku
15.05.2026
102 yıllık bir gazete...

Şişli’de gazetenin bahçesindeyiz...

Devamını Oku
08.05.2026
1 Mayıs’ı farklı okumak...

İnsanın emeği üzerinden yükselir kapitalizm.

Devamını Oku
01.05.2026
23 Nisan... Çocuklar... Gelecek...

Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Devamını Oku
24.04.2026
Okulda şiddet... Sorun sistem ve çok daha derin

İki korkunç katliam.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın paradoksu: ABD’nin rakipleri mi güçleniyor?

İlginç bir paradoks yaşanmıyor mu?

Devamını Oku
10.04.2026
Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025