Bizim sokak... Gülibrişim... Çocukluğum
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Bizim sokak... Gülibrişim... Çocukluğum

31.07.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bizim ev sokağın tam ortasındaydı. Önünde devasa bir gülibrişim ağacı. Gölgesinde buluşurduk bütün sokağın çocukları..

Postacı Ömer Amca ve eşi Vesile Hanım Teyze’nin çocukları Yaşar ve Hülya; Çımacı Ali Efendi’nin oğlu Hüseyin; Mösyö İstavro dönemin önemli yağ tüccarlarındandı. Torunları vardı. Kristina benimle yaşıttı. Angela bizden daha küçüktü, kuzenim Elif’in yakın arkadaşıydı.

Karşımızdaki ahşap binada Madam Frosa otururdu. Yaşlı ve yatalaktı. Ona Malatya Pötürge’den gelen bir aile bakardı. Çocukları Zemine, Şaban ve Feridun.. Sokakta hemen herkes Madam Frosa’ya yardım etmeye çalışırdı. Onların yanındaki müstakil bahçeli evde ticaret ile uğraşan Turan Bey vardı; eşi, çocukları Engin ve Metin. Engin benimle yaşıttı, abisi Metin kuzenim Hakan ile..

Yanımızdaki küçük evde Jale Abla yaşardı tek başına. Terziydi. Artan kumaşlarının peşindeydik. Sokağın kız çocukları en iyi parçayı kapma yarışındaydı. Tesisatçı Şaban Amca’nın torunları Gülen ve Sevinç ile... Bebeklerimize kıyafet dikmeye çalışırdık.

Bisiklete binerdik, yakar top oynardık bağırış çağırış... Seksek oynadığımız yer tam Şükriye Teyze’nin evinin önüydü. Gürültümüzle kadıncağızı hayli çıldırtırdık.. Ama bir noktada uzlaşma sağlanmıştı: Biz çocuklar öğle saatlerinde evde olacaktık. Bu kural asla bozulamazdı. Karşılığında ise öğleden sonra sokak bizimdi..

Sokaktan karpuz satan Salih Efendi geçtiğinde eğer dedem bahçedeyse seslenirdi ona. Hemen tahta tekerlekli tezgâh gülibrişimin gölgesine çekilir, Salih Efendi ile dedem kıyasıya tavla oynamaya koyulurlardı. Kimi zaman İstavro da katılırdı onlara.. Dedem rahmetli olduktan sonra babamla oynamaya başladılar. Sonra Yalova’dan sepeti ile haftada bir gelip fındık satan Musta Efendi de eklendi onlara..

Sokağımızın Mehmet amcası fotoğraf malzemeleri satardı, Sirkeci’deydi dükkânı. Bir gün baktık evinin önündeki duvarı beyaza boyuyor. Bir film perdesine dönüştü duvar. Biz çocukları toplardı ve film oynatırdı.. Çok sonraları yine sokaktan arkadaşım Füsun ile sohbet ettiğimizde “Biliyor musun, hayatımda ilk izlediğim filmdi onlar” demişti. Sokağın köşesinde börekçi Sadık Amca yaşardı. Çok çocuğu vardı. İkiz kızları Aynur ve Günnur da bizlerle yaşıttı. Sadık Amca akşamüstü tekerlekli börek arabası ile evine dönerken üşüşürdük başına, üstü pudra şekerli böreklerinden satın alırdık. Çok sonra öğrendim o müthiş keyifle yediğimiz böreğin adına Kürt böreği dendiğini.. O zaman asla Kürt böreği denmezdi.

Bizim sokak şenlikliydi vesselam... O zamanın Büyükadası’nın mütevazı sokaklarından biri. Türk, Kürt, Laz, Müslüman, Hıristiyan, Ermeni, Rum, Musevi hepimiz bir aradaydık. En zenginle en yoksul aynı sokağı paylaşırdı, evler açıktı, çocuklar hep birlikte oynardı... Müthiş bir mozaik... Asıl zenginlik buydu: Hoşgörü ile karşılıklı saygı ile birlikte yaşama kültürü. 70’li yıllardan bahsediyorum..

Bunları neden anlatıyorum?

Çünkü bugün yaşadıklarımızın gerçek sebebi bu kültürün artık ortada bile kalmaması.. Türkiye’yi öfke yönetiyor, kutuplaşma yönetiyor. Herkes kendi gettosuna çekilmiş durumda. Herkes karşısındakini önce süzüyor: Bizden mi, yoksa değil mi?

Eğer değilse tanımak zahmetine bile katlanmıyor. Böyle uzaklaşıyor herkes birbirinden. Bir yanda güvenlikli siteler, özel okullar, servisler, özel araçlar.. Öte yanda “bizim memleket” durumu.. Erzincanlılar, Vanlılar, Malatyalılar... Mümkünse aynı semtte, tabii aynı kahvehanede..

Hoşgörü sokakta başlar oysa; hoşgörü okulda öğrenilir, zengin ve yoksulun bir arada yaşaması ile beslenir...

Ayrıştıkça, koptukça hoşgörü kültürü de zaman içinde linç kültürüne dönüşür.

İşte biz asıl bunları yitirdik.

Hoşgörü, saygı toplumun tutkalıydı.. Türkiye’de gelir uçurumu da cehalet uçurumu da açıldıkça açıldı; ortada tutkal da kalmayınca yerini din sömürüsü ve etnik milliyetçilik aldı. Anlayacağınız boşluk itina ile dolduruldu.

Ya bizim sokak? Ortada şu anlattıklarımdan hemen hemen kimse kalmadı. Kimi öldü kimi başka yerlere savruldu.. Bir gün baktık ki bizim yaşlı gülibrişim ağacı da büyük bir gürültü ile çöküvermiş olduğu yere...

Bugün sadece Hüseyin, ailesi ile aynı evde; bir de annemle teyzem. Öfkeli bir sokak oldu; aynı Türkiye gibi.. Kendi içinde küçük gettolara bölündü.

Bugün bayramın ilk günü.. Bayramlar aynı zamanda geçmişe, sevdiklerimize, yitirdiklerimize, çocukluğumuza açılan bir pencere.. En azından benim için. Ben de duygularımı paylaşayım dedim...

Yazarın Son Yazıları

Türkiye bir deney laboratuvarı mı?

Sanki koca Türkiye’yi devasa bir çuvalın içine koymuşlar, durmaksızın sallıyorlar.

Devamını Oku
09.10.2026
Asıl dip neresi?

Soruyoruz birbirimize: “Dipteyiz... Peki daha ötesi var mı?” Belli ki var.

Devamını Oku
02.10.2026
Fon vurgunu... Kimler biliyordu, kimler çıktı?

Fon işi patlayalı günler oldu.

Devamını Oku
25.09.2026
PISA’da yükseldik, peki eğitimde?

PISA 2025 Batı’da alarm yaratırken Türkiye’de iktidar sonucu hemen bir başarı anlatısına dönüştürdü.

Devamını Oku
18.09.2026
Bize neler oluyor?

Üsküdar seçimleri üzerine çok şey yazıldı, tekrar etmeye gerek yok.

Devamını Oku
11.09.2026
Şükran Soner’in ardından...

Ölüm... Soğuk, gerçek ve kaçınılmaz. Kimi zamansız... Kişi için son nokta... Ya geride bıraktıkları?

Devamını Oku
04.09.2026
Yapay zekâ ve demokrasi arasındaki tehlikeli ilişki

Türkiye’nin iç gündemi bataklık gibi; içine saplandıkça sizi daha da aşağı çekiyor.

Devamını Oku
28.08.2026
Tarikatlara operasyon... Neden? Niçin?

Gaza çoktan basıldı.

Devamını Oku
21.08.2026
Toplumsal bütünleşme mi?

360 imzalı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlıklı çerçeve yasa TBMM’ye sunuldu.

Devamını Oku
07.08.2026
Tek çare: Oyunun kurallarını değiştirmek

Milleti arkasına alarak kuruldu YENİ Parti.

Devamını Oku
31.07.2026
Göz ardı edilen tehlike: Erken sanayisizleşme

Birbirinden tamamen kopmuş iki Türkiye var.

Devamını Oku
24.07.2026
Güven bir kez aşındığında...

Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar ağır.

Devamını Oku
17.07.2026
Trump'ın gösterisi, NATO’nun sessiz devrimi

Siyasi mizah yaptığı gerekçesiyle genç sanatçı Deniz Göktaş’ın tutuklanması...

Devamını Oku
10.07.2026
Eşkıya Dünya... NATO

“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” sözü, bu toprakların belleğinde yalnızca bir türkü değil, aynı zamanda adalet duygusunun ifadesidir.

Devamını Oku
03.07.2026
Kayıp Aydınlanma... Ve bugün

Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce.

Devamını Oku
26.06.2026
Zaman algısı... 3152 gün... Osman Kavala... Ve diğerleri...

Son derece ağır hareket eden kaplumbağalar dünyayı yanlarından hızla akıp gidiyormuş gibi mi deneyimliyor?

Devamını Oku
19.06.2026
Kadın bedeni... Ortak payda

Kadınlara yönelik baskının tarihi çok eskidir.

Devamını Oku
12.06.2026
Öfkeyi doğru yönetebilmek...

Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı.

Devamını Oku
05.06.2026
Mutlak butlan; mutlak kırılma...

Çok parçalı, uzun soluklu kurgunun önemli bir mihenk taşı oldu geçen perşembe açıklanan mutlak butan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesi.

Devamını Oku
29.05.2026
Gençliğini kaybeden ülke

“Asım’ın nesli”, “Fatih’in ruhu”, “TEKNOFEST kuşağı”, “imanlı ve ahlaklı gençlik”, “Türkiye Yüzyılı’nın mimarları”...

Devamını Oku
22.05.2026
Gelecek konuşulurken... ABD-Çin... Ve Türkiye

Silivri davaları, kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen kirli kampanyalar, yerel yönetimlere durmaksızın yapılan operasyonlar, yeni gözaltılar...

Devamını Oku
15.05.2026
102 yıllık bir gazete...

Şişli’de gazetenin bahçesindeyiz...

Devamını Oku
08.05.2026
1 Mayıs’ı farklı okumak...

İnsanın emeği üzerinden yükselir kapitalizm.

Devamını Oku
01.05.2026
23 Nisan... Çocuklar... Gelecek...

Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Devamını Oku
24.04.2026
Okulda şiddet... Sorun sistem ve çok daha derin

İki korkunç katliam.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın paradoksu: ABD’nin rakipleri mi güçleniyor?

İlginç bir paradoks yaşanmıyor mu?

Devamını Oku
10.04.2026
Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025