#KontakKapat Türkiye

10 Haziran 2022 Cuma

Ülkece yaşadıklarımızın üzerinden şöyle bir geçelim mi?

- RTE’ye göre bu toplumun yarısı sürtük. Biz sürtüklerin yaşam tarzına müdahale gerek vergi ile gerek müzik yasakları ile gerekse hakaretlerle giderek artıyor ve bu iktidara yakın birileri tarafından sistematik olarak örgütleniyor.

- Her ne kadar tek adam ve onun iktidar partisi tarafından reddedilse de tüm yaşantımız iğneden ipliğe dolara endeksli. Yıl başında 13.35 TL olan dolar kuru haftaya yükselişle başlamışken dün itibarıyla 17.19 TL seviyesini gördü. Gram altın da 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 1000 TL’nin üzerine çıktı. Tüm bunların anlamı her şeye hemen her gün zam demek. Bunun iki anlamı var: Ya beceriksiz bir ekonomi yönetimi. Ya da planlı bir fakirleştirme ve servet transferi operasyonu? 

- Bu topraklarda bir gelecek görme umudunu süratle kaybediyoruz. Nitelikli beyinler ve fırsatını bulanlar postu yurtdışına atıyor. Yazılımcılar ile başlayan doktorlar ile devam eden furya hemşirelere, teknisyenlere doğru genişliyor. Singapur’un, Avustralya’nın, Yeni Zelanda’nın, Avrupa’nın ABD ve Kanada’nın işgücü ihtiyacı bizim yetişmiş beyinlerle karşılanıyor. 

- Yaşam kaygısı toplumun geneline yayılmış durumda. Beklentiler tamamen altüst oldu. Rakamlardan bahsetmeyelim bile. TÜİK verileri, işsizlik oranı, derin yoksulluk sayısı...

- İktidarın can suyu ötekileştirme, kutuplaştırma.. Aleviler bitiyor, Kürtler başlıyor... Mülteci politikasındaki tutarsızlıklar ülkeyi giderek daha kırılgan hale getiriyor. Türkiye AB’nin göçmen deposu değil sadece, güvencesiz üç kuruşa çalıştırıldıkları bir emek sömürü pazarı. 

- Eğitim tam bir fiyasko. 155 bin öğrencinin eğitimi ve tabii hayallerini yarıda bıraktığı sistem asla sorgulanmıyor. 

- Arazi talanı, yandaşlara çekilen peşkeşlerin sonu gelmiyor... 

Peki sessizce beklemek, yani diğer deyişle koyun olma halimiz ne kadar sürecek? Benzine, mazota zam gelecek diye kontak kapatmak yerine kuyruğa girip beklemek halinden ne zaman ve nasıl vazgeçeriz? 

Birkaç gün önce benzine gelen zamlar sosyal medyada bir hareket başlattı. #KontakKapatTürkiye etiketi ile bir sürü fikir ortaya atıldı. 

Benzin istasyonundaki pompacı bile “Millet benzin kuyruğuna girene kadar boykot yapsa bu duruma gelmezdi!” dedi. 

Şöyle bir hayal edelim: Evet Türkiye her anlamda kontak kapatsa ne olur? Sağlık dışında her alandan bahsediyorum. Kamyonlarla o sebzeler meyveler bir ilden diğerine taşınmasa; kepçeler, dozerler sussa; servis araçları yola çıkmasa.. Önemli bir ilk adım olmaz mı?

Bu artık böyle gidemez demesini biliyor herkes... Ama iş ses çıkarmaya gelince sadece sosyal medya üzerinden veryansın etme ile sınırlı. Tabii biliyoruz biraz daha ses çıkaranın başına gelenleri, muhalif basını, televizyonlara kapatma cezalarını.. Ama bunlar topluca yapılsa, ceza alanın susturulmaya çalışılanın arkasında bile değil, yanında yer alınsa.. Şu ezberler bir bozulsa.. 

Bundan beş yıl önceki Adalet Yürüyüşü ezber bozmuştu. Hem de fena bozmuştu. 

Hadi adına isyan demeyelim yaratıcı “karşı çıkışlar” mümkün değil mi? 

Hayal tabii. Boş verin... 

Ama durun biraz.. 

Bu ülkede yine de kendi üniversitelerine sahip çıkan ve 572 gündür kesintisiz direnen akademisyenler de var. Boğaziçi Üniversitesi tarihe geçen bir sessiz direnişte.. 

Bu ülkede mahallesindeki yeşil parkına, ormanına, nehrine sahip çıkan günlerce aylarca direnen duyarlı insanlar var... 

Bu ülkede bir ağızdan İzmir Marşı’nı haykıran on binler var, gençler var...

O zaman bir umut...

Neden bir gün olmasın?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Evrende bir kum tanesi... 15 Temmuz 2022