Neden? Nasıl? Çünkü...

01 Ocak 2021 Cuma

Ada henüz 2.5 yaşında. Her şeyi merak ediyor; inanılmaz bir açlıkla öğrenmek istiyor. O yüzden her fırsatta “neden” diye soruyor. Eğer ikna olmadıysa başka sorularla açıyor? Ta ki merakını giderene kadar.. Neden sinekler sokuyor? Nasıl sokuyorlar? İğneleri nasıl, peki? Neden uyumam gerek? Neden çiçekleri kopartmamalıyız? Neden benimle oynamıyorsun? Kuşlar nasıl uyuyor? Güneş nasıl doğuyor?

Günümüz onun “neden” diye başlayan sorularına “çünkü” diye başlayan yanıtlarla geçiyor.. Sabırla, bıkmadan..

Ada büyüyecek. Öğrendikleri, deneyimledikleri ona yeni kapılar açacak. Peki, merakı nasıl evrilecek? Birçok insanda olduğu gibi giderek azalacak ve sönecek mi? Büyüdükçe bilgi bombardımanının hızı ve çeşitliliği de artacak. Tabii bilgi kaynakları da: Okul, arkadaş çevresi, medya, sosyal medya... Peki, doğru bilgi ile yanlış bilgiyi nasıl ayırt edecek? Edebilecek mi? Yoksa sorgulamadan kabullenecek mi? Onun bilme merakını canlı tutabilmek için bizlere düşen görev ne?

2020 yılına damgasını koronavirüs ve onunla mücadele vurdu. Dünya bilimi seferber oldu, ilaç ve aşı için. Ülkeler bilim kurulları oluşturdular; gözümüz kulağımız bilimde oldu. Oldu da... Koronavirüs salgınından da ona çare bulmaya çalışan bilimden de çok daha hızlı davranan, çok daha hızla yayılan bir şey daha oldu: İnfodemi.

İnfodemi ne ki?

İnfodemi, Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgi kirliliği salgınına taktığı isim. DSÖ, infodemi kavramını şöyle tanımlıyor: “Aşırı ve asılsız bilgi veya haber salgınının, toplumda korku ve paniğe yol açarak, esas salgının yönetimini zorlaştırması.” Ve yazık ki bu, Covid-19’dan daha hızlı yayılıyor ve daha tehlikeli.

İnfodemi salgını, yalanı, hurafeyi, komployu, istismarı, fırsatçılığı, abartıyı, çarpıtmayı ve sobatajı içeriyor. Özellikle sağlık alanında hızla yayılan, “viralleşen” aşırı miktarda doğru ya da yanlış bilgi yığılması, sağlıklı bir bilgi ekosistemini ortadan kaldırıyor, ilgili sağlık sorunuyla baş edilmesini tehdit edecek hale gelebiliyor. Bu, salgını yönetmekten sorumlu kurumlara ve bilim insanlarına güvensizliği de beraberinde getiriyor. Ne yazık ki “okumuşlar” bile bu tuzağa düşebiliyor. Aşı karşıtları, komplo teoricileri. Aşı karşıtları bilimsellikten son derece uzak saçma komplo kuramları ile kafaları bulandırıyorlar. Bunlara göre aşılama programları aslında bir kamuflaj: Gerçek amaç insanların beyinlerine mikroçip yerleştirmek.

Bilgi kirliliği dünyanın her yerinde. Tabii bizde de.. Din tacirliği ve hurafelerle beyin yıkama arttıkça bilimden, bilimsel düşünceden, sorgulamadan da uzaklaşılıyor. Popülist siyasetçilerin elinde en güçlü silah haline dönüşebiliyor infodemi.

Evangelistlerin koronavirüse durması için emir verdikleri ayinler... Salgının en zirve noktasında Ayasofya’nın camiye dönüştürülme duasına insanların akın akın gitmesi... Sosyal medyada virüs gibi yayılan komplo teori videoları...

Neden, nasıl soruları ya da başka deyişle bilme merakı insanlığın ve uygarlığın bugüne ulaşmasının arkasındaki temel itici güç oldu. İnsanoğlu ilk zamanlar varlığını sürdürebilmek, güvenliği sağlamak için içindeki bilme merakını kullandı. Bilme merakı, daha sonra toplum içinde örgütlendi, doğru bilgi edinmek için metodolojik bir yapıya, yani bilime kavuştu.

Geçen yıl Herkese Bilim Teknoloji dergisi buradan yola çıkarak “Merak konferansları” düzenlemişti. Bu yıl pandemiden dolayı ne yazık ki devamı getirilemedi.

Öğrencilerde merak nasıl kışkırtılabilir? İlköğretimden üniversiteye eğitim sistemimiz merakı öldürüyor mu? Bu haliyle klasik eğitim sistemi tarihe mi karışmalı? Merakın önünde toplumsal ve ailesel engeller var mı? Şüphe etmekle merak ve yaratıcılık arasında nasıl bir ilişki kuruluyor? Bu sorular önemli. Dünyayı, bilme merakını örgütleyebilmiş toplumlar ile örgütleyememiş toplumlar olarak ikiye ayırabilir ve sıralamayı bu ayrıca göre yapabiliriz. Merakı salt bilim içine sıkıştırmadan, bilme merakını toplumsal olarak örgütleyebildiğimiz yayabildiğimiz ölçüde toplum ve ülke olarak var olabileceğiz.

Ne dersiniz 2021’e bu sorularla başlayalım mı?

Herkese mutlu ve sağlıklı bir yıl dileklerimle...


Yazarın Son Yazıları

Ufuk Akçiğit... 19 Şubat 2021