‘Yoksullaştıran büyüme’ ile nereye kadar?

19 Kasım 2021 Cuma

Büyük hızla yoksullaşıyoruz. Ne enflasyon ne de dolar dizginlenebiliyor. Faiz inadını anlamak mümkün değil. Öte yandan ekonomi büyüme rekoru kırıyor. Peki, “yoksullaştıran” büyüme ile nereye kadar? Ucuz kredi dağıtma çabası neden? “Ucuz faizle beslenen ayrıcalıklı krediler var ya” diyeceksiniz. Tamam anlıyoruz, siyasal İslamın egemen sınıfı bu ranttan besleniyor. Ama o da bir yere kadar. Belirsizliklerin iş dünyasının tüm üretim ve yatırım kararlarını etkilediği gerçeği bu kadar net ortada dururken... Ucuz kredi inşaata yarar, kamu eliyle yaratılan işlerin yandaş müteahhitlere ya da şirketlere aktarılmasına yarar... O kadar? Ya sonra?

Orta sınıfa, emekçiye büyük darbeler vurulurken, istihdam yaratılamazken, insanların harcayabilecekleri paraları yokken o yapılan konutları, açılan yeni köprüleri, yolları kullanacak insan kalmayınca ne olacak? 

Neye hizmet ediyor bu tutum? 

Ne o, ihracat artıyormuş. İhracat ithalattan bağımsız değil ki? Hammaddede, ara malda dışa bağımlısın; dolar, Avro ödeyerek satın alıyorsun. Orta ve yüksek teknoloji gerektiren malları üretip ihraç ediyorsan geçmiş olsun. Sadece tekstil gibi malları hedefliyorsan tamam ama onunla da zenginleşmek mümkün değil ki. Giysi satarak zenginleşen bir ülke gösterin... 

İhracat rakamsal olarak artıyor ama ihracatın kilogram fiyatı düşüyor. Neden? Çünkü teknoloji ağırlıklı ihracat bu fiyatı artırır. Örneğin Türkiye’de ihracatın ortalama kilogram fiyatı 1.09 dolar. Halbuki bakıyoruz savunma sanayisi örneğin 2020 ihracatının kilogram değerini 60 dolara çıkarmayı başarmış.  

Nitelikli büyüyemiyorsun, istihdam yaratamıyorsun. Üstelik bunu dert bile etmiyorsun. Çünkü derdin vatandaş ve onun refahı değil. O zaman bu “büyüme” kime yarıyor? 

Dijital teknoloji çağındayız. Örneğin yazılım yaşamsal. Türkiye’de yazılım sektöründe 150-200 bin arasında insan var. Ancak ihtiyaç duyulan yazılımcı sayısı 400 bin. Peki, yazılımcılar nerede?  

Fırsatını bulan yurtdışında. Büyük bir beyin göçü var, özellikle yazılım sektöründe. Çünkü her ülkenin nitelikli beyinlere ihtiyacı var. Biz mühendislerimizi, doktorlarımızı, hatta hemşirelerimizi, genetikçilerimizi güzel güzel yetiştirip onlara gönderiyoruz. Çünkü bu ülkeden beklentileri, umutları giderek azalıyor. Neden azalmasın ki? Herkesin gözü her saat biraz daha artan dolarda; kendi gelirlerinin ne kadar azaldığında... 

Scientific American dergisi 2021 yılının gelişmekte olan en önemli teknolojilerini açıkladı. Düşük emisyonlu ulaşım, konut ve endüstriyel çözümler, kendi  gübresini yapan mühendislik ürünü tarımsal gıdalar, kişiye özgü ilaç üretimi, kronik hastalıkları kısa sürede teşhis eden nefes sensörleri, kablosuz sinyallerden gelen enerji, sadece yaşam süresini değil, sağlık süresini de artırmaya odaklı bir genomik, yerel malzemelerle 3D ile basılan evler... Tarımdan sağlığa, enerjiden, inşaata yenilikçi çevreci çözümler... Bir yandan karbon emisyonunu düşürmeye odaklı öte yandan yeni istihdam alanları açıcı. Yeter ki bunu destekleyecek siyasi bilinç ve doğru planlama politikaları olsun. Zor mu? Tabii değil. 

Bambaşka bir yöne doğru giren bir dünya varken göz göre göre bu denli yoksullaşmak, bu denli belirsizliğin içine sürüklenmek, bu denli geleceksiz olmak acı değil mi? 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları