Öztin Akgüç

CHP’nin üye tabanı

07 Ekim 2020 Çarşamba

CHP’nin, Türkiye’ye ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e karşı tam bağımsız Türkiye ülküsünü gerçekleştirme yükümlülüğü vardır. Kurucu, amaca ulaştıracak ilkeleri Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik olarak belirlemiştir. İlkeler, özgürlüğü, eşitliği, dayanışmayı, sosyal devlet olmayı, emeğe değer verilmesini, demokratikleşmeyi kapsar. İlkeleri esnekleştirmeye, bütünlüğünü bozmaya, yeni ilkeler eklemeye kalkışmayı, Atatürkçülük-Kemalizm ayrımı gibi yapay ve anlamsız bulurum. CHP’nin, öncelikle ilkelerini savunması, gerçekleştirmeye yönelmesi, anlamsız tartışmalardan kaçınması gerekir. 

Açıklamalara göre CHP’nin üye sayısı 1 milyon 200 bin dolayında durağanlık göstermektedir. Üyelerin demografik özellikleri; cinsiyet, yaş, eğitim, meslek, yerleşim yeri, gelir grubu olarak dağılımı ayrıntılı olarak açıklanmamaktadır. Üyelerin demokratik özelliklerinin belirlenmesi, izlenecek politikalara, yönelinecek kitlelere ışık tutar. 

CHP’ye 1957 yılından beri oy veren, Beşiktaş ilçesi üyesi olarak, üye tabanının genişlemesini, yönetimin demokratikleşmesini, örgütün etkinliğinin artmasını, ilkelerin anlatımının ön plana alınmasını savunmaya çalışırım. CHP’nin tüzük değişikliği yaptığı 9-10 Mart 2018 tarihinde toplanan 19’uncu olağanüstü kurultayından önce, dönemin Beşiktaş ilçe başkanının üyelerden yazılı olarak istediği görüşleri, ilçe başkanlığına sunduğum önerileri, geri bildirim almak beklentisiyle, ana hatlarıyla yineliyorum. 

Delege sisteminin değiştirilmesini, gerekli niteliklere sahip her üyenin, milletvekili, belediye, genel başkan, cumhurbaşkanı adayı belirleme seçimlerinde doğrudan oy kullanmasını önerdim. Delege sistemi, tek parti dönemindeki müntehibi evvel (birinci seçmen), müntehibi sani (ikinci seçmen) düzenini anımsatıyor. Müntehibi evveller, müntehibi sanileri, müntehibi saniler de milletvekillerini seçerlerdi. 

Partinin tabanını genişletmekte, her üyeye her tür seçimde doğrudan oy verme hakkı tanınması etkili olabilir. Gençlere, yalnız delege seçmek, partinin ilçe bazında düzenlediği toplantılara katılarak, sıra geldiğinde söz almak, üyelik için cazip olmayabilir. Partinin başkanı, cumhurbaşkanı adayı seçiminde doğrudan oy kullanmak, toplantılarda öncelikle söz alma hakkına sahip olmak, parti üyeliğini gençlere çekici hale getirebilir. Gençlerin partiye katılarak, yönetimde söz sahibi olması, gençlik kotasını anlamsız kılar. 

Başkan ve cumhurbaşkanı adayı seçimlerinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün, partinin kuruluş yeri olarak belirlediği Sivas’tan başlanarak belli bir süre içinde bölge bölge yapılarak tamamlanması, kamuoyunun ilgisini artırabileceği gibi, parti örgütüne de hareketlilik getirir. 

Tüm üyelerin oy kullanması önerisine karşı, naylon üye kaydı gibi bir sakıncanın doğabileceği ileri sürülmektedir. Naylon üyeliği, naylon üyelerin oy kullanımını önlemek mümkündür. Her üyeye değil, partiye en az iki yıl önce üye olmuş, aidatını ödemiş, parti toplantılarından en az birine katılmış üyelere oy hakkı tanınır. Cari uygulamada partiye üye olabilmek için oturulan yerdeki ilçeye başvurulmakta; istenilen belgeler sunulmakta; ilçe, talebi değerlendirilmek üzere genel merkeze göndermekte; üyelik genel merkezin incelemesi ve onayı ile gerçekleşmektedir. Üye olma koşulları nesnelleştirilmeli, inceleme süresi de en fazla üç ay süre ile kısıtlanmalıdır. Parti genel merkezinin üyelik başvurularını incelemesi, üyelik şartlarının ve inceleme süresinin belirli olması halinde yerinde ve doğrudur. Parti üyeliği aidatı halen ayda 3 TL, yıllık 36 TL olarak belirlenmiş olup dileyen üye bu tutarın üstünde bağış yapabilmelidir. Günümüz koşullarında, bazı kişiler için 3 TL’nin dahi bir fedakârlık olduğunu bilmekle beraber, asgari aidatın yükseltilmesi, partilerin Hazine yardımı almadan varlıklarını, üyelerinin katkısıyla sürdürmeleri yerinde olur. Üyelik özveriyi de beraberinde getirir. 

Parti, 1992 yeniden açılış sonrası, 1980 öncesi seçim başarısı gösterememekte; 1950-80 döneminde ortalama oy oranı yüzde 35’e ulaşılamamakta, yüzde 25 sınırı aşılamamaktadır. Partinin tabanının genişletilmesi, örgütün seçimlerde, aday belirlemede etkili ve yetkili hale getirilmesi, kişilerin değil, ilkelerin ön plana çıkarılması, ilkelerin geniş kitlelere anlatılması, parti adına açıklamalarda tutarlılık sağlanması, Atatürkçülük-Kemalizm tartışması gibi tuzaklardan kaçınılması, CHP’yi yine 1980 öncesi etkinliğine kavuşmasını sağlayabilir. 

Partide görüş ayrılıklarının olması doğaldır. Doğal olmayan partiden istifa etmektir. Eleştiri yapılabilir, farklı görüşler savunulabilir, partinin başarısı ve daha iyi yönetilmesi için mücadele etmek doğal ve yerindedir. 

Her gerçek CHP’li Kemalisttir, Atatürkçü’dür.


Yazarın Son Yazıları

Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020