Öztin Akgüç

İslam ve Siyaset

04 Eylül 2011 Pazar
\n

\n

İslamiyetin özünde haksızlığa başkaldırı, adil bir düzene ulaşma, dayanışma ve özveri vardır. Ancak İslam, özünü toplumsal yaşama yansıtamamış, adil düzene ulaşma, bir özlem olarak kalmıştır. Bunun en önemli nedenlerinin başında İslamiyetin siyasi amaçlara alet edilmesi, dinin istismar edilmesi geliyor. Dört halife döneminden sonra hanedanlar dönemiyle birlikte, Emevi ve Abbasi hanedanları dönemlerinde İslam, siyasi otoriteyi sağlayıcı, güçlendirici bir araç olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Siyasi otoriteyi ele geçirenlerin, kendi istekleri doğrultusunda hareket edecek ulema bulmaları; karşı çıkanları yine din adına yok etmeleri sorun olmamıştır, olmamaktadır.

\n

İslam, iç siyasal otoritenin dayanağı, baskı aracı olarak kullanılırken emperyal güçler XIXuncu yüzyılda İslam dünyasını denetim altına almak için dinden yararlanabileceklerini sezinlemiş, bu hedefe yönelik politikalarını uygulamaya koymuşlardır. İslam dünyasının büyük bölümünün günümüzde emperyal güçlerin denetiminde olduğu ve emperyal güçlerin bunu yerli işbirlikçilerle, dini temellere dayanarak gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir.

\n

***

\n

SSCBnin varolduğu dönemde, İslamiyeti kalkan kullanarak SSCB çevresini yeşil kuşakla kuşatan emperyal güçler, günümüzde Büyük Ortadoğu ya da Genişletilmiş Ortadoğu projesini gerçekleştirmek için yine İslamı kullanmakta; yerli taşeronlar aracılığı ile kendi istekleri doğrultusunda hareket edecek yönetimler oluşturmakta, oluşturmaya çalışmaktadırlar. Demokrasi, insan hakları, globalleşme sloganları, söylemleri altında, kendi projeleri için engel oluşturabilecek yönetimleri, çoğu kez dini esaslara dayanan bazı örgütleri kullanarak, sözde Müslümanlarla geçici çıkar birliği yaparak değiştirmeye yönelmekte, bunda başarılı da olmaktadırlar. Arap Baharının arkasındaki güçleri, taşeronları, ulaşılmak istenen hedefleri iyi görmek gerekir. Olayları, gelişmeleri izlerken BOP ve GOPun Kuzey Afrikadan Avrasyaya kadar ülkelerin sınırlarını ya da rejimlerini değiştirme amacını göz ardı edemeyiz. Irak ve Afganistana saldırı ile başlayan proje uygulaması, maliyetin yüksekliği nedeniyle yöntem değiştirmiş; yöntem dış destekli yerli taşeron kullanılmasına dönüşmüştür.

\n

***

\n

Emperyal güçler ve onların destekledikleri yerli siyasal örgütler tarafından istismar edilen İslamiyeti onların pençesinden kurtarmak gerekir. Bunun yolu ancak halkların aydınlanması, bilinçlendirilmesi, liberal ılımlı İslam modeline karşı, laik İslamı gerçekleştirmek, dini siyasal istismardan kurtarmaktır. Laik, Müslümaz olamaz”, “Müslüman, laik olamazgibi söylemler, din istismarı amacıyla ortaya atılmış tekerlemelerdir. Bu gibi söylemlerin ardında emperyal güçler, onların yerli destekçileri olabilir.

\n

Müslümanlıkta kul haddini bilmelidir; kul olduğu bilincinde olmalıdır. Kimse haddini aşmamalıdır. Hiçbir kul, yaradan adına yorum yapamaz, hüküm veremez. Bu nedenle Laik Müslüman olamazyargısını kulun haddini aşması, haddini bilmezlik olarak görmek gerekir. Aksine laik Müslüman, iradesi ile seçimini yapmış, İslamiyetin yüceliğine inanarak bilinçli olarak Müslümanlığı benimsemiş kişidir.

\n

Emperyal güçler ve onların destekledikleri liberal, ılımlı İslam modeline karşı dini siyasetin pençesinden kurtaracak yol laik İslam yoludur. İslamiyeti özüne döndürmek, haksızlığa, istismara karşı oluşunu yaşama geçirmek için de etkili yol laik İslamdır.

\n

İslamiyeti yüceltecek olan, emperyal güçlerin güdümündeki ılımlı İslam anlayışı değil, laik İslamiyettir. Laik İslamiyet, dini siyasal ve ekonomik kötü kullanımından koruyarak, özünün yaşamasına olanak verir.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020