Öztin Akgüç

Oyun Netleşiyor mu?

29 Mart 2013 Cuma

Zafer Temoçin’in 23 Mart tarihli Cumhuriyet’te, İğneli Fıçı başlığı altındaki karikatüründen sonra bu bağlamda daha fazla söze, yazıya gerek yok ama bir kez daha yinelemeye çalışayım.
Z. Temoçin,
Obama’nın Sayın Başbakan RTE ile yaptığı telefon konuşmasını görüntüleyen fotoğrafından esinlenerek çizmiş. Obama ayaklarını masanın üstüne uzatmış, elinde beysbol sopası, şöyle diyor: “Türkler’e n’oluyor ki? Biz bile Diyarbakır Nevruzunda Amerikan Bayrağı Yok Diye Bi Şey Demedik.” Temoçin yıllardır anlatmaya çalıştığımız ama anlatamadığımız bir gerçeği, bir karikatürü, bir tümcesiyle çok iyi anlatmış, vurgulamıştı.
Bildiğim kadarı ile emperyal güçlerin Ortadoğu iştahlarını, ilgi nedenlerini, I’inci Dünya Savaşı, Ortadoğu bölüşümüne ilişkin Sykes-Picot anlaşmaları, Lozan’da Musul meselesi, Lozan Antlaşması’ndan sonra İngiliz destekli iç ayaklanmalar, II’nci Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu da emperyal güç olarak İngiltere’nin yerini ABD’nin alışı, ABD’nin Büyük daha sonra Genişletilmiş olarak da ifade edilen Ortadoğu Projesi (BOP ya da GOP), proje kapsamında Irak işgali, Afganistan saldırısı, Kürt devleti, siyasal sınırların değiştirilmesi, Arap Baharı... Bu gelişmeleri I’inci Dünya Savaşı hatta daha öncesinden başlayarak kronolojik olarak olaylar arasında ilişki kurarak incelemek gerekir.
Sorun,
“Kürt sorunu” diye alalanıp “Türkiye’nin en önemli sorunu, Türkiye’nin önünü tıkayan sorun” diye ülkeyi yönetenler tarafından kamuoyuna sunulduğunda, olayın “Kürt sorunu” olarak nitelendirilemeyeceğini, emperyalizmin bir oyunu olduğunu anlatmaya, yazmaya çalışan birkaç kişiden biri olarak kaldım. Genel kabul görmüş bir yanlış yönlendirmeye karşı çıkmanın alaycı tebessümler uyandırdığını da bilerek.
Bugün gelinen nokta, yaşanan olay ne? Yine yazmaya, anlatmaya çabalıyorum. ABD, GOP ya da BOP’ta değişiklikler, rötuşlar, düzeltmeler yapma gereğini duyuyor. Niçin? Bunun nedenlerini bir kez daha yinelemeye çalışayım.
* GOP ya da BOP öngörüldüğü şekilde yürütülemedi. Afganistan ele geçirilemedi, Irak üzerinde İran etkisi arttı, Arap Baharı, ABD tipi demokratik(!) yönetimlerin oluşması sonucunu doğurmadı. Suriye direndi, engellerden birini oluşturdu.
* Plan, ABD’ye pahalıya mal oldu. Afganistan ve Irak’ta 7 binden fazla can kayıbı, 50 bini aşkın yaralı veya sakat, trilyon doları aşkın maliyet ve finansal çöküntüye sürükleniş...
* Rusya ve Çin’in ABD’nin Ortadoğu projesine karşı sessiz kalamayacaklarını açıklamalarının getirdiği risk.
* İran’a yapılacak bir saldırının maliyetinin çok daha ağır olabileceğinin hesabı.
* Musul ve Kerkük’ü de içine alan bir Kürt devletinin, bir Arap-Kürt savaşına yol açabileceği, Kürt devleti projesinin tümüyle suya düşebileceğinin öngörülmesi.
Bu nedenlere başka düşünceler, hesaplar da eklenebilir. ABD yöntem değişikliği gereksinimini duydu. Planı artık güç kullanarak değil, taşeronlar aracılığı ile uygulamak... Bunun için taşeronlar arasında bir uyum, en azından çatışmanın olmaması gerekli. İç ve dış sesyayarlar aracılığı ile liderlerimize ve emperyal güçlerin güdümündeki Kürt örgütlerine,
“barış, kardeşlik, demokrasi, kan dursun, analar ağlamasın” sloganları altında onların direktifi verildi. Ardından emperyal güçlerin destek ve alkışı geldi.
Obama sahaya inmek gereğini duydu.
Netanyahu’ya “Türkiye ile aranı düzelt, özür dile” talimatını verdi. Böylece bu süreçte Sayın Başbakan RTE’nin eli güçlendirilmeye, kamuoyu desteği artırılmaya çalışıldı.
Öcalan’ın Misakımilli sınırlarından söz açması, ilkelerini benimsemesinden değil Misakımilli’nin Musul’u içermesinden, Musul ve Kerkük’ü kapsamayacak bir tampon Kürt devletinin emperyal güçler açısından anlamı olmayacağı açık.
Yeni oyunu, arka planını, senaryosunu sahnelenmesini ve aktörlerini artık ülke olarak görelim. Sürekli olarak ağzından peynir düşüren aptal karga rolünü benimsemeyelim. Ancak bunlar da bir dilek olarak kalacak, uyarıların yararı olacağını açıkçası ummuyorum.
Özgür olmanın, bağımsız olmanın, saygınlığı korumanın, kişilikli olmanın bir maliyeti vardır. Özveriyi gerektirir. Bu cesareti, onuru, çabayı gösteremeyen bir toplum, bırakınız atılımı, kendisine emanet edilen değerleri dahi koruyamaz.

\n

Yazarın Son Yazıları

Yeni yıl beklentileri 30 Aralık 2020
Sözle yönlendirme 23 Aralık 2020
Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020