Öztin Akgüç

Ülkenin saygınlığı

12 Mayıs 2021 Çarşamba

Yabancı ülkelerin yöneticileri, temsilcileri, ülkemize karşı açıklamalarında, davranışlarında en hafif deyişle gereken özeni göstermemektedir. Trump’ın kişi hedefli küçültücü ifadeli mektubu; Biden’ın toplumumuzu hedef alan asılsız suçlaması, bühtanı, saygısızlığı, ülkemizin saygınlığının korunmasını öncelikli amaç haline getirdi.

Yabancı güçler, önemsemiyor, etkili bir tepkinin geleceğini de beklemiyor, ödün alınacağını öngörüyorlarsa, özensiz, yersiz sözlerle, saygısızca, pervasız hatta küstahça davranmakta sakınca görmüyorlar. Uygulamalarımız, tutumumuz, davranışlarımız, ne yazık ki dış güçlere bu tür davranma cüretini veriyor. Bir telefonla Rahip Brunson, gazeteci Deniz Yücel serbest bırakılıyor, mahkeme kararı beklenmeden gönderilen özel uçaklarla ülkelerine dönmeleri sağlanıyorsa, ülkede yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin varlığını savunma inandırıcı olmuyor. Trump mektubuna gereken yanıt verilmiyorsa, Biden’dan gelecek bir telefon Godot’yu bekler gibi bekleniyorsa, kişisel kaygılar da varsa Biden, saygılı, özenli davranmamayı kendisine hak görüyor.

Ülkemize yönelik küçük düşürücü davranışlara, sözlere karşı, yaptırım, yanıt olarak ABD üslerinin kapatılması önerisi, ABD’nin yaptığı gerçek soykırımların listesi, sorunun çözümü için yeterli olmuyor. Çözüm için yabancılara cesaret veren nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Borçlu, üretim ve finansal açılardan dışa bağımlı, dünya sıralamasındaki yeri her alanda gerileyen; demokrasi, insan haklarına saygı, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü konularında notu kırık; AİHM’de dosyası kabarık, yargı güvencesi olmayan, tutarlı dış politika izlemeyen, yöneticilerinin kişisel kaygıları olan ülkeye, dış güçlerden saygı beklemek aşırı iyimserlik oluyor. Ülkenin eksik görülen yönlerinin düzeltilerek imajının değiştirilmesi, saygınlık sağlanması için gerekli koşullar oluyor. Düzeltmenin, siyasal düzen, ekonomik yapı, toplum davranışları, kişisel niteliklere sahip olma yönleri var. Her alanda düzeltmenin eşanlı gerçekleştirilme olanağı bulunmadığından, önceliğin belirlenmesi gerekir. İyiye gidiş süreci, ekonomik sorunların çözümü ile başlatılabilir. Ekonomik düzelme, diğer düzeltmelerin de temel taşı olur.

Dış telkin, aşılamalarla, iç çıkar çevrelerinin desteğiyle de 24 Ocak Kararları ile: Dışa açık, dış ve iç borçlanmaya dayanan, sermaye çıkarlarını kollayan, özelleştirmeci, ihracat çekişli büyüme hedefli, para politikası ağırlıklı neo-liberal iktisat politikası izlenmektedir. Bu politikanın, sağlam, teorik temeli olmadığı gibi, dünyada kalkınmış, başarılı tek bir örneği de yoktur. Bu politika, kaynak israfı, yandaş kollama, kişisel gösteri amaçlı, yönetim becerisi eksikliğiyle de uygulandığında, ülkenin iç ve dış borcu sürekli artmakta, üretken yatırımları azalmakta, işsizlik yaygınlaşmakta, büyüme hızı yavaşlamakta, gelir ve servet dağılımı daha da bozulmakta, durgunluk içinde enflasyon yaşanmaktadır. İzlenen ihracat çekişli politikayla tek bir yıl dahi dış ticaret dengesi sağlanamadığı gibi, ekonomi, dünyanın en kırılgan ekonomileri listesinin ilk sıralarında yer almaktadır. Dış finansal pazarlarda sürekli borç arayan, kredi değerliliği giderek azalan, yolsuzluk söylentileri yaygınlaşan bir ülkeye, dış pazarlar hoşgörü göstermemekte, özenli davranmamaktadır. Sorunun çözümü, politikanın ve yönetici kadronun değiştirilmesine bağlıdır.

Siyasal sistemi verimsiz, keyfi, kuralsız uygulamalarla yönetilen, savcıların unsurları belirsiz, muğlak suçlamalarla, klişe ifadelerle soruşturma açtıkları kişilerin, talimatla tutuklandığı ya da serbest bırakıldığı bir ülke güven vermemekte, gereken saygıyı da görmemektedir. Kişi hak ve özgürlüklerinin korunması, güvence altına alınması ülkenin saygınlığı açısından zorunludur.

Tam bağımsızlık amacı olmayan, tutarlılık göstermeyen, sık dönüşlerin yapıldığı, ödünlerin verildiği, söylem-eylem tutarlılığı olmayan, iç politika adresli dış politika izlenmesi de Türkiye’ye saygınlık kazandırmadığı gibi, dış güçlerin baskısını artırmaktadır.

Doğanın, dünya tarihi mirasının gereği gibi korunmaması, etik değerlere uygun hareket edilmemesi, şiddet gösterileri, kanal projesi gibi doğayı yıkıcı, varlıkları da yok edici girişimler ülkeye saygınlık kazandırmamaktadır. Çoğu ülke, 1 Mayıs’ı şenlikle, coşku ile kutlarken, yabancı TV’lerin Türkiye’deki olayları, orantısız güç kullanımını, şiddeti, “brutal” vahşice, zalimce sözcüğü ile yansıtmaları ülkenin imajını zedeliyor.

Kişisel sürekli saygınlık, gösteriş, unvan, övünme, oturulan koltukla kazanılmıyor. Saygınlık, kişisel artamlarla, sanata, bilime, ülkeye, teknolojik gelişmelere, mesleki etiğe katkılarla sağlanıyor. Özlem Türeci ile Uğur Şahin’in BioNTech aşısı buluşu, Almanya’da yaşayan Türklere gurur verdiği gibi, Türkiye’ye de itibar sağlamıştır.

Yaşamları boyunca, onurlarını korumaya öncelik verenler, kurumların, kuruluşların, ülkenin saygınlığının korunmasında daha titiz davranmaktadırlar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sol ve CHP kimliği 21 Temmuz 2021
Çözüm arayışı 23 Haziran 2021