Hukuksuzluğun mimarları...

04 Mayıs 2015 Pazartesi

Dünün eski ortakları iktidarla paralel yapı arasındaki mücadele, amansız boyutta sürüyor.
Ne kadar araç, gereç, yöntem varsa kullanılıyor.
Kıran kırana bir kapışma...
Paralel yapıya yönelik milli güvenlik siyaset belgesine kadar girecek düzeyde tehdit algısı.
Hukuk alanında bugüne değin görülmedik uygulamalar, tahliyeler, hâkim tutuklamaları.
Paralel yapı sanki son birkaç yılda oluşmuş, ülke için güvenlik sorunu olmuş gibi yaratılan yanlış bir algı.
Oysa Gülen cemaati, yıllardır örgütleniyor, çalışıyor.
Devletin tüm unsurları bu gerçeği biliyor.
Polis ve askeri okullarda örgütlendiler. Emniyet müdürü, subay, hâkim, savcı, vali, kaymakam, bakan oldular.
Okul, hastane, dershane, yurt, gazete, televizyon, cemaate gelir sağlayan şirketler kurdular.
Devletin tüm kurumlarına yerleştiler. Üst düzey yönetici oldular.
AKP iktidarı ve cemaat el ele büyük hukuksuzluklara, adaletsizliklere imza attı.
Herkesin izlendiği, dinlendiği korku imparatorluğu yaratıldı.
Ergenekon ve benzeri yargılamalarla insanlar hapislerde çürütüldü, öldürüldü.
Dünün mağruru, hukuksuzluğun mimarı cemaat şimdi mağdur.
Ancak her koşulda evrensel hukuku, insan haklarını savunanlar açısından “oh olsun, ettiklerini buluyorlar” demek, doğru bir tutum olmaz.
Haksızlığa, adaletsizliğe karşı çıkmak gerek.
Bir toplumda herkesin ayrı hukuku olamaz.

***

Paralel yapı operasyonunda tahliye kararları ve iki hâkimin tutuklanmasını gerçek hukukçuların gözünde doğru değerlendirmek gerekiyor.
Örneğin Turgut Kazan, hukukla oynandığında ne gibi sonuçlar doğacağını yerinde saptamalarla şöyle anlatıyor:
“O hâkimlerin büyük olasılıkla suç örgütü üyesi olduğu kanısındayım. Özel Yetkili Mahkemeler döneminde insanlara nasıl zulmettiklerini yakından biliyorum ve asla hâkim olarak saymıyorum. Ama sistem onları hâkim saymış. Tutuklama, yanlış. Bu iki hâkim gibi Pensilvanya’dan emir alan hukukçular hukukla o kadar oynadılar ki... Hukukla oynadığın zaman böyle olur. Kendini imparator sananlara da bu oyun oynanıyor...”

***

Süregelen hukuksuzluğun sorumluluğuyla ilgili önemli bir saptama da Anayasa referandumunun altında yatıyor.
Gerçek hukukçular “anayasa değişikliğiyle” yargı bağımsızlığının tümden ortadan kalkacağını belirtmişti.
Haklı çıktılar. Yargıda iktidar ve cemaat yanlılarının varlığı, kapışması bunu kanıtlıyor.
Bu hukuksuz düzeni yaratan unsurlardan “yetmez ama evetçilerin” de kulağını çınlatmanın yeridir...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015