Bugün Şeker Bayramı’nın ilk günü ancak, bayram yazısı yazacak günlerde değiliz. Dünya yeniden altüst oluyor. Bir geçiş döneminde küremiz. Türkiye buna alışkın.
Çünkü neredeyse tarihimiz boyunca “kalkınmakta olan” ülke konumundayız. Yani bizde geçiş dönemi normal yaşam. Hükümet 2018’den beri enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Başaramadığı için düşük enflasyonlu döneme geçemiyoruz bir türlü. Ekonomi uzmanları bu yıl da enflasyon programının başarısız olacağını söylüyor. Erdoğan-Bahçeli ikilisinin siyasi gelecek kaygısı yüzünden 2025 yılında büyük hukuksuzluklar yapıldı, ekonomi toparlayamadı. Yazık oldu 2025’e... Seçime kadar ekonomiyi düzeltmek için artık zaman kalmadı. Mazeret de hazır zaten: İran savaşı, petrol-gaz fiyatlarındaki yükseliş...
Gelelim konumuza... ABD’nin Çin ve Rusya ile küresel mücadelesi henüz en sıcak dönemine gelmedi. ABD’nin stratejik aklının Çin’in, 2027’de Tayvan’a müdahale etmesi yönünde bir beklentisi var. Bu karşılaşma öncesinde rakiplerin zayıflatılması çerçevesinde önce Rusya’ya müdahale edildi, Ukrayna savaşı çıkarıldı. Amerikalı stratejistler, “Tek bir Amerikan askerinin burnu kanamadan Rusya’nın askeri kapasitesinin yarısı yok edildi” diye yorum yapıyordu. Ardından ateş Gazze’ye sıçradı. ABD burada epeyce oyalandı. Şimdi sürecin İran aşamasında dünya. ABD, İsrail’le birlikte İran’a saldırdı. Liderleri öldürülen İran, petrolgaz üzerinden bedel ödetmeye çalışıyor. Trump’ın “yakarız, yıkarız” tehditleri, artık hiçbir anlam ifade etmiyor.
Netanyahu, Evanjelik Amerikalıların yardımıyla Trump’ı ikna ettiği için mutlu. Çevresinde ülke bırakmayarak güvende olacağını düşünüyor.
Ukrayna savaşında yıpranan Rusya, İran’a yapılan saldırılarda avantaj yakalamış durumda. Petrol fiyatlarının daha fazla yükselmemesi için Trump’ın yaptırımları gevşetmesi işine yaradı. Açıklamalara göre 100 milyon varillik petrolü iki katı fiyatına satma olanağını yakaladı. Trump’ın net hatalarından biridir: Zayıflatmak için Ukrayna savaşını çıkarttığı Rusya’ya şimdi can suyu veriyor.
Çatışmada en çok canı yanan ülkeler Körfez’deki Arap devletleri. İran, bu ülkelerdeki Amerikan üsleri gerekçesiyle başta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Katar’a saldırıyor. İngiliz stratejik aklının çekim-cazibe merkezi haline getirdiği BAE zor durumda. Dubai, Abu Dabi emirlikleri artık cazibe merkezi değil. İsrail’le ilişkileri nedeniyle Arap dünyasıyla da ters düşmüştü BAE. Şimdi ağır bedel ödüyor.
Bir de Avrupa, AB var. Hepsi Trump’tan uzak duruyor. Ancak ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kendilerine sağladığı konforlu yaşam artık bitti. Dünya yanıyor, Avrupa çaresiz, Trump’ın alay konusu olmuş durumdalar. Bu çaresizlik Avrupa için Rusya ve Çin’i seçenek haline getirebilir.
Nisan ortasına kadar uzayabileceği değerlendirilen savaşın kritik noktası Hürmüz Boğazı. Trump’ın da çıkmazı burası. Boğazda İran’ı etkisizleştirmek neredeyse imkânsız. Trump dahil herkes bir bedel ödeyecek, öyle görünüyor.
Peki Türkiye ne durumda? Her dönüm noktasında olduğu gibi, burada da hazırlıksız yakalandık. Halk ekonomik kriz yorgunu. Cumhur iktidarı bir yandan iç cephenin birliğinden bahsediyor bir yandan da tehdit, aşağılama, hukuksuzluk sürüyor. Bu dönemki “yönetici elit” de enflasyonla boğuşuyor. Ne de olsa geleneksel sporumuz.
Bakalım Amerika’nın yeni macerası nasıl bitecek? Bayramınız kutlu olsun.