15 Temmuz’un hangi ruhuna ‘evet’?

27 Eylül 2016 Salı

Hükümet sözcüsü Bakan Kurtulmuş, dünkü toplantılarının sonuçlarını açıklarken bir kez daha 15 Temmuz darbe karşıtı oluşanı ile, 7 Ağustos Yenikapı’da yapılan ortak mitingdeki siyasal, sivil toplum örgütlerinin ortak duruşları; darbecilere karşı duruş ruhunun zedelenmemesi çağrısını yaptı.. Ülkemizin insan hakları, hukuk devleti düzeni, demokrasi, laiklik, Cumhuriyet rejimi, Atatürk devrimleri, Anadolu aydınlanmasının ortak tarihi, kültürünün ürünü aydınlanmacılığın savunucularının.. ilgili tüm siyasal, sivil toplumsal örgütlenmelerin bu çağrıya karşı duruşları söz konusu olabilir mi ki?
Keşke Hükümet’in sık sık yinelediği, korunmasını istediği bu ortak ruhla kastedilen, yaratılmak istenen medyatik algı seferberliği gerçekten askeri sivil darbelere karşı tek yürek olma amacı ile sınırlı olsa.. Korunmak, güçlendirilmek istenen ortak ruh algısı, evrensel değerler, hukuk devleti düzeni, kurumlarını ayakta tutma odaklı kalsa..
Çağın en büyük tehditleri arasında dünya ölçeğinde yaygınlaşan sivil otoriterleşme düzeni, Başkanlık rejimi, Liderliği, totaliter siyasal İslamcı eğilimlerin güdülendiği bir çoğunluk düzeni adına, özgür bireyin yerine biatçı milyonlar yaratma projeleri kapsamında bilinçaltı üreten ürkütücü gelişmeler, gerçeklerle yüz yüze olmasak.. Dış destekli, gerçekten çok ürkütücü boyutları ortaya çıkmış Cemaatin ülkemiz için yeterince ağır tehditleri, sonuçları, travmaları çıkmış 15 Temmuz darbe girişiminin üzerine yeni darbeler geleceği tehditleri ile sindirilmiş toplum, örgütlülükler, teslim alınmış Meclis, yargı, kamu kurumlarının demokrasiye aykırı konumlarının ötesinde, tümden işlevsiz kılınmaları gerçeği ile yüz yüze kalmasak..

***

Keşke yeni haftaya, kuşkusuz çok ağır bir darbe operasyonundan korunma, hesaplaşma adına alınmış olağanüstü hal, KHK yetkilerinin hak-hukuk sınırlarını yok sayan, yüz binleri aştığı ortada, baştan yargısız infaza dönüşmüş operasyonlar, tutuklanmalar, işten atmalar, toptancı cezalandırmalar ile yüz yüze kalmış olmanın ağır sonuçlarıyla girmeseydik.. Demokrasi ortak duruşu sınavını olsun verebilmiş Meclis’in yok sayıldığı, İktidarlarının darbeye karşı acil önlemler için alınmış geçici yetkilerini, kalıcı Meclis’e ait yasama yetkisini gasp etme, ülkenin, rejimin, toplumun geleceğine ipotek koyma icraatlarıyla yüz yüze gelmeseydik..
15 Temmuz’un darbeye karşı ortak duruş ruhunu korumak çağrısı başka, bu çerçevede çağrı yapılıyor algısı ile biat eden kitleler öncelikli toplumsal güdülemelerle, ülkenin, rejimin, çocuklarımızın geleceklerinin karartılacağı bir geleceğin üretilmesine koşullar düzmek çok başka.. Darbeye karşı savaşımı fırsatçılık olarak kullanmanın, siyasal İslamcı başka başka kimliklerle sivil diktatörleşme, biat düzenini kurumlaştıracak sonuçlara ulaşmanın sınırları yok ki..
Kuşkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı darbeye karşı direnme çağrısına, bir tek demokrasi savunucusunun itirazı olamazdı, olmadı da.. Ama daha darbe gecesinin yakıcı sıcaklığında, bizim bilmediğimiz çok daha yakıcı gidişat, boyutlar yok idiyse.. Genel vatandaşlık sorumlulukları içinde, her tür alt kimlik, ırk, inanç, değerler üzerinden tüm vatandaşlar için geçerli, halkımızı tek yürek olarak kucaklayan ortak demokratik duruş çağırısı yerine, üstelik tek mezhep ağırlıklı inancın Diyanet üzerinden devreye sokulması, doğrudan camilerin, imamların kullanılması yanlışın ötesinde kaygı vericiydi..
Yine baştan ayırımcı, AKP iç örgütlülüğünde çağrılar, her tür maddi manevi desteklerle toplumun öteki sorgulamasız demokrasi bilinci, sivil örgütlülüğü çok daha güçlü diğer yarısı baştan dışlanmakla yaşanan kayıpları sorgulamanın belki henüz yeri ve zamanı değil.. Siyasal İslamcı kimlikli darbeci Cemaat gücünün sorumluluğunun ayıbı, kendi örgüt içi sorunlarını mazeret sayalım şimdilik.. Ancak bile bile yeni siyasal İslamcı cemaat örgütlenmelerinin, yandaş kayırmacılığının tasfiye edilen paralelciler yerine, hak-hukuk-liyakat.. yoka sayılarak, kamunun tüm yaşamsal damarlarında ayrımcı yerleştirilmeleri, kayırılmaları ne olacak?
İki aylık uygulamadan bile öylesine ağır travmatik sonuçlar ile yüzleşmekteyiz ki..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları