Akciğerlerimizi göz göre göre yakıyoruz..

31 Temmuz 2021 Cumartesi

Yakıcı güncel gündemimize göre bir süreliğine depremleri, sonrasında selleri, derken orman yangınlarını, uzun bir süreçten beri de her daim virüs salgını üzerinden aşılamalı, aşılamasız önlenemeyen salgın patlamalarını, içine sürüklenilen salgınları tartışıp duruyoruz.. Kolaycılık, dünyada yaşanan benzer örneklere sığınmak olsa da işin içine girildiğinde bizde yaşanan boyutlarının kaçınılmazın çok ötesinde, bizim suçlarımız üzerinden vahim boyutları ile yüzleşiyoruz..

Akciğerlerimizi göz göre göre, bile bile lades yaktığımızın gerçekleriyle yüzleşmenin acısı ile geçen son günlerimizde, çöküşünün getirdiği bunalımla biraz daha umutsuzluk, çaresizlik girdabına yuvarlanıveriyoruz.. Bizim akciğerlerimizin yakılmasında, yangınlarımızın özeline ilişkin ayrıntılara giriverdiğimizde, akciğerlerimizi göz göre göre yakıyor olmamızın çok boyutlu örnekleri ile yüzleşivermiş olmanın travmasında acılarımıza acı katılmış oluyor..

Birçok yerden birden eşzamanlı yangın haberlerinin gelmesiyle ilk akla gelen terör, vurgun adına provokasyon gerçekleri bir kenara.. Hemen ortaya çıkarılmaları söz konusu olamıyor. İlk akla gelenler olsalar da kanıtlanmaları yıllar sonrasına kayabileceğinden bir kenara atılmak zorunda kalınıyor.

Hemen gündeme girmesi kaçınılmaz olanı, ormanın içine, nefes almak üzere kullanmak için içine giren bizlerin verdiği zararlar, doğrudan ellerimizle işlenmiş olan suçlar giriyor. Hiç şakası yok bir bölümü sadece ve sadece öfkeli patlama duygumuzu beslemek üzere en çok gençlerimizin işlemeyi sevdikleri suçlardan biri olarak sıraya giriyor. Yasaklarla bunalıma girilmiş gençlik öfkesi patlamaların ön sıralarında, gürültülü şişe patlatma zevki bile var. Cam kırıkları, şaka kaldırabilecek boyutlarda hiç değil. Orman içlerindeki kurumuş topraklarda çok yaygın cam kırıkları, orman yangınlarının çıkmasında yüzde doksanlara varan boyutlarda neden olabiliyorlarmış..

***

Ülkemizde şu günlerde ölçek olarak dünya standartlarının çok üstünde orman alanı yangınına yol açmış, akciğerlerimizi kurutmakta olan üç günlük seri yangınlarda yok olmuş yaşamın boyutlarını algılamanın henüz çok uzağındayız. Ülkemizdeki büyük deprem vurgununun ardından içine düşülen, acıyı bile ölçememenin şoku içindeyiz. Öfkeli kalabalıkları geri dönüşü olamayacak öfke suçlarından kurtarmaya dönük zaman zaman jandarma güçlerinin yeterli olamadıklarına bile tanıklık ediyoruz.

Kaçınılmaz gün gün, saat saat yaşananlar üzerinden, ülkemizin gerçeklerine ilişkin verilerin gündeme getirilmeleri kaçınılmaz olarak bir bir ortaya çıkmaya başlıyor. Dünyada galiba kolay kolay bir örneği çıkmayacak, Rusya’dan gelmiş tek uçağa mahkûm edilmiş olmamızın tartışması öne çıkıyor. İktidarın tek erki üzerinden gelen açıklamalarda, söndürmede kullanılan helikopterlerin su kapasitesi üzerinden övgülerle işin içinden çıkılmaya kalkışılsa da Türk Hava Kurumu’nun neden bu hallere düşürüldüğünün masaya yatırılması engellenemiyor.

“Eski uçak yoktur, bakımsız bırakıldıkları için kullanılamayan uçaklar vardır..” ilk ortaya konan gerçeklik oluveriyor. Hemen arkasından bir uçak maliyeti için harcanmış paranın, bir yıllık tüm harcamaların karşılanmasına yetecek çarpıklıkta olduğu verisi yüzümüze çarpıyor. Bir diğer bilen, kendi yaşam alanları, ekmekleri için ormanları korumayı gönüllü olarak üstlenmek zorunda olan orman köylüleri sayısının üç milyonlara kadar düşürülmüş olmasının gerçekliğinin içindeki çarpıklıkları açıklayıveriyor.

Trajik komik bir çaresizliğin son noktalarından biri olarak depreme dayanıklı evlerin yapılması sorumluluğunu almış olması gereken ancak yıkımlar sonrası yeni deprem evleri yapımını üstlenmiş, ancak onlarda da depreme dayanıklı evler üretmede sabıkalı olmuş TOKİ.. gerçekleri dururken.. Bu, henüz üç günlük söndürülemeyen orman yangınlarında yanmış evlerin yeniden yapılması sorumluluğunda müjdeli çözüm olarak gündeme getirilmesi. Açıklamaya göre yıllar süresi verilemeden sadece bu üç günde yanmış evlerin yeniden yapılmasında da sıraya TOKİ evleri girmiş. Bildiğim epeyce zaman geçmiş Ege Bölgesi deprem yıkımlarına dönük alınmış proje kararlarında henüz gözle görülen hizmet sonuçları ortalıklara çıkarılamamışken, nasıl bir sırlamada ön alabilecekleri, güvence olabileceklerinin kocaman bir soru işereti olabileceği. Oysa sırayla ama birkaç haftada aynı yapılaşmaların yapılabileceğinin sözü veriliyor..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları