Akıl ne söylüyor?

03 Ağustos 2021 Salı

Hâlâ göremiyor muyuz? “Gemisini kurtaran kaptan” sürecini çoktan geçtik.. Hem dünya ölçeğinde, hele de ülkemizde, tüketemedikleri egoları, frenleyemedikleri ahlaksızlıklarıyla gücü ele geçirmiş olanların; suçlarının batağında dibe vurmanın öfkesi, çaresizliği, battıkça kendi yarattıkları çamurun çukurlarında boşa çırpınmaları yüzünden.. Akıl sağlığımızı koruyabilmek giderek en değerli hazinemiz oluverdi. 

Paniğe kapılanın vay haline.. Dibe çekilivermek anlık iş.. Yaşam direnci, sevincini, aklını, hakça duruşunu koruyarak yola devam edebilmek en zorlu iş.

Dünya çapında güç kazanan otoriterleşme, ülkemizin içinde sıkışıp kaldığı dünyadaki örneklerin içinde en ucube otoriterleşme modeli içinde, giderek artan kitlesel yaşam kayıpları ile akılların başlara devrilmesi, gerçeklerin dillendirilemese de çaresiz kalma ile doğru orantılı içselleşmesi gerçekliği artık tek başına yeterli olamıyor. Çaresizlik batağına çekilmeden ayakta durabilme, ortak direnme gücünü oluşturabilmenin dışında bir çıkış yolu yok..

Kuruluş, Kurtuluş Savaşı destanlarının yaratıldığı toprakların içinde, Atatürk devrimciliğinin, deneyimlerinin, bilinçaltımıza kazılı direniş çimentosunun güçlülüğünde “başa çıkarız” inancı, kararlılığı ne kadar önemli, değerli ise günümüz koşullarında ittifaklarını yaratabilecek aklın ne söylediğine doğru bakabilmek de çok daha fazlasıyla anlam kazandığı bir dönemeç noktasına da dayanmış gibiyiz.. Seller, depremler, yangınlar..öylesine kitlesel, geometrik ölçeklerde yaşamımızı tehdit altına alıyor ki.. Acıların değil, aklın ittifakına gereksinim, zorunluluk, tek çıkış yolumuz..

***

Her konuda, her ayrıntıda aklın ne söylediğine baka baka, en küçük bir yanlış adım atmama çabası içinde yürümek tek çıkış yolumuz..

***

Cümleyi kurmak ne kadar kolay görünüyor, ne kadar çok kirli siyasetin diline de yapışmış kalıyorsa da adım adım sağlıklı ayrım yapabilme adına turnusol kâğıdına benzer araçlar kullanmamız gereken kuşkusuz geçmişin koşulları ile günümüz koşulları arasında çok büyük farklılıklar geçerli olduğundan, yanılma deneme yolları üzerinden gerçekleri aramak lüksümüz hiç yok... Olsa olsa tarihimizden deneyimlerinden, yaşanmışlıklarından dersleri doğru çıkarmış olmaktan vazgeçmemek gerek..

Kimileri için satır arası, ayrıntı gibi görünüyor gibi olsa da dünyada yangın yıkımlarında yangın bölgelerinin içinden, insanı ile aklının gönüllü yaratıcılığı ile çözüm üretmiş, geceleri de boşa harcamamış dünyadaki tek örnek ülke olmanın deneyiminden vazgeçemeyiz değil mi? Çok yalın özetlenmesi haliyle, orman gelirleri ile geçinme koşulları yaratılmış, orman köyleri, köylüleri gerçeği, çözümünden vazgeçmek gibi bir lüksümüz olmamalı? Cumhuriyetin o en yoksul, yoksun koşullarında, insanlara yaşam kapısı açarak, ormanları içinden, gecelerini de katarak, canları ile korumak için çırpınan orman köylülerinin sayılarının birkaç yüz bine düşürülmüş olması ile hesaplaşmak zorundayız değil mi?

Her orman parçamızı tüm özellikler ile içinden bilen, öznel koşullarında tek tek çözüm üretmede, uçakları ile seferber edilmiş, az parasal maliyet ile yangın söndürmede çok öne çıkmış, THK’yi Cumhuriyet değerlerine düşmanlık adına kapatmadan geri dönüş zorunluluk değil mi? Baksanıza işin içine, ucundan ucundan bilimsel gerçeklikler, bilimsel tartışmalar, veriler katılmaya kalkışılınca neler öğrenmeye başladık neler? Ağzımız açık çok işlevsel yangın söndürme yapılarının kapılarına mühür konularak, tümünün birden maliyetinin satın alınan bir tek uçakla yarışıyor olduğunun şaşkınlığını yaşamak, öfke duymanın zamanı bile değil. En dişe dokunur bilimsel gerçeklere ulaşabilmenin tek yolu, bilim aklına toptancı başvurma çözümü üzerinden yola çıkmak zorundayız.

Doğanın gerçekleri ile savaşmanın hiçbir işe yaramadığını bile çok geç öğrenmedik mi? En büyük geleceği dönük tuzaklarda, rant arayışlarının, kirli fırsatçılıkların başı çekmekte olduklarının bilincine varabildiysek, sonuna kadar canımızı dişimize takarak hepsiyle birden savaşmak zorunda değil miyiz? Gaziantep’in göbeğinde kocaman kaçak bir apartman inşaatına rüşvetle izin vermiş akılla hesaplaşmazsak, dereler üzerindeki vurgunlarla, kirli rantla sellere, ölümlere yol açılmasıyla nasıl hesaplaşacağız? Deprem, sel, yangın vurgunlarının tümüne birden karşı çıkamaz, savaş açamaz, hesaplaşamazsak, akıl yolundan sapmış, suç ortaklığında bataklığın en dibinde buluşmuş olmaz mıyız?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları