Biz Neresindeyiz?

06 Ekim 2011 Perşembe
\n

Erdoğan iktidarı, demokrasinin olmazsa olmazları, bağımsız, özerk tüm kurumlarını ele geçirmiş, güçler ayrılığı ilkesine rahmet duasını okutmuş, iktidarda büyme şansını yakalamanın özgüveni, şımarıklığında almış başını gidiyor.. Kendi ayarladığı zamanlamalarla seçimin üstüne Meclis tatilinden yararlanarak asker milletvekillerinin oyunu bile kullanmaya gereksinim duymadan, muhalefeti yok sayarak, tutukluları, boykotları ile açılışı baştan defolu Meclise arkasını dönerek, KHKlerle çok yaşamsal alanlara dönük geleceğimizi ipotek altına alan yasaları çıkarmış..

\n

İslam dünyasına rol model olma sevdasına tutkulu; emperyal merkezlerin ayakta kalması uğruna, yoksul güney dünyasının payına düşen çok anormal hızlı yoksullaşma, yoksunlaşmanın kışkırttığı, en altta kalmama çabalarında, İslam dünyasında yaşanan ırklar-mezhepler-cemaatler-aşiretler üzerinden çok kirli, bir o kadar vahşi, kuralsız iç savaşların kaosunda, bataklığa çekilmenin riskine aldırmaksızın, çoğunlukla Başbakan Erdoğanın çıkışları, bakanlarının katkıları ile her gün bir yeni durumun, tartışmanın içine düşüyoruz. Dünün birkaç saati içinde, BMnin aksine kararına aldırmadan, Suriyeye yönelik ambargoyu gerekirse tek başına uygulamaya sokacağımızı öğrendik. Afrikadan öfkeli yeni bir çıkışla İsrail ile ilişkileri biraz daha gerdik. Yarın Suriye sınır kapısında coşunca gerilimi nerelere tırmandıracağımız hiç belli değil.

\n

Seçim kazanmada, oy artışında etkili, PKK ile yapılmış ateşkes anlaşmasının, barış arayışı ilişkilerinin, seçim sonrası çok daha acımasız, keskin bir terör saldırıları zincirine dönüşmüş olması ne gam mı deniyor? Gerçi Başbakan Erdoğan Kürt kökenli vatandaşlarımızı İslam kardeşliğinde buluşmaya, barışa çağırdı. Yetinmedi siyasi örgütlenmelerle masaya oturma, terörle sonuna kadar hesaplaşma anlamında geleceğe dönük yeni bir çerçeve de çizdi. Bu çerçeve kapsamında yeni yasama döneminin ilk anlamlı oylamasının gündemi sınır dışı operasyonların süresini uzatan tezkere oldu..

\n

***

\n

BDPliler bir anlamda Meclise çağrılmış, yemin etmeleri sağlanmışken, KCK operasyonlarının dalga dalga yayılması AKPyi destekleyen aydınlar ve cemaatlerin sözcülerinin de eleştirilerinin odağında.. Yandaş olsalar bile sivil siyasi kimlik taşıyan örgütlenmelerin opere edilmesinin hukuksal tartışma boyutu bir yana, siyaseten ters olduğunun altı çiziliyor. Erdoğan iktidarının bugünkü çıkışlarının çerçevelerinden.. Artık kartlar bende, kuralları, sınırları ben çizerim havası basılıyor..

\n

PKK cephesinin, anlaşma noktasına gidişin kaçınılmaz olduğu varsayılan koşullarda, pazarlık marjını arttırmak üzere terör eylemlerinin şiddetini tırmandırdığı savlanıyor. Bu noktada dış güçlerin, İmralı-Kandil, sivil örgütlenmelerin belirleyiciliği, gerçek rolleri ikinci planda, şiddet, insan hakları ihlal dozu çok ön planda. Şiddet, kaçınılmaz, mutlu son olması istenen barışa yaklaştırmadan çok uzaklaştırma rolü oynuyor. Yine kaçınılmaz, büyük olasılıkla aynı hesaplarla iktidarın istediği, siyaset arenası, askeri-polisiye önlemlerdeki silahlı gücün kullanılmasındaki şiddetin tırmanışını üretiyor..

\n

***

\n

Kaos, vaat edilen barıştan uzaklaşma gerçeğimiz bir yana.. Erdoğan iktidarlarının ilk günlerinden bugünlere gelişin, bir barışık, bir daha çatışmacı, iki cepheli çıkar paylaşım kavgasının içeriğine bakmaya çalışalım.. Biri iktidar, diğeri terör odaklı, biri Kürt kimliğine, biri İslam kimliğine söylemde ağırlık vermiş, her ikisi de Kürt-İslam eksenli örgütlenme ittifakları içinde, hem silahlı hem de sivil güçler ittifak paylaşımlarını içeren biçimde, sonuçta Kürtler üzerinden siyaset yaparlarken Kürt kökenli vatandaşlarımızın iradesine, çok daha anlamlısı uzun dönemli çıkarlarına ne kadarı ile yer veriliyor? Çok doğru özellikle güneydoğu illerimizde yaşayan Kürt vatandaşlarımız sonuçta oylarını bu iki cephenin siyasi partilerine veriyor.. Birazı çok gönüllü moral değerler eksenli, çoğu güce, baskıya teslim olmuş olarak, aidiyetleri ile bir tarafta olmak, görünmek zorundalar..

\n

Terör odağının niteliği belli, gücünü şiddetten alıyor, siyasi örgütlenmelerine de demokrat olma şansını tanımıyor.. Acı olanı dünyada iktidarda oyunu büyüten tek parti, AKP iktidarının, iktidar, yönetim üslubunun insan hakları, demokrasi ile giderek çelişen, diktatoryal eğilimli yönetim üslubu, demokratik rejimin yönetim ilkelerinin bütününe karşı duruşu.. İşin garabeti, arayışımızın gündeminin, bu ülkenin tüm vatandaşları için geçerli, barış, insan hakları, demokrasi içinde, birliğimizi, bütünlüğümüzü koruyarak yaşayabilmemiz olması.. Kürt kökenli vatandaşlarımız büyük baskı altında iki taraftan birini seçmeye zorlanırlarken çoğunluk kalanlara, bize, hepimize birden, geleceğimize dönük ortak beklentilerimizi sorma zahmetine katlanan bile yok. Ülkenin siyasi partileri, demokratik örgütlenmeleri, birlikte, demokratik düzenin işleyişi içinde bu yaşamsal soruna çözüm aranırken tümden yok sayılıyorlar. Susacak, boyun eğecek miyiz?

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları