Halklarını kurtaran ile satan liderler ayırımını yapamamak

08 Eylül 2020 Salı

Bu çağda öyle şey mi olurmuş demeyin. Bu çağda gerçekten insanlar en ilkel, en çıkarcı, en ego merkezli bakış açılarıyla seçim yapıyor olabilselerdi dahi, davranış kalıplarının sonuçlarına göre hareket ettiklerini sandıkları yollarda, siyasal, toplumsal liderler seçimlerinden sonra bu kadar ağır kazıklar yiyor olamazlardı. Sosyal, siyasal, toplumbilimciler ülkeler için dünyaya dönük olarak çok daha gerçekçi sonuçlar çıkarabilirlerdi.

Kestirmesi kendi değerlerimizle örgütlenip, yola çıktığımızda bu kadar ağır kazıklar yemiş olamaz, bu kadar çok düş kırıklarıyla bu kadar çok bedeller ödemiş olmazdık. Çıkar savaşlarının kaçınılmaz nedenleri sanıldığı kadar çapraşık değil. Hak-hukuk-adalet düzenini kurabilmenin olmazsa olmaz ilkeleri, insan sömürüsünü asgariye indirebilmenin, doğadaki tüm canlılarla birlikte yaşayabilmenin vazgeçilmezlerini keşfetmek o kadar da öğrenilemez değil. 

Emek-sermaye çelişkilerinin, sınıfların çıkar savaşlarının kuralları çok ama çok yalın. Evrensel haklar üzerinden değerlerin keşfedilip, evrensel ölçekte ilkelere dönüştürülmelerinin tarihleri farklı farklı süreçler, deneyimlerle, çok ağır bedeller ödenerek, çok kanlar akıtılmış olarak.. kazanılmış olsalar da tartışılamaz doğruları çok yalın..

Ülkemiz insanı olarak ayrıca şanslıyız.. Bu karmaşık insanlık tarihinin geçmişinden günümüze süzülen verilerle dahi, Mustafa Kemal insanlık tarihinin en başarılı liderleri arasında vazgeçilmez olarak kabul görüyor.. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış süreci dramları, travmasına karşın, tek kutuplu dünya düzeninin tek güç olması sevdasına kapılan Amerikan emperyalizminin, sırlarını keşetme, bu sırlar üzerinden “ılımlı İslam projesini üretme çabası” mayanın tutmaması üzerine sonrasında vazgeçilmiş olsa bile öylesine hafife alınmamalı...

Kimileri insanlık adına çok doğru bir çizgide, aydınlanmacı yaklaşımlarla Anadolu uygarlıklarının keşfedilmesi peşinde.. Kimileri de dünya çapında emperyal güç oluşturma düşlerinde; aşiretlerden, dinler, mezhepler, ırklar çatışmacılıklarından yürünmesinde diretmekte gözü kara yalpalamakta.. En insandan yana ile en kirlisinden çıkarlar adına oynanan oyunlar bu kadar karmaşık oynanabiliyor olmasaydı kafalar bu kadar çok çarpık, karmaşık işlemeyecekti..

***

Hiç unutamadım; Tito Yugoslavyası’nın paramparça olduğu dönemlerden, ülkemizde solda geçinenler yelpazesinde yer almışların toptancı, Amerikan emperyalizmi ustalığının eserleri arasında yer almış, Yugoslavya’yı anlatan; Yeraltı (Undergraund) ile Çingeneler Zamanı, Radyo Günleri filimlerinden çok etkilenmişlerdi. Müzik, sinema sanatı ustalıklarında hayran olmamak elde değidil elbet. Birçok kez kendim de keyifle izlemiş olmama karşın; “Batı dünyasının en güçlü, yağmacı kadrolarının Amerika’nın keşfinden sonra yağmacı, acımasız kültürleriyle Kızılderilileri tüketerek Afrikadan getirdikleri zencileri dibine kadar sömürerek elde ettikleri en haksız, acımasızından sömürü, yağma düzeni, gücünü aldıklarının, muhteşem sinema sanatı ile pazarlanmasına benzetmişimdir.”

İkinci Dünya Savaşı, paylaşım koşullarında, kapitalizmin karşıtı olarak gelişmiş dünyada gerçekleştirilemeyen Marksizmin, çarlık sonrası köylü ağırlıklı Sovyet topraklarında otoriter olarak yaşatılması çelişkilerinde, eşit olmayan iki kutuplu dünya çatışmacılığında.. İslam dünyasının Nasır önder o zamanki şeriatçı otoriter dünyalarının içinde, Tito önderliğinde oluşturulan 3. dünyanın, özyönetimin eksikli gedikli yarattığı Yugoslavya’nın nasıl iki cepheden bilinçli, çıkarları adına saldırıya uğradığının acılarına da tanığız.. 

Yanlış anlamayın, derdim tarihte dolanıp durmak hiç değil. Günlerdir bizde ülkemiz sorunlarına dönük olarak yapılan, kuşkusuz kendi bakış açıları, kutuplarına göre hesaplı tartışmalarda kafalarımıza sokulan çarpık tartışmalara bir ışık tutmak katkısı olabilir mi diye düşünürüm.. Yine kestirmeden Türkiye’nin son çarpıcı yalnızlaştırılması sorgulanırken, siyahlarla beyazların karışmaması için kimi tuzak çamurlara çok dikkat etmek gerek.. 

Hani sözde Trump’ın karşısında Sırbistan Başkanı’nın görüntülere yakalandığı üzere okuma hakkını kazanamadığı bir metne imza atması ile dalga geçiliyor ya..Öncesinden tuzaklarda Soros fonları ile Belgrad’ın kırmızı-turuncu karanfil darbeleri ile kutarılmasına ağıt düzmüşlerdi ya..Onu unutup sonra “Katil Miloseviç”in çıkarılması tuzağında Bosnalı Müslümanlar katledilmiş, kadınlarına tecavüz edilmişti ya..Aynı oyunun devamıydı. Dünkü imza oyununda da ne yazık ki Kosova devletçiğinin de imzası var. Priştine Meclisi’nde Müslümanlar, İsrail’e Kudüs üzerinden taşeronluk yaptırılmasından yakınıyorlar haberiniz var mı?


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020
İş işten geçmeden 11 Ağustos 2020