Kış Ayazında Sıcak Sokaklar...

03 Aralık 2013 Salı

En uzun soluklu, en kitlesel katılımlı, polis şiddeti, çatışma dozu yüksek olanları.. Güncel haberlere Ukrayna Tayland, Mısır, Pakistan, Lübnan kaynaklı olarak yansıyorlar... Kimilerinde turuncu karanfil darbelerinin, kimilerinde Arap baharları eylemlerinin esintileri var. Kimilerinde sivil, silahsız, pasif kitlesel eylemler niteliklerinin korunması çabaları çoğunluklu, ağırlıklı olsa da... Dağtılmaları için uygulanan güvenlik şiddeti kaynaklı olsa da karşı şiddet eğilimleri ağırlık kazanmakta, dahası protesto için sokağa çıkanların karşıt taraflarda olmaları bağlantılı, aralarındaki çatışmalardan kaynaklanan şiddet yaşanmakta...
Gerçek şu ki karanfil darbeleri, Arap baharı ilk zamanlarının ortak paydası gibi gözlemlenen ya da pazarlanan “sivil-demokratik düzene başkaldırı” eylemlilik stratejisi ile kitlesel eylemlerin gerçekleştirilmesi örnekleri azalmakta... Tırmanan cepheleşme, kirletilen, karmaşık hale getirilen çıkar çatışmaları ilişkilerinde ya da sivil bile olsa diktatoryal eğilimleri boyutlanan iktidarların uyguladıkları şiddet, orantısız güç bağlantılı can yakan şiddet olgusu artmakta... En düşündürücü boyut ise aynı tarihlerde gündeme gelen eylemler, çatışmaların arasında neden-sonuç ilişkileri anlamında geçmişte kolaylıkla kurulabilen ilişkinin zorlaşması... Kabaca 68’liler, Doğu Bloku’ndaki yapısal değişiklikler eksenli, Batı kaynakları destekli demokrasi hareketleri, kırmızı-turuncu karanfil darbeleri ya da Batı dünyasında sosyal devlet, kazanılmış sendikal haklardan, yaşam koşullarından, işsizlikten beslenen işçi direnişleri, gençlik patlamaları, yine ya da İslam dünyasındaki Batı ile iyi ilişkilerde olamayan diktatörlerin devrilmesini öngören Arap baharlarının ortak paydalarını gözlemleyemiyoruz...
Aynı zaman diliminde birbirinin çok farklı gerekçeli, kimileri birbirinin tersi sayılabilecek nedenlerle, kış ayazında sokaklardaki bu ısınmayı, üstelik sivil, pasif direnişler olarak yürütülemeyen bu patlamaları nasıl yorumlayacak, nereye oturtabileceğiz? Diğerlerine kolayca kurulabilen toplumsal etkileşimi nasıl kurabileceğiz? Ortak bir rüzgârın esintisi bile saptanamazken, ortak nitelikte toplumsal patlama, düzen karşıtlığının rüzgârları nasıl oluşuyor?

***

Haberlerde Ukrayna verilirken turuncu karanfil darbesinin adı sadece o günden bu yana en benzer nitelikte, en güçlü sokak eylemleri olması çağrışımı ile değil, aynı cephenin toplumsal tabanına dayanmalarıyla anımsatılmış oluyor. Sokaklara çıkanlar aynen Batı tipi demokratikleşme özlemini haykırmakla kalmıyor, Rusya yanlısı olmakla suçladıkları yönetimin iktidarı terk etmesini istiyorlar. Acıtan gerçek, cezaevinde tutuklu olan eski liderlerinin Batı yanlısı vitrin yanında yolsuzluk boyutlu iktidar icraatlarından sabıkalı olması... Sandıktan çıkmış Batı yanlısı liderlerin iktidarında büyük bir kaos, yoksulluk, yoksunluk ile sistemin ayakta tutulamamış olması... Başarısızlıkların üzerine var olan iktidarın iç dinamiklerdeki ek olumsuzlukları hangi boyutlarda olmalı ki, kitleler olumlu, umutlu siyasal alternatifler üretemeden aynı çaresizlikle sokaklardalar...
Tayland’daki büyük patlamanın çok daha çaresiz, umutsuz koşullarda yaşanan bir başkaldırı hareketi olduğunu söylemek gerçeğinden uzak kalsak da yanılsamak olamaz... Mısır büsbütün çıkmazda, Arap baharı sonrası gelmiş Mursi iktidarının sivil diktatoryal eğilimlerinin, İslami bir siyasal mezhep kayırmacılığının, ötekileştirdiklerini reddetmenin ötesinde insan haklarını gasp etmesinin ne kadar çok katkısı, günahı varsa gelen Sisi iktidarının darbeci kimliği o kadarı ile gerçek... Çok kanlı, insan haklarını gasp eden süreçlerde, haklı haksız ayrımını yapmak söz konusu bile olamayacak eylemlerde yarışır gibiler... Pakistan sözde dış müdahale, iç savaş yaşamayan, ancak radikal İslami çatışmalarda odak, en çok kan dökülen ülke birinciliğini kimselere bırakmıyor. Lübnan, Pakistan’ın Ortadoğu kopyası rolünde, Ortadoğu’daki siyasal İslamcı mezhepler, terör örgütlerinin beslendiği ülke olarak en son Suriye çatışmalarının taraftarlığında yeni çatışmalarını yaşamakta...
Sorumuzu baştan alalım: “Kış ayazında sıcak sokaklar, aynı zaman diliminde yaşanan çatışmaları nasıl okuyacağız?” Kuyruğuna basılmış kedinin tırmalaması, arının tehdit karşısında sokup kendini öldürmesi.. boyutlarında, insan için geçerli, çaresizlik, tehdit, kaygı.. ile yaşam, doğal toplumsal dip dalgaları sayılabilirler mi? Marksizmin demokratik olmayan tehdidi karşısında demokratikleşmiş, sosyalleşmiş, insana yer vermek zorunda kalmış kapitalizmin tek kutuplu dünya sürecinde insanı yok sayan yürüyüşünün, insanı ezen sonuçlarında, farklı farklı gerekçelerle ezilenlerin, kendi öznel koşulları içindeki çarpık algılamaları ile, ortak çaresizlik içinde ortak biçemde başkaldırıları olabilir mi? Hani Gezi’den bir gencin algılaması ile dediği gibi “Ezile ezile kene gibi oldum. Buraya yapıştım, kaldıramazsınız..” demesine benzer, en alta kalmamak, en çok ezilen olmamak üzere patlamalarla açıklanabilir mi?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları