Omurgasız...

07 Aralık 2008 Pazar

5 Aralık Türkiyede kadınların seçme seçilme, siyasal haklarını Batı demokrasilerinden önce, geniş kapsamlı kazanmalarının yıldönümü. 10 Aralık dünyada evrensel insan hakları günü. Her ikisinde de hakların kullanılabilmesini unutun algılanmalarında bile, insan hakları ölçeğinin olmazsa olmaz ilkelerini nasıl böylesine yitirdik? Omurgasız, dik duramayacak insan hallerine benzettik?

1980’li yıllarda kadın hakları savaşımında atağa geçmiştik. Dünyada ve ülkemizde paralel yaşanan süreçte, insanlığın ilk kadın hakları savaşımı atağında olduğu üzere, lokomotif işçilerdi. İşçi, emek hakları, sendikal haklar, iş güvencesi savaşımında, sermaye-siyaset çıkar işbirliğinde geriye püskürtme atağına karşı direnirken nüfusun kullanılmayan kadın gücü ve dinamiği eylemlerle bir kez daha keşfedilmişti...

Marksizmin tehdit olmaktan çıkması bağlantılı kapitalist dünyada, sosyal devlet, sendikal haklardan vazgeçme, demokrasinin olmazsa olmaz ayaklarını kesme sürecinden söz ediyoruz. İngilterede liberal rüzgârların güçlü dalgasında madenler kapatılırken kadın direniş gücünün keşfedilmesi, yeni ateşi körüklemiş, ideolojik kimliğini yitirmekte, göçmekte olan İngiliz İşçi Partisinin yeni sol rüzgârları ile iktidara gelmesinin kaynağını oluşturmuştu. Yeni sol rüzgârları dalga dalga Batı dünyasında estirilirken bizler kadın hakları kazanımında sevindirik olurken, siyasetin oyunu özünde kadını vitrinde kullanmasanatını geliştirmekmiş. ABnin olmazsa olmaz demokrasi ayakları, sosyal devlet, eşitlik, sendikal haklar ilkeleri kırılırken kadınlar için eşitlikkavramı vitrinde, insan haklarında eşitliğin yok edilişinin saklanmasının aracı olarak kullanılmıştı.

Zengin kuzey dünyasında başta İngiliz İşçi Partisi lideri Blair, çok sayıda lideri iktidara taşıdı. CHP ve lideri Baykalın dumanlar arasında merdivenlerden indirilmesi sahnesi aslında Sosyalist Enternasyonalde uygulanmakta olunan modelin medyatik görüntüsünden ibaretti. Ancak Türkiye koşullarında uyarlamanın getirisi götürüsünden fazla oldu. Hele de CHP lideri Baykal, sadece Batılı sosyal demokratların izlediği yolu çekinceli izlemeye kalkıştığında, Kemal Derviş-Bayram Meral ikilisinin transferi ile giriştiği seçim atağından daha bir zararlı çıktı.

***

Türkiye zengin kuzey dünyasının içinde değildi. Yoksul güney dünyasında tam sayılmasa da iki arada bir derede, solda geçinen bir siyasi partinin, gecekondudan varoşa kaymış seçmen çoğunluğuna ulaşması olanağı yoktu. ABDnin BOP projesine evetdiyememiş Ecevit hükümetinin yıkılması, iktidardan düşürülmesi projesinde, krizden çıkış için dünya piyasalar merkezinden, üstelik Ecevitin kendisi tarafından transfer edilmiş, umut bağlanmış, IMF reçetelerinin de baş mimarı ekonomist, özel yaşamında kendini sosyal demokrat görse bile ülkesinde uyum sorunu yaşamıştı.

BOP projesinin öne çıktığı, ABDnin Irak işgaline kalkışacağı süreçte, Refah içinden çıkarılıp gökten zembille inmişçesine yaratılan AKP, liderleri, bugünün Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakanı Erdoğan, seçmen çoğunluk için en kolay pazarlanıp uyum sorunu olmadan sevdirilebilecekler olarak seçildiler, başarıları ile de bunu hak ettiklerini dünya âleme gösterdiler..

Ha bu arada ABD, AB ülkelerinde Afganistan, Irak işgalleri, kanlı petrolün önlenemez yükselişi, piyasalar düzeninin genleşmesi süreci, emperyalizmin büyük krizi devreye girdi. AB ülkelerinde kadın üzerinde siyasetle, estirilmiş yeni sol rüzgârlarının izi kalmadı. Merkez sağ iktidarlar yeni yüzler vizyonunu üstlendiler. En son ABDde Bush yolcu, bu kez ideolojik sol terminoloji bile sistemi rahatsız edeceğinden, özgürlükler, insan hakları adına ırk, renk ayrımcılığı üzerinden siyasetle yeni yüzün, yeni lideri Obama sahneye çıkarıldı.

Krizden çıkış reçetelerinde, krizin odağındaki piyasalar, bankalar düzeni, emperyal tekellerin kurtarılması reçeteleri, milyarlarla dünyalının kesesinden çıkarılıyor... Demokrasinin beşiği sayılan ülkelerin hiçbirinde sendikal haklar, sosyal devlet, emek hakları, işçinin çalışma hakkı, gerçek insan hakları gündeme gelmiyor. Sadece sermayenin ayakta kalabilmesinde, piyasaları açmaya dönük olarak kimi sosyal kapital projeler var; tüketimi canlandıracak ataklar olarak gündemde.

İnsanın canını acıtan, insan hakları, kadın haklarından yola çıkanların, kendilerini solcu, aydın, sanatçı, toplumun öncüleri görenlerin, emperyalizmin dünyadaki bu insan hakları katliamlarını yok saymaya kalkışmaları... İdeolojisiz, belkemiksiz insanları, en çok da en yoksulları ırklar, dinler, mezhepler ekseninde ayrıştırmada, kanlı çatışmalarda bölme oyununda, tuzağında suç ortaklığında başrol üstlenmeleri... Siyasetin iktidar ayağının, varoşlara sadaka düzeni, aşiret-tarikat sarmalında, siyasal İslam üzerinden ulaşmasının alkışlanması... Sol geçinen muhalefet için de tek reçete olarak pazarlanması...

[email protected]


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları