Ortadoğu Arka Bahçe mi Oldu?

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Erdoğan-Obama görüşmelerinin medyatik parlatılması değil, elbette en uzman kişilerden gelebilecek satır aralarının okunması önemli. Medya çağında bu işi en iyi yapan ülkedeki medyatik parlatmaların kimi çok önemli gerçeklerin saklanmasının en etkin aracı olduğu artık biliniyorsa da ustalıklı makyajdan etkilenmemek olanaksız oluyor. Ağırlıklı Türkiye’ye, kamuoyumuza yönelik ne kadar da çok özenilmiş jest yapıldı... Say say bitmez, hoşumuza gidecek jestlerin, bu yazıyı yazmaya çalıştığım saatlerdeki yayımlanan sonuncusu ABD Dışişleri Bakanı Cary’nin Türkçe “Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur” atasözü oldu..
Bu gururumuzu okşayan, İktidarlarının ABD iktidarlarınca nasıl da desteklendiğinin kanıtı olarak görülen jestlerin arkasındaki gerçekleri uzmanlar okumaya çalıştıklarında, en yumuşatılmış söylemlerle ortaya ilk çıkanlara gelince...
Beklendiği üzere Suriye ana gündemdi, ortak söylemlere göre de
Esad’ın gönderilmesi istemi yadsınmıyordu, ancak ABD’nin Rusya ile yapmış olduğu son uzlaşmanın çerçeveleri kalın kalın çiziliyordu... Suriye’nin geleceği öyle Başbakanımızın giderayak yaptığı söylemlerinde de vurgulandığı gibi keskin müdahalelerle, kesin Esad iktidarına son verme çerçevesi içinde belirlenmeyecekti. Tam tersi iç dengeleri, bugünün öne çıkmış muhalefet örgütlenmelerine göre değil, sil baştan gözeten yeni yapılanmalar oluşturularak gözetecek, zamana yayılacak çözümlerden söz ediliyordu ki... Yine kalın kalın dünyanın genel kabul edebileceği, Suriye ve bölgeyi iç savaşlardan uzak tutacak, Rusya-Çin’in de onayı alınmış ortak aklın ürünü çözümler üretilecekti... Türkiye’nin bugüne kadarki tezleri, ittifakları, izlediği politikaları, baştan ABD-AB destekli, en azından iteklemeli oldukları gerçek olsa da bugünün dengelerinde rafa kalkmıştı. Hükümetimizin Suriye politikalarında ne kadarı çaktırılmadan yapılabilir bilinemez ama çok çarpıcı dönüşüm zorunluluk olacaktı...
Şimdilerde biz uslanmaz, önyargılı münafıkların çok uzun zamandır tekerleme halinde yineleyip durduğumuz iktidarlarımızın dış politikalarındaki Türkiye’yi zora sokan önemli yanlış adımlar sadece Suriye üzerinden değil, tüm Ortadoğu, İslam dünyası gelişmeleri üzerinden de çarpıcı boyutlarda yaşanacağa benzer...

\n

***

\n

İlk satır aralarından ABD’nin, AB’nin kendi öznel koşulları, yeni zorlanmaları bağlantılı kendi politikaları için geçerli çok köklü değişikliklerin ürünü oldukları göze çarpıyor. ABD Ortadoğu, İslam dünyası, aslında tüm dış dünyadaki doğrudan askeri müdahaleler stratejilerini geçici değil çok köklü, koşullarının dayatması ile bağlantılı değiştirme yolunda... Son haber, ABD donanmasının, büyük gemilerindeki teknik değişikliklerle, insansız uçakların üs ve bonbalamaya yönelik kullanımlarına açılmaları, böylece üs gereksinimi olmadan ve kullanım gereksinimine göre dünyanın her yerinde, en uygun koşullarda hareket için donatılmaları... Tabii insansız bombardıman uçakları ile Afganistan, Pakistan örneklerinde terörist ile birlikte ne kadar çok sayıda sivil ve kadın-çocuğun ölebildiği gerçeği üzerinden, insan hakları tartışması da içinde...
Biz Obama-Erdoğan görüşmesine dönelim... Bütün uzmanların alışılmadık ilk örnek olarak açıkladıkları iki başkan ile istihbarat örgüt başkanlarının ortak yemeğinin, iş görüşmesi içeriği onaylandıktan sonra, çok ayrıntılı Ortadoğu gelişmelerinin masaya yatırıldığı sonucunda buluşuluyor. Tek başına Suriye çözümü değil, İsrail güvenliği, İran çözümü zor adım.. vurgulamaları arasında, ortaya çıkan kesin sonuç, ABD’nin, AB’yi tartışmasız arkasına almış olarak bölgede sadece askeri değil, ekonomik bedel de ödemeden çıkarlarının kollanacağı, istikrar isteği.. olarak özetleniyor...
Böyle olunca Türkiye’nin Irak Kürdistanı atakları sadece ABD petrol şirketleri çıkarları boyutu ile değil, Irak Kürdistanı’nın bugünün koşullarında Irak’tan kopmaması gereği ile de reddediliyor. ABD, Kuzey Irak Kürdistanı’ndan desteğini çekmiş değil elbet. Ancak bugün gerçekleşecek kopma, Irak merkez yönetimini İran ile birleştirecek. Bu güncel sonuçları ile daha büyük tehdit olunca, erteleme kaçınılmaz oluyor.
Bir başka Erdoğan iktidarları kararından değişiklik Gazze ziyareti ile ilişkili. Bu saatten sonra Başbakan’ın Gazze’ye gidişinin durdurulması öngörülmüyor elbet, Batı Şeria ile birlikte yapılması istenerek, iki Filistin’in ayrılmaması siyasetinin altı çiziliyor. Tabii ki en kamuoyu uzağında olması gereken değişiklik İsrail’le ilişkili olacak. ABD kendisinin rahat edeceği kesin müttefiklik isterken, Erdoğan hükümetinin kopmuş ilişkileri noktasında çarpıcı değişiklikler çok zor. Zamana yayılma startejisinde önce İsrail’in ölenlerin tazminatlarını ödemesi, sonra elçiliklerin normal çalışma düzenlerine geçişleri var...
Çok yakın tarihte Ortadoğu’yu doğrudan askeri, ekonomik güçle denetleme iddiasındaki ABD kendi ekonomik, sosyal, siyasal, askeri zorlukları bağlantılı bölgeyi, İsrail-Türkiye-Kürtler destekli arka bahçe olarak kullanma stratejisine geçince değişen çok fazla şey gözlemleniyor. İktidarlarının Ortadoğu siyasetleri de fena halde açıkta kalmış bulunuyor...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020