Savaş tamtamları mı? Çaresiz dengeleme mi?

07 Ocak 2020 Salı

Metrodan Cumhuriyet’e çıkış kapısında anlaşmış gibi yine Nurel Uğurlu ile karşılaştık. Ters yönlerde o yayınevine, ben gazeteye gidiş buluşmalarımızda kaçınılmaz olarak, günlük gündem alışverişimiz, yağmur altında da olsa yapılacak..

Yakından tanımayanlar için, Cumhuriyet ailesi ile iç içe yaşam yılları bir yana, Adana kurtuluş, kuruluş savaşı yılları anıları da içinde, edebiyatçı, tarihçi.. öncelikli, toplumsal örgütlenme alanlarının pek çoğuna da uzanan gazetecilik birikimleriyle, beni de kapsayan eleştirileri, gözlemleri hep aydınlatıcı, öngörülü olmuştur.

Elbette politize olmuş, günlük gündemleri de yakından izleyen olarak, tarihten deneyimlerini katarak kaygılarını dostça paylaşırken Kasım Süleymani’nin sabah haberlerinde geniş yer alan cenaze törenlerinin öfkeli protestolarının, karşılıklı tırmandırılan tehditlerin etkisi, baskısında.. “Yazılarında çok dikkatli ol, İran’ın gelinen noktada öfkesi, patlayacaksa İncirlik’te patlar..” dedi. İlk bilinçaltı yanıtım daha da incitici bir gerçeğin, bilinçaltıma kazınmış kötü şakası gibiydi..“Bizim noktalanamamış 15 Temmuz FETÖ’cü darbesinde de uçaklar İncirlik’ten kalkmamış mıydı? Üzerinden savaşlarda da, hep bizim topraklar üzerinden, İncirlik de mi olacak?” deyivermişim.

Rus jetlerinin havada uçurulması, 15 Temmuz darbesi uyarıları, elbette Rusya’nın Suriye’de dengeleri kurma zorluğu gerçeği varken, bir de Türkiye topraklarında çıkabilecek iç savaşın kendisine geri dönüşü kaygılarının baskılaması sayesinde.. Erdoğan Liderliğine dönük helikopter öfkesini unutmayı seçmesi gerçekleri.. film şeritleri..

***

Sonrası elbet güncel gündem üzerinden çok hızlı yaşanan çelişkili gelişmeler, çok hızlı savaş tamtamlarının çalınması süreçleri, üzerinden savaşlar döneminde yaşananların satır aralarını doğru okuyabilme çabaları.. İster istemez “Savaş tamtamları mı?”, “Çaresiz dengeleme arayışları mı?” baskın çıkacak sorularına yanıtlar, her en son önemli gelişme, satır arası gerçeklerle yüzleşilme çabalarında bir o yana bir bu yana örnek oluşturan geçmişin gelişmelerine bakılarak, bir o yana bir bu yana ağırlıkları değiştiriyor. Terazinin üzerinde bir bu yana bir öbür yana ağırlık koyma yarışı yapar gibiyiz..

Yeni yalanlar, aldatmacalar, kirli çıkarlar hesaplarında, öylesine çok yalanlarla bölge halkları o kadar çok, kanlı çatışmalarda, iç savaşlarda birbirlerine kırdırılabildiler ki.. Amerika’nın tek kutuplu dünya gücü adına oyunları, tuzakları ne kadar boyutlu açığa çıkmış olsa da, aslında bölge halkları en ağır bedelleri ödeyenler olarak ne kadar ders alabilmiş, akıllanabilmiş olsalar da.. Deneyimleri ile bölge halkları içinde en önde sayılabilecek İran ve Türkiye’nin deneyim, birikimlerine güvenilebilmesi gerekse de.. Gelişmelerden güven duyulabilecek aksine örneklerin gerekçeleri, provokasyonlar da birbirinden baskın içeriklerde yeni satır arası bilgileri taşıyor..

Örneğin İran’ın bölgedeki avantajlı konumuna zarar verebilecek, son Irak Amerikan elçiliği provokasyonunu nasıl önleyemediğinin sorgulamasına yanıt verilemiyor. Ya da Amerikan seçimlerine dönük Trump’ın siyasal kazanımları adına öne çıktığı varsayılan gerilimlerin geçici, seçim oyunları mı, kalıcı yeni üzerinden bölgesel savaşları tırmandırma provokasyonlar mı oldukları sorularına yanıt vermek zor.

Sözün özü ileriye dönük güvenlik garantili olmasa da, Kuzey Kore üzerinden hızla tırmandırılmış karşılıklı savaş tamtamları provokasyonlarının sonrasında uzlaşmacı geçiş aracı örneğine yaramaları gibi bir tablonun aracı olup olamayacağı sorusunun yanıtını bilmek, öngörebilmek zor..


Yazarın Son Yazıları

Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020
İş işten geçmeden 11 Ağustos 2020