DİNOLAR ve KEMALLER
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

DİNOLAR ve KEMALLER

27.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Adana’daydık iki gün önce. Bir okulda Atatürk’ün devrimlerini anlattım küçük kardeşlerimize. Etkinlikten sonra “Hazır gelmişken sizi bir parka götürelim” dediler. Atatürk Caddesi’nde, eski belediye binasının yanındaymış. Girdik parka. Üç adam yan yana. Hemen gittim yanlarına. Tanıdık dostlar; Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Abidin Dino…

 

Meğer beni götürdükleri park Abidin Dino Sanat Parkı’ymış. 1940’lar Adana’sında Dino kardeşler aynı yerde sohbet edermiş, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal de katılırmış hatta Güzin Dino buraya “Sanat Akademisi” yakıştırması yapmış.

Image

 

*Abidin Dino Parkı’nda, Yaşar Kemal, Abidin Dino, Orhan Kemal ile.

Bir de boş bir sandalye koymuşlar karşılarına, insanlar gelip fotoğraf çektirsin diye. Oysa o sandalyenin sahibi Arif Dino’dur. Belki onun da heykelini yaptırmak lazım gelirdi. Neden mi? Çünkü Yaşar Kemal’in yetişmesinde büyük bir pay sahibi olmuştur.

Çukurova’ya eserleriyle can vermiş bu simalar. Hem de ne zorluklarla. Bunun bir yansıması ise bir mektupta karşımıza çıkar. Bilmem haberdar mısınız Yaşar Kemal’in geçenlerde bir mektubu çıktı ortaya. 11 Ocak 1951 günü Varlık Dergisi/Yayınları’nın sahibi olan Yaşar Nabi’ye yazmış, hem de Kadirli’den. Mesleğini “Arzuhalci” olarak belirtmiş, imzasını atıp gerçek adını koymuş mektubun sonuna: ‘Kemal Sadık Göğceli’…

Mektuptan anladığımız üzere Yaşar Nabi, Yaşar Kemal’in öykülerini kitap olarak yayınlamak istemiş, Yaşar Kemal de öyküleri son bir defa gözden geçirmeyi rica etmiş. Fakat bulunduğu yerde elektrik olmadığından geceleri çalışmayacağını, gündüzleri de arzuhalcilik yaptığını, bu nedenle öyküleri anca iki ay içinde düzenleyip postalayacağını ifade etmiş. Sonuna da şu notu düşmüş: “Geç olsun temiz olsun. Yıllarca bekledim de…” .

DİNO KARDEŞLER

Abidin Dino’nun yolu II. Dünya Savaşı yıllarında Adana’dan geçmiştir. Melih Cevdet anılarında Abidin Dino’nun savaşın ortasında, İstanbul’daki sıkıyönetim komutanlığı tarafından Adana’ya sürgün edildiğini belirtir. Abidin Dino nişanlısı Güzin ile 1943’ün Ağustos ayında Adana’ya ulaşmış, istasyon yakınlarında ev tutmuş ve 22 Eylül 1943 günü evlenmiştir. Böylece Kemal Sadık Göğceli ile de yolları kesişmiştir. O zaman adı “Yaşar Kemal” olmamıştır tabii. Yaşar Kemal, Abidin Dino’nun Adana sürgününe sevinen belki tek kişidir belki de ve şöyle demiştir: “…bildiğim her şeyi kendisinden öğrendim. O ve ağabeyi Arif Dino olmasaydı Yaşar Kemal de olmazdı. Sürgün de bazen işe yarıyor”.

Bir dokunuşu daha vardır Yaşar Kemal’in hayatına. “Kemal Sadık Göğceli” ismini terk edip “Yaşar Kemal” olmasını Abidin Dino önermiştir. İsim babasıdır yani. Yaşar Kemal de “Peder Bey” diye seslenmiştir Abidin Bey’e.

Öte yandan Güzin Dino’nun anılarında yer verdiği üzere Yaşar Kemal’in yetişmesinde bilhassa Arif Dino’nun etkisi mevcuttur. Yaşar Kemal de ‘benim üniversitem Arif Dino üniversitesiydi’ benzetmesi yapmıştır. Arif Dino, ona dünya edebiyatının kapılarını açmıştır. Ayrıca kol kanat gererek Adana’da Ramazanoğlu Kütüphanesi’nde ve sonra da İstanbul’da Cumhuriyet gazetesinde işe girmesine yardımcı olmuştur. Yani o parktaki gibi Dino’lar ile Yaşar Kemal büyük bir dostluk kurmuş ve bu da ömür boyu devam etmiştir.

DİĞER DOST

1943 senesinin son ayları… Yaşar Kemal kütüphanede memurdur ve incecik bir adam girmiştir içeri. Zaten tek tük insan gelmektedir, memur Yaşar Kemal hevesle yardımcı olmak istemiş, Mehmet adlı bu adam yaklaşmış ve Balzac’ın “Goriot Baba” eserini eve götürmek istediğini söylemiştir. Kütüphaneci Yaşar Bey kütüphane dışına ödünç kitap verilmediğini belirtse de kanı kaynadığı adama yardımcı olmak istemiştir. Müdüre çıkıp durumu anlatmış, oluru almış ve kitabı emanet etmiştir Mehmet’e. Mehmet de 15 gün sonra kitabı okuyup geri getirmiştir. İşte o Mehmet yani “Mehmet Raşit Öğütçü” yani bildiğimiz adıyla “Orhan Kemal” ile Yaşar Kemal’in dostluğu Adana’da 1943 senesinin son aylarında başlamıştır. Abidin Dino da aralarına katılan Orhan Kemal için “Filinta gibi” benzetmesini yapmış, “böylece ‘Adana Okulu’ tamamlanmış oldu” demiştir.

Bilmem denk geldiniz mi, ünlü edebiyatçımız Muzaffer İzgü de çocuk yaşlarda Adana’da yaşamıştır ve Ramazanoğlu Kütüphanesi’nin müdavimi olmuştur. O da anılarında o kütüphaneyi işaret ederek “Halkevi ve Ramazanoğlu Kütüphanesi olmasaydı ben de olmazdım” demiştir. Yaşar Kemal o kütüphanede üç yıl çalışmış, Türk ve dünya edebiyatının önemli eserlerini orada okuyup tanımış, Orhan Kemal de o kütüphaneden birçok kitap alıp okumuştur. Neticede Adana’da yolları kesişen Dino’lar, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal ziyaret ettiğimiz o parkta hâlâ bir arada. Keşke Arif Dino da eklenseydi oraya. Belki bir sandalye de Muzaffer İzgü’ye verilse… Güzel olmaz mı ama? 

Image

Yazarın Son Yazıları

DİNOLAR ve KEMALLER

Adana’daydık iki gün önce.

Devamını Oku
27.03.2026
“Nerede o eski bayramlar”

“Nerede o eski bayramlar?” diyen çok tabii günümüzde. Bayram denince ilk akla gelen de bayramlık, bayram harçlığı ve çocuklar… Devir değişti, zamane çocukları da kapıya gelip şeker istemiyor artık.

Devamını Oku
19.03.2026
Sosyal medya ve Atatürk

Melih Cevdet’in anılarını kaleme aldığı kitabında bazı dostlarının vefatından duyduğu üzüntüden bahsetmiştir.

Devamını Oku
13.03.2026
Celal Hoca

Mayıs 1934, Çankaya Köşkü.

Devamını Oku
05.03.2026
“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

Devamını Oku
27.02.2026
Müze olmasını istemişti: Orhan Veli’nin doğduğu ev satışta

Orhan Veli Kanık, Türk şiirine yeni bir soluk getirmiş, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte başlattığı “Garip” akımı ile sadeleşmeyi savunmuş; vezin, aruz, kafiyeyi atarak yepyeni bir anlayışı Türk şiirine sokmuştur.

Devamını Oku
20.02.2026
Keçiören ve Atatürk

Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldiğinde coşkuyla karşılanır ve Hükümet Konağı’nda soluklandıktan sonra Keçiören’deki Ziraat Mektebi’ne yerleşir.

Devamını Oku
13.02.2026
Amanullah Han'ın gözyaşları

Taliban yönetiminin Afganistan genelinde uygulanacak olan yeni kararları gündemi meşgul etmekte.

Devamını Oku
30.01.2026
Lucia Di Lammermoor ve Gencer

1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından yerli mallar önem kazanmış, bu nedenle Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuş, 1930-1932 yılları arasında Ankara’da Türk Ocağı ve Evkaf Apartmanı’nda yerli ürünlerden oluşan sergiler açılmıştır.

Devamını Oku
18.01.2026
Mesut İktu’ya veda

Mesut İktu 3 Ocak 2026 günü aramızdan ayrıldı.

Devamını Oku
08.01.2026
“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

Devamını Oku
30.12.2025
Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Devamını Oku
12.12.2025
“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

Devamını Oku
05.12.2025
Karanlığı aydınlatanlar

Karanlığı aydınlatanlar

Devamını Oku
24.11.2025
Orhan Veli'nin ardından

1950 senesinin soğuk bir Ankara gecesi…

Devamını Oku
14.11.2025
10 Kasım’ı Yaşayanlar

Yüce Atatürk’ü kaybetmenin acısı hiç dinmiyor, yıllar geçse de aynı özlemle, aynı hüzünle 10 Kasımları yaşıyoruz.

Devamını Oku
10.11.2025
'Yine bir mektubun izinde'

1950 senesinde İstanbul’daki dergi yazıhanelerinin birine bir mektup ulaşır.

Devamını Oku
02.11.2025
Kayıp bir mektubun izinde

1923 senesinin Aralık ayında Ankara’dan İstanbul’a bir mektup gönderilir.

Devamını Oku
25.10.2025