İkiyüzlü UEFA!
Tuğrul Akşar
Son Köşe Yazıları

İkiyüzlü UEFA!

29.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Liverpool’da stat tıklım tıklımdı. Tempo yüksek, beklenti ise zirvedeydi. İki kulüp için de “ya tamam ya devam” maçıydı bu. Son 16’yı geçen adını çeyrek finale yazdıracak; Şampiyonlar Ligi’ne ve büyük para yolculuğuna devam edecekti. İşte tam da bu ateşli atmosferde, 63. dakikada maç birdenbire “futbol” olmaktan çıktı ve çıplak bir “para yolculuğuna” dönüştü.

Lang’ın reklam panosuna savrulup parmağının derin şekilde kesilmesi basit bir kaza değildi. Bu, sistemin bilinçli tercihiydi. Reklam panolarının sahaya bu kadar yakın yerleştirilmesi, görünürlük ve gelir maksimizasyonu adına yapılmış hesaplı bir riskti. Kameraya ne kadar yakınsa, o kadar değerliydi. Oyuncunun bedeni ise o birkaç santimetrelik mesafede önemsiz bir ayrıntıydı. O an, futbolun ruhu değil, bilançosu konuşuyordu. Bir oyuncunun eti ve kemiği, bir reklam panosunun metal kenarına feda edilmişti. Çünkü modern arenada en tehlikeli şey, skor değil, ekrandaki görünmezlikti. Lang’ın derin kesilen parmağı, sadece bir sakatlık değil; paranın oyuna vurduğu en çıplak yaraydı. O an, futbolun ruhu değil, bilançosu konuşuyordu.

Olaydan sonra yaşanan derin sessizlik ise asıl utanç verici tabloydu. Liverpool’dan samimi bir özür gelmedi, UEFA’dan güçlü bir refleks çıkmadı, G.Saray’dan de etkili bir telafi aksiyonu oluşmadı. Aynı olay Rams Park’ta, bu kez bir Liverpoollu oyuncusunun başına gelseydi ne olurdu? Büyük ihtimalle dünya basınında günlerce manşet olur, güvenlik standartları sert biçimde sorgulanır, UEFA hızla devreye girer, özürler, açıklamalar ve yaptırımlar peş peşe gelirdi.

Burada UEFA’nın ikiyüzlü yaklaşımı ortaya çıkıyor. Bu, merkez-çevre lig ayrımının sahadaki en acımasız yansımasıdır. İngiltere’nin dev kulübü Liverpool söz konusu olduğunda sessizlik ve hoşgörü; çevre ligden gelen Galatasaray olduğunda aynı toleransın gösterilmemesi, sistemin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor. Sahada oyun devam etti. Ama tribünlerde ve ekranlarda kalan şey, sadece bir sakatlık değil; paranın futbola nasıl hükmettiğinin, adaletin nasıl ikiyüzlü işlediğinin kanlı bir kanıtıydı. Bir reklam panosunun birkaç santimetresi, bir oyuncunun parmağından daha değerli hâle geldiğinde, futbolun ruhu çoktan ölmüştür. Oyunun efendisi para, oyuncusu ise bedel ödeyen. UEFA, bu düzende hakem değil, düzeni koruyan en güçlü bekçi.

Yazarın Son Yazıları

‘Su’ molası mı ‘para’ molası mı?

Dünya Kupası’nda izlediğimiz “yeni nesil” su molaları, yüzeyde oyuncu sağlığını gözeten masum bir düzenleme gibi görünse de oyunun ruhuna temas ettiği noktada ince bir çatlak açıyor.

Devamını Oku
24.06.2026
İyimserliğin Sonu: Yapısal krizle gelen erken veda

İyimserliğin Sonu: Yapısal krizle gelen erken veda

Devamını Oku
20.06.2026
Sürdürülemez borç kaldıracı

Finansal futbolun zorlu şartları ile taraftar baskısı arasında kalan Beşiktaş, yönetimsel açıdan nadir görülen bir paradoksun içinde bulunuyor.

Devamını Oku
07.06.2026
Yönetsel istikrar, sportif sabırsızlık

Türk futbol endüstrisinin en köklü çınarlarından biri olan Fenerbahçe, 2000-2026 yıllarını kapsayan çeyrek asırlık süreçte, yönetsel anlamda bir istikrar yakalamasına karşın bu avantajını saha içine aktaramadığı için beklenen sportif başarının gerisinde kalmıştır.

Devamını Oku
06.06.2026
Rekabet gerçek mi?

Süper Lig’de “dört büyükler” arasındaki güç savaşına yalnızca saha sonuçları üzerinden değil, mali açıdan da bakıldığında; özellikle son dönemde yaşanan şampiyonluklar aslında çok daha derin bir soru işaretine parmak basıyor: Türk futbolunda rekabet gerçekten var mı, yoksa bu yarış sadece bir illüzyondan mı ibaret?

Devamını Oku
01.06.2026
Şampiyonlar Ligi’ni PSG neden kazandı, Arsenal neden kaybetti?

Şampiyonlar Ligi’ni PSG Neden Kazandı, Arsenal Neden Kaybetti?

Devamını Oku
31.05.2026