En acımasız savaşlarda bile silahsız insanlara kurşun sıkılmaz. Kahramanmaraş’a önceki gün bir düşman alayı saldırsaydı, kent baştan başa düşman askerleriyle işgal edilseydi, bu kadar hunharca, bu kadar namussuzca ve alçakça cinayetler işlenmezdi!
Bunun adı “iç savaş” değildir. Çünkü iç savaşın silahlı iki tarafı olur. Kahramanmaraş’ta ise iç savaş değil, bir “katliam” yaratılmıştır. Tıpkı, 1572 yılı 23 Ağustosu’nda Fransa’da binlerce Protestanın boğazlandığı o ünlü “Saint-Barthelemy” katliamı gibi, tıpkı Endonezya’da solcuların bir gecede birer birer vuruldukları faşist ayaklanmada olduğu gibi...
23 Aralık günü, Menemen’de kanlı gericiler tarafından boğazlanarak şehit edilen Teğmen Kubilay’ın kırk sekizinci ölüm yıldönümünü yaşıyorduk. Kubilay’ın başını kesen Derviş Mehmet, inanın Kahramanmaraş katillerinin yanında zemzemle yıkanmış kadar temiz kalır. Olay öylesine korkunç, öylesine alçakça ve öylesine namussuzca planlanmış ve sahneye konmuştur...
Bunun adına “anarşi” de denmez, “sağ-sol çatışması” da... Bu “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile de açıklanmaz. Bu, planlı ve örgütlü bir saldırıdır. Çevre illerden Kahramanmaraş’a getirtilen katil çetelerine belli adresler gösterilmiş, noktası ve virgülüne kadar hesaplanan bir plan yürürlüğe konmuştur.
Kin tohumları ekip kan çiçekleri büyütenlerin yarattıkları olaydır Kahramanmaraş katliamı. Direnme hakkından söz edip, “milli direnme hakkı doğmuştur” diye bildiriler yayımlayanların eseridir Kahramanmaraş’ta akıtılan kanlar.
Güneydoğu illerimizde bir ayaklanma hazırlığı içinde oldukları çoktandır görülüyor ve seziliyordu. Elazığ, Malatya, Gaziantep, Kahramanmaraş gibi illerde zaman zaman “provalar” yaptılar. İşe, önce bireysel terör ile başladılar. Sonra da işte böyle adım adım ilerleyerek, kitle kıyımlarına kadar uzanabildiler.
Belliydi; böyle olayların çıkacağı anlaşılıyordu. Devrimci iki öğretmen öldürülmüş, bu öğretmenlerin cenaze namazlarının kılınmasına sağcı teröristler izin vermemişlerdi. Ve bu olayın hemen ardında yeni cinayetler işlendi ve cumartesi günü de çevre illerden gelen teröristlerce katliam başlatıldı.
O zaman soracağız; MİT bölge başkanları nerede? İl Jandarma Komutanı ne yapmış, vali ve emniyet müdürü ne gibi önlemler almıştır?
Sayın Ecevit, sizden bu olayların üstüne gitmenizi istiyoruz. Unutulmasın; bu olay da tıpkı öteki cinayetler gibi, örneğin 9 Mayıs olayı gibi unutulmasın. Üstüne gidin bu olayların; bu katliamın altında hangi siyasal güçler, hangi faşist odaklar ve hangi milletvekilleri var; genişletin soruşturmaları. Siz ki, Kıbrıs’ta soydaşlarımız faşist saldırılara uğrayınca savaş ilan etmiş bir başbakansınız.
Kahramanmaraş’taki katiller, Kıbrıslı Türkleri boğazlayan katil Sampson çetelerinden daha da alçak, daha da hunhar ve namussuzdurlar.
Sayın Ecevit, faşist odakların üzerine “barış” değil, “savaş hareketi” ile gidin. Böyle yapmazsanız, gün gelecek bu kan seli sizi de, evet sizi de sürükleyip götürecektir. Geç kalmayın ve zaman yitirmeyin artık!