Oyuna gelmemek...

Oyuna gelmemek...

08.05.1977 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bugünlerde sık sık CIA ve kontrgerilla gibi örgütlerden söz ediyoruz. Nedeni açık. Ülkemiz, seçimlere doğru, belli ki bir kargaşa ortamına sürüklenmek isteniyor. Çok partili düzen yerine 12 Mart dönemine benzer bir “otoriter” yönetim kurup sermaye çevrelerine güvence sağlamak, çoktandır gündemin ilk maddesine oturtulmuş. Şimdi bunun yolu yöntemi araştırılıyor.

“Kontrgerilla” rasgele kullandığımız bir kavram değildir. Kontrgerilla, NATO üyesi ülkelerde, ayaklanmaları bastırma amacıyla kurulduğu söylenen, bir gizli savunma örgütüdür. Panama Kanalı'nda, Pentagon generalleri tarafından özel bir eğitimden geçirilen kontrgerilla uzmanları, ABD savaş öğretileri gereği, her ülkede eyleme geçerler.

Kontrgerillanın asker kesimi, Panama Kanalı'ndaki bu eğitim üssünde yetiştirilip hazırlanırlar. Örgütün sivil elemanları ise, Washington’da “Uluslararası Polis Akademisi”nde eğitim görürler. Ülkemizde, 12 Mart döneminin işkenceci elebaşları bu eğitimlerden geçmişlerdir. Bu işkencecilerin adları, soyadları, bugün nerede oldukları, ne iş yaptıkları bilinmektedir. Sözün gelişi, bunların içinde Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, eski boksör, silah meraklısı bir güvenlik görevlisi, boynundaki kurşun yarasını göstere göstere, yeni eylem planları düzenlemektedir. Bu kontrgerilla elemanı, şimdi çok önemli güvenlik hizmetlerinin başındadır.

Kontrgerilla, 12 Mart’tan bu yana MHP yanlısı elemanlarla doldurulmaktadır. CIA etki ve güdümünde olan kontrgerilla, İstanbul’da eski saray ve köşklerde karargâh kurmuştur. Bunu ben de biliyorum, örneğin İstanbul Valisi de biliyor. Emniyet Genel Müdürü de biliyor. Bilmeyen sadece şu “tarafsız” İçişleri Bakanıdır!..

NATO üyesi ülkelerin haberalma servislerinin, birbirleriyle yakın ilişkileri bulunmaktadır. Basınımızın bazı tarafsızları, bu söylediklerimizi yalanlamaya çalışadursunlar. Biz yine de Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in şu “veciz” sözlerini anımsayalım:

"CIA girmiş benim içime..."

İsrail gizli örgütü ile MİT arasında ne gibi ilişkiler bulunmaktadır? İran Gizli Haberalma Örgütü ile MİT ne gibi ilişkiler içindedir? CIA ile MİT arasındaki ilişkiler hangi noktalarda yoğunlaşmaktadır?

CIA ile kontrgerilla arasındaki ilişkileri bilmeden, araştırmadan, “şematik” yorumlarla CIA olgusunu unutturmaya çalışmak, bilmem kime hizmet olur? Hiç düşünülmüş müdür?..

Devrimci kesim, CIA ve kontrgerilla olgusunu belleklerde taze tutturursa, bu oyunlara da gelinmez. Türkiye’de devrimci kesimin bir tek güncel görevi olmalıdır. Önümüzdeki bir ay içinde, seçim sandığına giden yolları açmak ve cephe hükümetini yurttaş oyu ile devirmek!..

Bunu engelleyen her eylem, adı sanı ne olursa olsun, arkasında CIA ve kontrgerilla gölgesi saklamaktadır.

İlgili Konular: #Uğur Mumcu

Yazarın Son Yazıları

Papa Davası...

“Papa suikastı davası”nın üç Bulgar ve iki Türk için “kanıt yetersizliğinden” beraat ile sonuçlanması ve Ağca’ya silah sağlayan Ömer Bağcı’nın da “İtalya’ya silah sokma suçundan” mahkûm olması, olayları yakından izleyenler için hiç de şaşırtıcı olmamıştır.

Devamını Oku
01.04.1986
Devlet içinde devlet...

İstihbarat örgütlerinin çoğu “devlet içinde devlet” deyişine hak verircesine sınırsız yetkiler kullanırlar. Örneğin Beyaz Saray mı CIA’yı yönetir, yoksa CIA mı Beyaz Saray’ı belli değildir. Bunun gibi Kremlin mi KGB’ye egemendir, yoksa KGB mi Kremlin’e, bunu da kestirmek güçtür.

Devamını Oku
26.09.1985
Adalet duygusu...

“Adalet duygusu” diye bir inanç vardır. Bu inanç bir kez sarsıldı mı, istediğiniz kadar çabalayın, inandırıcı olamazsınız. Hele adalet duygusu devlet eliyle yok edilirse yıkıntı büsbütün büyük olur.

Devamını Oku
28.04.1985
ASALA ve PKK...

Orly katliamı davasında Ermeni teröristlerin avukatı “ASALA ile Fransız hükümetinin temasları olduğunu” söylemiş.

Devamını Oku
22.02.1985
Devrimci demokrat...

Her dönemin kendine özgü kavramları oluyor. Bir zamanlar, “mürteci” ve “gerici” gibi kavramlar sık sık kullanılırdı. 27 Mayıs İhtilali’ni izleyen günlerde “kuyruklar” nitelemesi de çok kullanılmıştı. “Statükocu” tanımı da yine o günlerde toplumsal dönüşümlere karşı koyanları belirlemek amacıyla sık sık yinelenirdi. Sonra “ortanın solu” daha sonra “milliyetçi toplumcu” ve “liberal sağ” gibi kalıplara başvurulmaya başlanmıştı. 1968 Ağustosu’nda Sovyet ordularının Prag’a girişinden sonra Türkiye’de “güler yüzlü sosyalizm” kavramı ortaya atılmıştı.

Devamını Oku
07.12.1984
Yurtseverlik Bilinci...

Güneydoğu yöresindeki olaylar yine sürüyor. Ayrımcı teröristlerin sınırlarımızın ötesindeki belli yerlerden destek aldıkları da artık iyice anlaşılıyor. Tam anlamıyla “dış destekli bir bölücü başkaldırma” ile karşı karşıyayız. Ulusal sınırlar içinde barış ve özgürlük içinde yaşamak isteyen herkesin bu bölücü eylemlere hep birlikte karşı çıkması gerekir.

Devamını Oku
02.12.1984