Veysel Ulusoy

Soğanlı tarım politikası

09 Nisan 2023 Pazar

Ekonomideki duraklama ve gelir yaratmada yaşanan sorunların miladı olan 2018 yılının ilk ayları tarım ve hayvancılıkta da bir dönüm noktasıdır. Sinyallerini bu tarihten sekiz yıl öncesinde aldığımız tarımsal faaliyetlerdeki yavaşlamaya rağmen süreç kendini tam anlamıyla paraların suyunu çektiği 2018 yılına kadar kör topal getirmiş ama bundan sonra bir sorunlar yumağına döndürmüştür.

Küresel gıda fiyatlarındaki dağınıklık ve üretim gücümüzdeki yavaşlama ile 2010 yılında başlayan tarımsal piyasalardaki bozuk görünüm o gün bu gündür oynaklığını artırarak devam etmektedir. 

Küresel piyasalardaki yapısal kırılma ülkelerin bireysel tarım politikaları ve uluslararası politika koordinasyonu uygulamaları sonucunda 2010’ların ortalarında yerini yeterliliğin erişildiği bir üretim yapısına dönüştürmüştür ama ülkemiz buna ayak uyduracak politikaları hayata geçirememiştir.

TARIM POLİTİKASI DERKEN...

Tüm bunlar üretimin doğrudan desteklendiği, desteklenmek zorunda olduğu en uygun tarım politikaları ile gerçekleşti doğal olarak... 

Uluslararası ticarete, özellikle de onun ithalat ayağına bağlı olmayan tarım politikalarının başarıya ulaşmasıyla fiyat ve üretim dengesinin en uygun noktada oluşturulması sağlanmıştır.

Biz ise bu sürecin tam aksini tecrübe ettik. Kırsal kesimi tarımdan soğutmak için elimizden geleni yaptık. Onunla da kalmadık, mahsule yakın her zaman diliminde ithal kartını sanki düşman hukuku uygular misali köylüye karşı çektik ve işin gerçeği uyguladık da...

Sonunda olan oldu. 

Biriken tarımsal sorunlar enflasyon baskısı, yanlış fiyat politikası, tarla kiralarının inanılmaz artışı gibi faktörlerin aynı anda buluşması ile arzın talebi karşılama oranını düşürerek zaman içinde çoğaldı. Üstelik ithal kartı da bu farkı kapatamayacak nicelik ve niteliğe kavuştu.

Et, süt, sebze ve diğer tarımsal ürünlerin üretim sürecinde yaşanan sıkıntılar günlük hayatın en büyük konuları oldu...

Tarım Bakanlığı ne yaptı bu süreçlerin tümünde peki?

Yanıt basit...

Elinden geleni ardına koymadı. Tarımsal faaliyetleri bitirmek için, Türk tarımını yok etmek ve ticaret ortaklarımızın lehine yapılması gereken ne varsa onu harfiyen yerine getirdi. 

Halbuki ülkeler kendi tarımsal faaliyetlerini geliştirmek, dış rekabetten korumak ve gıda güvenliliğini artırmak için Dünya Ticaret Örgütü (WTO) bünyesinde adeta bir savaş verirler, en ufak bir edinim kazanmak için yıllarca uğraşırlar.

Bizde ise devlete ve hükümete rağmen köylü, üretimi sürekli kılmak için toprakla buluşmanın sevdasıyla emeğinin karşılığını almadan çalışır, didinir her zaman. Her seferinde de hüsrana uğrar.

Nedeni ve sonucu belli bir kısır döngünün içinde hem de...

Ankara’ya sıkışmış, siyasette bir kişinin ağzına bakan, reklamlarla tarımsal üretim yapılacağını zanneden, pasif ve kişiliksiz bir tarım politikasının yansıması karşımızda duran aslında. 

Fiyat politikasını tarımsal desteklerle karıştıran masa başı tarımın siyasallaşmasının getirdiği noktada, et ve süt başta olmak üzere gıdada yaşanan fiyat artışlarının dayanılmaz ağırlığını tecrübe ediyor ülkemiz. Gelir artış hızı enflasyonun çok altında kalan halkın beslenme sorunu artık ulusal bir boyuta ulaşmıştır.

Bunun bilincinde olmayanların varlığı ise ulusal sorunun en büyüğü olarak tam da karşımızda duruyor. 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sen üret yeter! 2 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları