Savrulmak
Zafer Arapkirli
Son Köşe Yazıları

Savrulmak

10.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’nin, işbaşındaki siyasi iktidar tarafından yönetilmediğini, ama tam anlamıyla savrulduğunu söyleyenler, neredeyse günün 24 saatinde, her saat başı tekrar tekrar haklı çıkıyor. Artık dış poitikadan ekonomiye, eğitimden adalete ve sağlık sektörüne kadar her alanda sergilenen görüntü, bu “savrulma” tanımının adeta “sağlamasını” yapmakta.

En başta dış politikadaki “zikzak”ları hatırlamak bile yeter.

Daha geçen pazar günü, Cumhurbaşkanı’nın “Libya’ya askerlerimiz peyderpey gidiyorlar demesinin üzerinden daha 76 saat geçmemişti ki Rusya Devlet Başkanı ile görüşüldüğü saatlerde iki ülkenin dışişleri bakanları ateşkes çağrısı” yapıyorlardı. Aylardır orada belli bir tarafın yanında savaşmaya asker göndermenin” yanlışlığından ve uzlaştırma istikrarı sağlama çabalarına destek vermekten söz edenlere adeta “korkak, pısırık, ezik” gözü ile bakan, tarih cehaletini ortaya koyacak şekilde “Mustafa Kemal (Osmanlı toprağını savunmak için kendi hükümetinin bir subayı olarak) giderken iyiydi de biz gidince mi kötü oluyor” abukluklarına başvuran, mafya dizilerinden ödünç “Sonunu düşünen kahraman olamaz” saçmalıkları ile mukabele eden iktidar, son bir hafta içinde bu savrulmanın göz yaşartıcı örneklerini sergiliyor. TBMM’de tezkerenin görüşüldüğü oturumun tutanaklarına bir göz atmak bile yeter, bunu görebilmek için.

Peki, ne oldu da Libya politikasında üç günde kahraman olmaktan ateşkes çabalarına” 180 derecelik bir savrulma yaşandı?

Aslında çok basit:

Uluslararası sistem, ABD’sinden Avrupası’na, Rusya’sına kadar Sarraj ve Hafter arasında bu “asgari makul”de buluşurken sen bunun dışında kalırsan, kelimenin tam anlamıyla “iyot gibi” açığa düşüyorsun. Nitekim, “Türk Akımı, doğalgaz, ticaret vs.” şirin ambalajı altında İstanbul’da çarşamba günü yapılan Putin-Erdoğan zirvesinde bu işin (Libya) “en sıcak dosyalar arasında” yer aldığına bahse girebilirsiniz.

Yine aynı görüşmede, İdlib’de Türkiye’yi göz göre göre ve deyim yerindeyse “bağırta bağırta” kendi eliyle köşeye sıkıştıran siyasi iktidarın, Eylül 2018’den beri (Putin-Erdoğan Soçi Mutabakatı) bu konuyu adeta günde 5 vakit hatırlatan Putin’in karşısında nelerin söylen(eme)diğini merak ediyorum.

Ama bu konuda Türkiye’yi yönetemeyip “savuranlar” ne yapıyor? Günde 5 vakit “Şu kadar sığınmacı kapımıza dayanmak üzere, bu kadarı daha geliyor. Sayı şu kadara çıkma riski taşıyor” gibi, meseleyi özünden uzaklaştıran bir propaganda malzemesine sarıldıkları dikkat çekiyor.

 

Kanal İstanbul tartışması

 

Bu baş döndürücü savrulmanın en çarpıcı ve başları döndürmenin ötesinde mideleri bulandırıcı, kan basıncını allak bullak edici bir örneği de mâhut Kanal İstanbul olayında yaşanmakta.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önceki gece bir TV programında çarpıcı biçimde ortaya koyduğu gibi: Toprak rantından kanal kıyılarındaki yapılaşmaya, ciddi düzeydeki deprem riskinden su havzalarının mahvedilmesine, maliyet hesaplarından Montrö’nün delinmesi meselesine kadar neredeyse onlarca kalem konu başlığında birbiriyle çelişen açıklamalar yapan iktidar, adeta İstanbul Yeni Havalimanı’na kasırga esnasında inmeye çalışan bir uçağı andırmaktadır.

Yeni havalimanı demişken… Daha açılışından bu yana 1.5 yıl bile geçmeden, önceden yapılan uyarıların hemen hepsinin haklı çıktığı bu konuda, “inat” sürdürülüyor. Atatürk Havalimanı konusunda da, önce “Kapatıp millet bahçesi yapacağız”, sonra “VIP jetleri ve devlet erkânının uçakları için kullanılacak”, şimdilerde “Ayıp olmasın diye yapamıyorlar ama öteki 2 havalimanı ile yük paylaşımı seçeneği de düşünülmüyor değil” söylentilerinin yayıldığı bir “savrulma, yalpalama, zikzak durumu ortadadır.

Ekonomiye hiç girmiyorum.

Eğitim ve sağlık sektörlerindeki kaotik başıbozukluktan hiç söz etmiyorum.

Adalet başlığı altında özellikle “FETÖ borsası rezaletine, “KHK sefaletine” değinmeyi gereksiz görüyorum.

Kısacası: Suriye’den Libya’ya, Çağlayan Adliyesi’nden Küçükçekmece’ye, Ankara’dan Yeşilköy’e sürekli esip kavuran bir kasırganın tam göbeğinde sarsılan ve Türkiye’nin direksiyonunu elinden kaçırmış görünen bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız.   

Zaten 2014’ün mart ayından bu yana (neredeyse 6 yılda) yerel, genel, tekrar seçimler ve referandum olmak üzere tam 9 kez sandığa gidilmiş olmasının da gösterdiği üzere, artık “cıvatalar” gevşemiş, “somunlar” sallanmaya başlamış, “çiviler yerlerinden oynamış, sallanmaktadır.

Çare bellidir.

Demokrasiyi, yani dolaylı olarak ülkenin bekasını dert edinenler, bir an önce örgütlenip bu iktidarın el değiştirmesi için kolları sıvamalıdır. Geçen yılki yerel seçim zaferleri sağlanan sinerjiyi bir kartopu, bir çığa dönüştürüp bu savrulmaya bir son vermelidir.

Yitirilecek her bir gün, geleceğimizi daha büyük tehlikeye sokma riski taşımaktadır.  

Yazarın Son Yazıları

Mektep...

Mektep...

Devamını Oku
29.12.2021
Yandaşlık zor zenaat

Yandaşlık zor zenaat

Devamını Oku
24.12.2021
Nas Nas Paraları Leyla’ya...

Nas Nas Paraları Leyla’ya...

Devamını Oku
22.12.2021
Sefil bir tiyatro

Sefil bir tiyatro

Devamını Oku
17.12.2021
Kezzap

Kezzap

Devamını Oku
15.12.2021
İşte, bunun için sevmiyoruz

İşte, bunun için sevmiyoruz

Devamını Oku
10.12.2021
‘Gelmekte olan’ değişmez

‘Gelmekte olan’ değişmez

Devamını Oku
08.12.2021
Millete ‘nanik’ yapıyorlar...

Millete ‘nanik’ yapıyorlar...

Devamını Oku
03.12.2021
Dördüncü kuvvetin kuvveti

Dördüncü kuvvetin kuvveti

Devamını Oku
01.12.2021
Fırıl, fırıl, fırıl...

Fırıl, fırıl, fırıl...

Devamını Oku
26.11.2021
Kreşendo zamanı

Kreşendo zamanı

Devamını Oku
24.11.2021
‘Bu can bu bedenden çıkmadan...’

‘Bu can bu bedenden çıkmadan...’

Devamını Oku
19.11.2021
‘Açık yaralar’ ve Kılıçdaroğlu

‘Açık yaralar’ ve Kılıçdaroğlu

Devamını Oku
17.11.2021
Bugs Bunny’nin ölümü

Bugs Bunny’nin ölümü

Devamını Oku
12.11.2021
Tehlikenin farkındayız

Tehlikenin farkındayız

Devamını Oku
10.11.2021
Ekmek Bulamıyorsanız...

Ekmek Bulamıyorsanız...

Devamını Oku
05.11.2021
‘Sana ne oluyor ki?’

‘Sana ne oluyor ki?’

Devamını Oku
03.11.2021
‘İçişleri’ yalanı...

‘İçişleri’ yalanı...

Devamını Oku
27.10.2021
Milletle alay etmenin dozu kaçtı

Milletle alay etmenin dozu kaçtı

Devamını Oku
22.10.2021
‘155’i ararım!..’

‘155’i ararım!..’

Devamını Oku
20.10.2021
Giderayak güldürüyorlar

Giderayak güldürüyorlar

Devamını Oku
15.10.2021
Kazanımlar, kayıplar...

Kazanımlar, kayıplar...

Devamını Oku
13.10.2021
Taklitler, mukallitler...

Taklitler, mukallitler...

Devamını Oku
08.10.2021
6 Ekim ruhu

6 Ekim ruhu

Devamını Oku
06.10.2021
Antikorun Kadar Konuş!..

Antikorun Kadar Konuş!..

Devamını Oku
01.10.2021
Otokrat

Otokrat

Devamını Oku
29.09.2021
New York Seferi Abuklukları

New York Seferi Abuklukları

Devamını Oku
24.09.2021
Ayran - tahtırevan

Ayran - tahtırevan

Devamını Oku
22.09.2021
‘Al gülüm - Ver gülüm’

‘Al gülüm - Ver gülüm’

Devamını Oku
17.09.2021
Makas değişikliği (15.09.2021)

Makas değişikliği

Devamını Oku
15.09.2021
‘Ben yaptım abi’ devri...

‘Ben yaptım abi’ devri...

Devamını Oku
10.09.2021
‘Ali Bey kafası’

‘Ali Bey kafası’

Devamını Oku
08.09.2021
‘Cüppeli hâkim’

‘Cüppeli hâkim’

Devamını Oku
03.09.2021
Ne işimiz vardı?

Ne işimiz vardı?

Devamını Oku
27.08.2021
Yahu, siz aklınızı mı yitirdiniz?

Yahu, siz aklınızı mı yitirdiniz?

Devamını Oku
20.08.2021
‘Alarm zili’ mi dedin?

‘Alarm zili’ mi dedin?

Devamını Oku
13.08.2021
Rehber belli: Bilim

Rehber belli: Bilim

Devamını Oku
06.08.2021
Niye ‘sondan’ başlıyoruz?

Niye ‘sondan’ başlıyoruz?

Devamını Oku
30.07.2021
Yoruldu-k

Yoruldu-k

Devamını Oku
23.07.2021
O kelepçe…

O kelepçe…

Devamını Oku
16.07.2021