Ankara Sanat Tiyatrosu: Geçmişimiz - geleceğimiz

10 Aralık 2020 Perşembe

Tiyatro sanatı, sahnede canlıyken yaşar, seyircisiyle buluştuğu zaman yaşar... Tiyatro ancak o zaman vardır. Sahnede o an gerçekleşeni, gerçekleşmekte olanı izleyen bir çift göz yeter. “O an” önemlidir, çünkü “o an” tektir, eşsizdir, bir daha tekrarlanmayacaktır. Tekrarlansa bile aynısı olmayacaktır. Yazarın metni, oyuncunun repliği, yönetmenin yorumu, ışığın gücü, seslerin rengi değişmese bile, izleyenin bakışı, bakış açısı değişecektir. “O an”, “o anlar” bir daha yakalanmayacaktır. Ve her perde açıldığında yeni ilişkiler kurulacaktır.

Elbet günümüzde, teknik beceriyle o anları filme çekmek mümkün. Ancak ne görüntü kayıtları ne de yazıyla yeniden yakalamaya çalıştığınız “o an”, tiyatronun gerçeğini size yansıtır. O kayıtlardan izlenen, olsa olsa bir izdüşümüdür... Geriye tek şey kalıyor: Belleklerimiz!

Covid-19 günlerinde

Bu yukarıda söylediklerim, Covid-19 salgını öncesi için geçerliydi.

Covid-19 yerine, sayılarla savaşmayı seçen; algı operasyonlarıyla insan yaşamını, insan emeğini, insan onurunu yok sayan; tüm tiyatroları, tiyatrocuları açlığa mahkûm ederken, ısrarla, inatla, kayırmayla, vicdansızlıkla, Devlet Tiyatroları’nın, oyunlarına devam etmelerini mecbur kılan bir iktidar var başımızda. Ve bu iktidarın çıkar ilişkileri geçen hafta sonu çok sevilen bir sanatçının (Ali Cem Köroğlu) ölümüne ve onlarcasının hastalanmasına neden oldu. Cinayeti herkes gördü.

Dün CHP milletvekili Sera Kadıgül, TBMM kürsüsünden, gözyaşlarını tutmaya çalışarak cinayeti adım adım açıkladı, ihmalleri tek tek sıraladı. Şimdi bu cinayetle ilgili soruşturma açılmasını, soruşturma sonuçlanıncaya dek sorumlu yetkililerin görevden alınmasını bekliyor sanat camiası ve de insanlık camiası... Eğer bu ülkede hak, hukuk ve vicdanın bir zerresi kalmışsa!

Eve kapanma günlerinde, elbet çevrimiçi izlemeye devam edeceğiz tiyatroları. En azından belleklerimize sahip çıkmak için! Ama bunu yaparken de tiyatroların, tiyatrocuların ölmemesi için devletin, yerel yönetimlerin kültür politikaları geliştirmesi kaçınılmaz. İktidara biat eden sanatçılar için değil, özellikle etmeyenler için!

AST binası müze olmalı

Belleksiz bir toplum olduğumuz malum. Ama biraz da bilgisiz bir toplumuz! AST, yani Ankara Sanat Tiyatrosu kapatılmıyor. Onlar nasılsa bir yer bulup oyunlarını oynarlar, oynayacaklar... AST’ın Ankara’daki tarihi mekânı 58 yıllık (aslında 57- bir yıl Menekşe Sineması’na taşınmışlardı) yuvaları ellerinden alındı ve boşaltıldı.

Mal sahibi orayı, artık müteahhidin gönlünden ne koparsa, iş hanı, AVM, otele çevirebilir. Oysa o mekân bizim belleğimiz. O mekân, geçmişimiz. Ama aynı zamanda geleceğimiz olabilir.

Ankara’nın en sevdiğim belediye başkanlarından Murat Karayalçın’ın bir sözü vardı: “Ankara’nın 2 kalesi vardır: Biri Ankara Kalesi, öteki AST.

1961’de yeni anayasanın sağladığı özgürlüklerden yararlanarak 1963’te Asaf Çiyiltepe ve arkadaşlarının kurduğu tiyatronun ilkeleri daha o gün belirlenmişti: Devrimci, toplumcu, ilerici, yenilikçi bir çizgiydi bu... Beckett’in “Godot’yu Beklerken” oyunuyla başladılar. Kadroya dikkat: Çiyiltepe, Güner Sümer, Işık Toprak, Gündüz Kalıç, Ayberk Çölok, Tunca Yönder, Şevket Altuğ...

Brecht, Gogol, Gorki, Sartre derken Sermet Çağan, Orhan Kemal, Nâzım Hikmet, Turgut Özakman, Vasıf Öngören, Oktay Arayıcı, Orhan Asena, Ömer Polat, Yılmaz Onay, Bilgesu Erenus, Uğur Mumcu, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Murathan Mungan, Muzaffer İzgü, Fikret Otyam...

Asaf Çiyiltepe’den sonra Güner Sümer, Ergin Orbey, Mehmet Keskinoğlu, Erkan Yücel, Rutkay Aziz... Timur Selçuk, Meral Niron, Sevim Çavdar, Osman Şengezer, Yücel Tanyeri, Rana Cabbar, Yaman Okay, Erol Demiröz, Altan Erkekli, Cezmi Baskın...

Her isim sayfalarca çağrışıma açık. Sadede gelmeliyim. O mekân yaşamalı, yaşatılmalıdır. Tiyatro müzesi, tiyatro kültür evi, AST merkezi, tiyatro belleği... Adına ne derseniz deyin. Belleği olmayan sanatın geleceği de olmaz!

Sayın Mansur Yavaş, Sayın Alper Taşdelen! Sizlere tiyatro camiası adına sesleniyorum: Lütfen bu sesi duyun ve gereğini yapın!


Yazarın Son Yazıları

Demokrasiyi beklerken 21 Şubat 2021
Canım Demir Özlü... 18 Şubat 2021
Aşk yaşatır insanı 14 Şubat 2021
Şiddetin boyutları 11 Şubat 2021
İki kadın 21 Ocak 2021
Sanat, umuttur 3 Ocak 2021
Yıl sonu ağacı... 31 Aralık 2020