Don Kişot kadınlardan biri...

30 Eylül 2011 Cuma
\n

35. yılını kutlayan Maçka Sanat Galerisi’nin kurucusu, yöneticisi, emekçisi, ağır işçisi Rabia Çapa

\n\n\n\n\n

Anımsıyorum: Yıl 1976ydı… “İstanbulda yeni bir galeri açılıyor, Maçkada sözü nicedir biz sanatla uğraşan gazetecileri tatlı bir telaşa sürüklemişti. O zamanlar sanat olayları tüm gazetelerin meselesiydi ve henüz magazin haberleriyle iç içe yoğrulmamıştı; dedikodu faslı değil, eleştiri, yorum ve değerlendirme ağır basardı

\n

Anımsıyorum: O galeriyi ilk gördüğümde önce mimarisine vurulmuştum. Mimar Mehmet Konuralpin elinden çıkmaydı. Bahçeye, sokağa açılan minicik mekân, içinde yeni dünyalara açılma gücünü, işlevselliği, bölünebilmeyi, çoğalabilmeyi içeriyordu. Ama aynı zamanda bir ev-yuva sıcaklığını barındırıyordu. Galerinin o gün bugün simgesine dönüşecek olan logosu Mengü Ertelin yüreğinden kopmuştu. Galerinin ışık tasarımı ise Şazi Sirele aitti.

\n

Anımsıyorum: İlk sergi, sanat eleştirmeni Sezer Tansuğnun Beş Gerçekçi Türk Ressamı kitabının izini sürüyordu. Açılış sergisi, ustalarlaydı: Turgut Zaim, Nuri İyem, Cihat Burak, Neşet Günal ve Nedim Günsür

\n

Galeriyi açan iki genç, güzel, dinamik kız kardeşti: Rabia Çapa ve Varlık Sadıkoğlu!

\n

Dünden Bugüne… 

\n

Aradan tam 35 yıl geçti. Maçka Sanat Galerisi, sanat dünyamızın öncü galerilerinden biri oldu. Galeri olmak için yola çıkmıştı, galeri olarak kaldı. Farklı işlevler yüklendi. En yeni sanat akımlarına kucak açtığı gibi, kavramsal sanatın sözcülüğünü de yaptı.

\n

Maçka Sanat Galerisi şu sıralar 35. yıldönümünü görkemli etkinliklerle, gençlerle buluşmalarla kutluyor. (Bu etkinliklerin ayrıntılarını bu sayfalarda okuyorsunuz, tekrarlamayacağım. Onun yerine dünden bugüne uzanan anılar labirentinde dolaşacağım…)

\n

Rabia Çapa, Bedri Rahmi Eyüboğluyla resim çalışmıştı Güzel Sanatlar Akademisinde. Resim yapmayı değil, resme yönelenlere bir platform kazandırmaya yöneldiğinde ne denli güç bir işe giriştiğini ne denli biliyordu doğrusu pek emin değilim. Ama kesin bildiğim şu: Çok çalışkandı, inatçıydı, azimliydi. Tuttuğunu koparacaktı

\n

Ömer Uluçtan Mehmet Güleryüze; Füreyadan Mengü Ertele; Kometten Gülsüm Karamustafaya nice sanatçının en önemli sergilerini burada izledim Araştırmaya, denemeye her zaman açık, toplumsal yaşamımızla iç içe geçmiş sergileri de öyle (Serhad Kiraz, Su Yücel). Bugüne dek 136 kişisel sergi, 30 karma sergi düzenlendi burada. Hangi birini ansam ki Kavramsal Sanatın hem Türkiyedeki hem de yurtdışındaki gelişiminin sıkı bir takipçisi oldu Maçka Sanat Galerisi. Öncü bir işlev benimsedi.

\n

Her sergiye eşlik eden bilgilendirici ve özenli broşürleri; her açılışta serginin ruhuna uygun giysileriyle konukları karşılayan Rabia Çapa ve akşamüstleri sanat konuşulduğu, sanat tartışıldığı toplantılar; gençlere yönelik konferanslar Bunlar eksilmez parçaları oldu galerinin.

\n

35. yılda düşler gerçekler

\n

Rabia Çapa, benim için Adalet Cimcoz, Melda Kaptana gibi kahraman, Don Kişot kadınlardan biri. Yola birlikte çıktığı kız kardeşinin erken aramızdan ayrılışı, ardından eşini kaybetmesi, bir süre galeriyi kapatmasına neden olduysa da yoluna devam etti. Öncülüğünden, niteliği savunmasından, ilkelerinden hiç ödün vermeden Maçka Sanat Galerisinin kurucusu, yöneticisi, emekçisi, ağır işçisi, kısaca her şeyi oldu. 35 yıldönümünde neler hissettiğini sorduğumda şöyle yanıtladı:

\n

İnsan sevdiği, heyecanlandığı bir işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Zaten sanatla uğraşmak yalnız zamanı değil, bugün dünyada ve etrafımızda olan bütün pislikleri de örtüyor. Ben de iyi ki sanat var ve iyi ki sanatla uğraşıyorum, diyorum. Bu 35 yıl içinde hem çok güzel geçen günlerim hem çok üzüldüğüm günlerim oldu. Hepsini yaşamış olmaktan mutluyum. Çok güzel ve özel insanlar tanıdım. Onlarla dost, onlarla arkadaş oldum. Onlar, galerimin ve benim bir parçam oldular. Beni çok zenginleştirdiler. Ve onlar hâlâ benim içimde, benim galerimde, benimle beraber yaşıyorlar.

\n

İleride bu özel dostlarla söyleşilerini, anılarını bir kitaba dönüştürecek Rabia Çapa.

\n

Peki düşlerini gerçekleştirebildi mi?

\n

Düşlerin sonu yok ve iyi ki de yok. Benim hep büyük düşlerim oldu. Büyük düşleri ayağa kaldırmak zor, kimini gerçekleştirdim, kimini fikir hırsızlarına kaptırdım, kimini de kıskançların duvarına çarptırdım. Ama geçen 35 yılın sergilerine göz atılırsa MSGnin bir yığın ilke imza atmış ve çok güzel sergiler açmış bir galeri olduğu görülür. Benim daha bir sürü düşüm var ve hepsini sırayla gerçekleştireceğim.

\n

Hiç kuşkum yok gerçekleştirecektir. Kutluyorum ve 35 yıl için teşekkür ediyorum.

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tiyatro dünyasından... 14 Temmuz 2024

Günün Köşe Yazıları