Ani Çelik Arevyan Sergisi : Bir dünya yaratmak

Ani Çelik Arevyan Sergisi : Bir dünya yaratmak

06.09.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Karaköy’de, Galata Rum Okulu’na girdiğimiz an, farklı bir dünyadan içeri adımımızı attığımızı hissediyoruz. Hem çok bildik, hem de hiç ama hiç bilmediğimiz bir dünya... O andan sonra sanki bir ayindeyiz. Ayinin teması IŞIK ve ZAMAN! Burada zamanı belirleyen, saat değil, zamanı belirleyen ışık. Geçmişteki ışık, gelecekteki ışık... Zamanı belirleyen çağrışımlar, anılar, duygular, düşünceler...

Yok böyle olmaz baştan başlamalıyım. Ani Çelik Arevyan’ın Galata Rum Okulu’nda açılan “Olduğu Gibi” başlıklı fotoğraf sergisindeyim. Tanımayanlar için açıklayayım: Benim için o dünya çapında bir fotoğraf sanatçısı. Belki de “fotoğraf yaratıcısı” demek daha doğru... Galeri Nev’de, Diyarbakır’da, İstanbul Kadın Kütüphanesi’ndeki sergilerini; dünya merkezlerindeki müzelerde eserlerini görmüş olanlar tanığımdır.

Yaratıcılık

“Fotoğraf yaratıcısı” dedim... Zaten kendi de “İşlerimi yaratma sürecini fotoğraf çekmekten çok fotoğraf yapmak diye tanımlıyorum” diyor. Fotoğrafı, estetik dönüşümün bir aracı olarak kullanıyor. Görsel algıyı, bizlere iletirken sadece karşısındaki fiziksel gerçekliği değil, hayal gücünü, geçmişini, çağrışımlarını, kayıp ya da saklı referanslarını da katıyor. Bir bakıma düşünceyi fotoğraflıyor.

Ama bu demek değil ki siz de onun fotoğraflarına baktığınızda onun gibi düşüneceksiniz. Hayır, hayır. Herkes o fotoğraflar karşısında kendi okumasını yapacak, kendi kilimini dokuyacak, kendi kurgusunu kuracak, kendi öyküsünü anlatacak... Herkes farklı bir şey “görecek”... Böyle böyle anlamlar çoğalacak... 

Belki de (belki değil öyle) bu serginin, bu fotoğrafların, bunca davetkâr olmasının, beni de gör, beni de gör, diye haykırmasının, sizi her bir fotoğrafın içine çekmesinin, içine çektikten sonra da bırakmak istememesinin nedeni bu.
(“Davetkâr” sözcüğünü, Ayşegül Sönmez’in Sanat Atak’ta, Ani ile yaptığı muhteşem röportajın başlığından aldığımı söylemeliyim. Başlık şöyleydi: “Evet, bu bir Davet”)

İkili öyküler

Ani Çelik Arevyan bu sergiyi 3 yılda hazırladığını söylüyor. Ancak sergi nice yılların birikimi. Dünyanın her yerinden çektiği yüz bin kadar fotoğrafın arasına, kendi arşivine dalmış. Çok titiz ve özenli çalışmayla, bunları ikişer ikişer, aklında, zihninde, yüreğinde, duygularında ve duyularında birleştirmiş, yan yana kurgulamış. Ortaya çıkan ikili öyküler, adeta ucu açık bir film şeridi gibi... Tüm bir yaşam gibi... Seni seviyorum der gibi... Yeryüzü harika ya da yeryüzü korkunç der gibi... En çok da ben değiştim der gibi...

Hemen belirteyim, iki fotoğrafı yan yana getiren kesinlikle konu birliği falan değil, mantıklı bir açıklama da beklemeyin. Sadece sanatçının farklı görsel deneyimler yaratma tutkusu...

Minik bir ipucu: İkili öykülerde bağlantıyı kuran bir form, bir çizgi, bir renk ve dikkat, en çok da bir ışık olabilir... Işığın suda yansıması, çimende ya da tuğlada yansıması elbet farklı bir serüven... Kimi zaman bir düşünce, bir anı, kimi zaman sadece bir duygu, bir dürtü... Ani’nin deyişiyle: “Seriye devam ederken ortaya çıkan düşünce alanı, fotoğrafik bilincim ve bir sanatçı olarak gelişimim hakkında bir geri bildirim döngüsü yarattı.” Haldun Dostoğlu’nun küratörlüğü, Nevzat Sayın’ın sergi mimarisi, buna müthiş olanak sağlıyor!

Öyle ki New York’taki bir gökdelenle, Venedik’teki bir kubbeyi; İstanbul’daki bir ağaçla Versaille’daki bir ayrıntıyı; Londra’daki bir vitrinle Provence’daki bir sarmaşığı; gökyüzündeki bulutla göldeki yansımayı bir araya getirmesine şaşmadığımız gibi, bu birliktelikten bir de kazançlı çıkıyoruz.

Serginin adı: “Olduğu Gibi”... Ama inanın bana burada hiçbir şey olduğu gibi değil. Sanatçının yarattığı gibi... Sergi, 30 Eylül’e dek sürüyor. Kaçırmayın derim...  

Yazarın Son Yazıları

‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025