İmamoğlu: Sandık güvenliği, Karadenizlilik ve Atatürk

İmamoğlu: Sandık güvenliği, Karadenizlilik ve Atatürk

08.01.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen pazar CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ziyaretime geldi.
Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ile birlikte azınlıkların liderlerine yaptığı ziyaretler uzun sürdüğü için biraz gecikmişti.
Zamanı çok sınırlı olduğu için birkaç fotoğraf çekiminden sonra hemen damardan en sorunlu konulara girdik.Önce genel izlenimimi belirteyim:
Yıllarca CHP ilçe başkanlığı yapmış olmanın örgüt deneyimine sahip ve başarılı bir ilçe belediye başkanı da olduğu için kendine güveni yüksek. Bunu ifadeden de çekinmiyor.
Kendine güveni yüksek olduğu için, sorulara kaçamak yanıtlar vermiyor.
Sorunları büyük bir açık yüreklilikle tartıştık.

Sandık Güvenlik Merkezi
Elbette ilk konuştuğumuz konu, Sosyal Medya’da, bazı samimi CHP’lilerin, pek çok sahte CHP kimlikli tarafından da desteklenen “Seçimi boykot” çağrısıydı.
İmamoğlu boykot kampanyası sorununun temelinde, 24 Haziran seçimlerinde yaşanan düş kırıklığının yattığının farkında. Sandık güvenliği sorununu ilk sıraya almış:
“Sandık güvenliğini sağladığımıza seçmenimizi inandırabilirsek yüksek katılımı gerçekleştirebiliriz” diyor.
Bunun için şimdiden ciddi çalışmalara başlamış:
Partinin ve il örgütünün kurduğu ve kuracağı bütün seçim merkezlerine ek olarak Anadolu tarafında bir ilçede “Sandık Güvenlik Merkezi” oluşturuyor.
Bu Merkez, sandık sonuçlarını hem dijital hem de fiili olarak izleyecek:
Sonuçlar bir yandan dijital olarak merkeze aktarılırken öte yandan tutanakların kopyaları, araçlarla fiili olarak da toplanacak. Bu fiili toplama için şimdiden araç ve gönüllü planlaması yapılmaya başlanmış.
“Tek bir sandıkta tek bir oyun bile ziyan olmasına izin vermeyeceğiz” diyor İmamoğlu ve ekliyor:
“Hocam ben, yerel örgüt yönetiminden, ilçe başkanlığından geliyorum, Beylikdüzü’nde ondan fazla seçim yönettim, belediye başkanlığım döneminde de çok deneyim kazandım; hiç merak etmeyin, sandık güvenliği benim işim.”
Yerel seçimlerin sandıklardaki oy denetim mekanizmasını şöyle açıklıyor:
“Esas olarak bütün ilçe başkan adayları sandıkları kendi ilçelerine göre denetler; öncelik ilçe oylarının sayımındadır. Büyükşehir sonuçları bir sonraki aşama olarak görülür.
Ben kurduğum sistemle ilçe başkan adaylarının denetim ve haberleşme ağının dışında sadece büyükşehire özgü bir denetim ve haberleşme düzeni oluşturuyorum; böylece sandık başlarında çifte kavrulmuş bir kontrol oluşacak.
Bunu seçmenimize anlatabilirsek onları sandığa gitmeye ikna eder, katılım oranını yükseltebiliriz.”

Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı sorunu
Ekrem İmamoğlu Binali Yıldırım konusunda çok net; bu konudaki soruma dudaklarında müstehzi bir gülümsemeyle, hemen yanıt veriyor:
“İstifa etmediği sürece benim için sadece Meclis Başkanı’dır” diyor.
“Yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak kabul etmiyor musunuz?” diye üsteliyorum.
“Benim için sadece Meclis Başkanı’dır” diye ilk cümlesini tekrarlıyor.

Karadenizlilik ve Kürt oyları
Karadenizli olmasının, Kürt yurttaşlardan oy almasını engelleyeceği konusundaki iddiaları soruyorum.
Hiç tereddütsüz yanıt veriyor:
“Ben hayatımda hiç kimlik siyaseti yapmadım ki, Karadenizli olmak veya Türk-Kürt ayrımcılığı önümü kessin.
Ayrıca ben İstanbulluyum, İstanbul için çalışıyorum. Benim için Karadenizli olan-olmayan veya Türk-Kürt ayrımı yoktur, seçmenimin kimliği İstanbullu olmaktır. Bütün İstanbul’da yaşayanları, İstanbulluları kucaklamak için yola çıktım.”

Trabzonspor yöneticiliği
Trabzonspor yöneticiliği yapmış olmasının üç büyük kulüp taraftarları açısından bir dezavantaj olarak görüldüğü iddialarını soruyorum:
“Trabzonspor yöneticisi olarak üç büyük kulüp için ağzımdan tek kelime kötü bir söz çıkmamıştır ki. Ayrıca cezalar Trabzonspor’a da uygulansın diye demecim var” diyor ve ekliyor:
“İstanbul kenti, üç büyük kulübün hangisiyle marka olarak işbirliği yapmış, hangi kulüple özdeşleşebilmiştir ki; hangi kulübe, stadyum yapımı dışında ne desteği olmuştur? Oysa Avrupa’da kentler kulüplerle özdeştir. Ben üç büyük kulüple de İstanbul markasını özdeşleştireceğim ve onlara destek olacağım” diyor.

Atatürkçülük konusu
Ben “Yeterince Atatürkçü olmadığınız konusunda eleştiriler var” deyince patlıyor; “Kaç kişi acaba benim gibi gerçekten, yürekten Atatürkçüdür, Atatürkçülüğe hizmet etmiştir?” diyor.
Bana gelirken getirdiği iki kitabı ve takvimi anımsatıyor:
“Bakın” diyor, “Bu 2019 için ‘Yüzüncü Yıl’ takvimi. Bir ressam arkadaşımızın Atatürk gravürlerinden oluşuyor.

Kitaplardan biri Osmanlı döneminden beri Atatürk hakkında çizilmiş olan karikatürler üzerine eşi olmayan bir araştırma.
Öteki Sivas üzerine. Ben Atatürk’ün Sivas’ta sadece Kongre sırasında yaşadığını sanırdım. Sivas’a gidince orada 108 gün kaldığını öğrendim ve derhal ‘SİVAS, Milli Mücadele’nin 108 GÜNÜ’ kitabını hazırlattım.”
Ayrıca Atatürk’ün yüzlerce NUTUK kitabını halka dağıttığını belirtiyor.

İzlenimlerim
Bütün söyleşi boyunca Ekrem İmamoğlu’nun çok önemli iki özelliğini fark ettim:
1) Sahici bir insan. Kasıntı değil, suni değil, poz yapmıyor, yapmacık tavırları yok, söylediğine inandığı ve inandığını söylediği izlenimi veriyor. O politikacıların insanı iten sahteciliği onda yok.
2) Kendine güveniyor. Sanıyorum, tabandan, örgütten, ilçe başkanlığından geliyor oluşu, başarılı belediye başkanlığı dönemi, özgüvenini arttırmış.
Kazanacağına inanıyor. Kazanmak için tüm gençliği ve enerjisiyle çalışmaya başlamış. İyi bir ekip oluşturmuş. Kazandıktan sonra yapacakları için uzmanlardan oluşan gruplar kurmuş.
Zamanı sınırlı olduğu için Beyoğlu karabasanını konuşamadık, ama kazanırsa oradaki cıvıl cıvıl hayatı da yeniden canlandıracağına hiç kuşkum yok.  

Yazarın Son Yazıları

Odadaki fil!

Erdoğan, İstanbul’daki Uluslararası Adalet Zirvesi’nde, 9 Ekim 2026’da, adalet ile ilgili şöyle demiş...

Devamını Oku
11.10.2026
Geleceği biçimlendirebilmek

Şu ya da bu biçimde, bir toplumun başına geçen egemen, bir ilkel insansa geleceği kendi iktidarını sonsuza kadar uzatmak için biçimlendirmek ister.

Devamını Oku
09.10.2026
Çürüme, ahlak, umut ve direniş

Miguel Angel Asturias 1966’da Lenin Barış Ödülü, 1967’de Nobel Edebiyat Ödülü alan Guatemalalı bir yazar ve şairdir.

Devamını Oku
08.10.2026
Şahsım devleti: 3Y+3S

3Y: Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasaklar.

Devamını Oku
06.10.2026
Siyaset ve Ezop’un dili 2

Cuma günkü yazımda bu masalın diktatörlere karşı “Ezop dili” adında bir eleştiri üslubu yarattığını belirtmiştim.

Devamını Oku
04.10.2026
Siyaset ve Ezop’un dili 1

Ezop, insanlık tarihinin en eski ve en etkili hikâye anlatıcılarından biri, bir şair ve bir düşünürdür (Filozof?).

Devamını Oku
02.10.2026
‘Ver yetkiyi gör etkiyi!’

“Ver yetkiyi, gör etkiyi”, AKP’nin 2018 seçimleri öncesinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni överek seçmenlerden destek istediği ünlü bir siyasal slogandı.

Devamını Oku
01.10.2026
Denetçileri kim denetle(ye)miyor? (Tuz neden koktu?)

Vurgun bir günde gerçekleşmedi...

Devamını Oku
29.09.2026
İktidarın ‘3 y’ karnesi!

“3Y”; “Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar” olarak formüle edilen, siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunları vurgulayan bir simgedir!

Devamını Oku
27.09.2026
Topluma örnek olan siyaset nasıl yapılır?

Siyaset, bir topluma sadece iktidar ya da muhalefet olarak vaatlerle seslenmek değil, tutum ve davranışlarla, eylem ve söylemlerle, örnek olarak da yön verme sanatıdır.

Devamını Oku
25.09.2026
‘Şahsım devleti’nin çöküşü

AKP’li Tayyar’ın, AKP’li Cumhurbaşkanı’na önerisini, Zülâl Kalkandelen dün, irdeleyerek eleştirdi: Türkiye’nin niçin bu rejimle hiçbir sorunu çözemeyeceği ve daha da kötüye gideceği o yazıda anlatılıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
İktidar ne yapar, ne yapamaz

Ekonomi ve maliye Demokratik bir siyasal iktidar, ülkenin tarımdaki, sanayideki ve hizmetlerdeki üretim kapasitesini ve üretim verimliliğini arttırır.

Devamını Oku
22.09.2026
Merdan Yanardağ'a oksimoron suçlama!

“Merdan Yanardağ Casustur” suçlaması, “Seçimsiz Demokrasi” ya da “Yumurtasız Omlet” gibi oksimoron bir ifadedir.

Devamını Oku
20.09.2026
Ne dediler ne yapıyorlar?

Şu anda yapılanlar; 1) Belirsizliklere ve eşitsizliklere yol açtığı belirtilen, PKK’li teröristler için çıkarılan “af yasası” niteliğindeki “infaz yasası”

Devamını Oku
18.09.2026
Seçimsiz demokrasi mi?

OKSİMORON, birbiriyle çelişen ve birlikte olabilmeleri olanaksız nitelik taşıyan, varlık, olay ya da olguların aynı anda var olmalarını ifade eden bir söylem türüdür!

Devamını Oku
17.09.2026
Kirli ittifaklar ve Üsküdarlılara övgü!

Konu artık medyaya da yansıdı...

Devamını Oku
15.09.2026
Ahlak üzerine iki felsefe sorusu

İnsanın da öteki hayvanlar gibi doğuştan, birtakım yönsemeleri, içgüdüleri vardır.

Devamını Oku
13.09.2026
Yahya Kemal

Yeni “transfer” dedikoduları da gündemdeyken Cumhuriyet’in dünkü haberine göre, Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyonla birlikte, İstanbul’daki 15 ilçe belediye başkanı görevlerinden uzaklaştırılmış oldu ve 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye verilen oyların tersine, yönetimleri İktidara devredilen ilçe belediyelerinde gasp edilmiş olan oy sayısı 1 milyon 382 bin 746’ya ulaştı.

Devamını Oku
11.09.2026
Siyasette ahlak ve namus

Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır.

Devamını Oku
10.09.2026
Yahya Kemal’in ve benim Üsküdar’larımız!

(Sinem Dedetaş Ve Direnen Üsküdarlılar İçin)

Devamını Oku
08.09.2026
Seçilmişlerin transferleri, rejim ve anayasa suçudur! (16)

Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.

Devamını Oku
06.09.2026
‘Neyden kurtulduk?’ (15)

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” tanımına karşı bozuk bir Türkçeyle “Neyden kurtuluyoruz?” diye sormuş ve “Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
04.09.2026
Emperyalizm ve padişah sömürür, Atatürk kurtarır (16)

Temmuz 2026’da yeni müfredat programı kapsamında “Kurtuluş Savaşı” yerine “Milli Mücadele” kavramının öne çıkarılmasıyla ilgili tartışmalarda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bozuk bir Türkçeyle, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
03.09.2026
Tuğrul Türkeş Mehmet Uçum’u neden uyardı? (13)

Saray yönetimleri ne kadar uzarsa bireysel ve kurumsal yozlaşma ile “çevre” içindeki ve “çevreler” arasındaki uyumsuzluklar da o denli yoğunlaşır, keskinleşir ve yıkıcı olur.

Devamını Oku
01.09.2026
Emperyalizmle mücadele (12)

Bugün 30 Ağustos; 104 yıl önce Anadolu ve Trakya’da Emperyalizmin mağlup edilerek tarihin akışının değiştirildiği gün: Emperyalizmle gerçek mücadele, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi gerektiğinde savaşla, gerektiğinde “Üniter ve Ulusal Cumhuriyet kurmakla” ama mutlaka “İç ve dış sömürüye karşı, Ulusal Bilinç’le” yapılır!

Devamını Oku
30.08.2026
Emperyalizmin çelişkisi ve bulduğu çözüm (11)

Ulus Devlet’ten “İyi Niyetli/İnsancıl (Benevolent) Monarşi”ye! Teknolojisi gelişmiş ülkeler, teknolojisi gelişmemiş ülkeleri güdümler ve sömürürler.

Devamını Oku
28.08.2026
Ahlaksız siyaset olmaz; olmamalı!

Bir iktidarın ilk ve en önemli görevi, toplumun ahlakını korumak ve yüceltmektir!

Devamını Oku
27.08.2026
‘Devlet aklı’ palavrası

“Devlet Aklı” mekanizması, tüm hızıyla çalışıyor...

Devamını Oku
25.08.2026
TC vatandaşları aptal değildir!

İnsanları ırklarına, milliyetlerine, dinlerine ve mezheplerine göre toptancı bir biçimde nitelemeyi sevmem; hatta bunu yapanları da eleştiririm.

Devamını Oku
23.08.2026
‘En kötü senaryo’ya doğru mu? (7)

Okurlar “Erdal İnönü’nün ‘Başbakanlığı yitirme bahasına Kürt Milletvekillerini Meclis’e taşıması?’ ne demek?” diye soruyorlar.

Devamını Oku
21.08.2026
‘Kürt sorunu’ nedir? (6)

Benim için “Kürt Sorunu” ve “Çözüm Süreci” sadece köşe yazarlığımın, siyasal/bürokratik hayatımın değil, akademik yaşamımın da ayrılmaz bir parçasıdır.

Devamını Oku
20.08.2026
Politikacı transferi, futbolcu transferine benzemez!

Gündemin birinci sırasındaki sorunlar birden fazla.

Devamını Oku
18.08.2026
‘Şahsım devleti’nin cetveli’ ile çizilen yasa

Herkesin bildiği ünlü bir özlü söz vardır: “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” derler!

Devamını Oku
16.08.2026
Özgür Özel’in kaçırdığı büyük fırsat

Özgür Özel, 10 Ağustos 2026 “Çerçeve Yasa” oylamasında, bir “Milli Kahraman” olma fırsatını kaçırdı.

Devamını Oku
14.08.2026
Okurlar ‘yasa’ya öfkeli (2)

Salı günkü “Adını Siz Koyun” başlıklı yazımda sevgili ve değerli okurlarımdan, medyada “Çerçeve Yasası” denilen ve 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilen yasa hakkında bundan sonra yazacağım yazımın başlığı ve/veya konusu hakkında öneriler istemiştim.

Devamını Oku
13.08.2026
Adını siz koyun

Ailem ile birlikte olmak için yazılarıma ara verdiğim dönemde, bir yandan uzmanların sosyal medya yorumlarını okurken, bir yandan da halkla iç içe, insanlarla sohbet ederek son olayları nasıl gördüklerini anlamaya çalıştım.

Devamını Oku
11.08.2026
Yeni Parti’nin şansı

Yeni Parti’nin en büyük BİRİNCİ şansı, halkın, milletin ya da seçmenin, yani ne derseniz deyin, TOPLUMUN bu rejimden ve bu rejimi kuran İktidardan bıkmış, usanmış olması ve İKİNCİ büyük şansı, muhalefeti en geniş tabanla temsil eden parti niteliği taşımasıdır...

Devamını Oku
26.07.2026
Bir vali, bir medya patronu ve yeni parti

Lozan’ın 103’üncü yıldönümünü kutlarken “ŞAHSIM DEVLETİ”, ülkede öyle bir rejim kurdu ki:

Devamını Oku
24.07.2026
13 maddede, toplumu istemediği yerlere götürmek?

İktidar, toplumla “zıtlaşmaya” devam ediyor...

Devamını Oku
23.07.2026
Petrol davası (3) Kimler yararlandı?

Üç gündür üst üste yazdığım, ülkemizin 1 milyar 471 milyon küsur ABD Doları cezaya çarptırıldığı davada elbette, Türkiye temyiz yoluna da gitmiş ama Temmuz 2026’da Paris Temyiz Mahkemesi Türkiye’nin itirazını reddedince ceza kesinleşmiş.

Devamını Oku
21.07.2026