Trump’ın son ümidi: ‘İdam şov’
Nilgün Cerrahoğlu
Son Köşe Yazıları

Trump’ın son ümidi: ‘İdam şov’

11.10.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

2026’nın teknolojisiyle gerisin geri ortaçağa, 1026’ya ışınlanmak...

ABD Başkanı Trump’ın son ortaya attığı “canlı infaz” projesi bu anlama geliyor.

İnsanlar “güneş tutulması” izler gibi, canlı yayında bir “akıl tutulması” örneği olarak infaz izleyecekler.

Düşünmesi bile dehşet verici, irkiltici, mide bulandırıcı.

Ama Trump Amerika’sı için artık hiçbir insani ya da ahlaki sınır yok, kalmadı. IŞİD’ın sanal ortamda yaydığı o acayip kanlı, ilkel kafa kesme videolarının devlet destekli başka çeşidi ile karşılaşacağız.

Mevzu, Texas Fort Hood askeri üssünde, ABD ordusunda kendisi gibi görev yapan arkadaşlarına bundan tamı tamına 17 yıl önce, “Afganistan’daki ABD varlığını protesto” amacıyla ateş açıp 13 kişinin yaşamına son veren Nidal Hasan için verilen bir “idam hükmü”.

Hüküm, çeşitli hukuki süreçlerden geçmiş ve Trump’ın onayı ile kesinleşmiş.

Trump oldum olası hararetli bir idam destekçisi. Bir buçuk asra yakın dönemde onun kadar çok sayıda idam kararına onay veren başka bir başkan çıkmamış.

Bu defaki kararın farkı, elektrikli sandalye ya da zehirli iğne yerine, başkanın, “askeri giysiler içindeki bir idam mangası tarafından mahkûmun canlı yayın kameraları önünde kurşuna dizilmesini” istemesi. Bunun modern ABD tarihinde ilk kez kamuya açık bir ölüm şovuna dönüşmesini arzulaması.

Tam “barbar” sıfatıyla nitelendirilen Suudi Arabistan ve İran rejimlerinde olduğu gibi.

KAMPANYADA KULLANACAK

Böylece Trump, seçim kampanyasında bir taşla birkaç kuş vuracak.

1. Yeni bir olay olmamasına karşın “İslamcı terörizme karşı” açtığı savaş bayrağını, “Müslüman Amerikalı gerçek Amerikalı değildir” altyazısıyla yeniden sallayacak.

2. MAGA’cıların çok sevdiği “idam cezası” ve “göze göz, dişe diş” propagandasını, yeni yöntemlerle tazeleyecek.

3. Büyük “reytingler ve gösteri başkanı” ustalığı ve namına yakışır biçimde bu defa da “ölüm şov”unun rüzgârından yararlanacak.

3 Kasım’da ara seçim var. Onay oranı kamuoyu yoklamalarında yüzde 32’ye düşen ABD başkanının şimdi ani bir hamleyle “Survival” misali “canlı yayında kurşuna dizme projesi”ne sarılması boşuna değil.

Nidal Hasan, 3 Aralık’ta idam edilecek.

Ama “3 Aralık vaadi” kampanya boyunca bu vesileyle köpürtüle köpürtüle kullanılacak.

İdamın gerçekleşeceği muhafazakâr Texas eyaletinde Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında Senato seçimleri için ilk kez kıyasıya bir mücadele sürüyor.   

Demokratların adayı James Talarico bu vahşete karşı çıktığı için kampanyada Trump tarafından hedef yapılıyor ve “hafif sıklet” olmakla suçlanıyor.

ÖLÜM PROMOSYONU VE BARIŞ ÖDÜLÜ 

Kongre baskınının rejisi, yolsuzluk skandalları, Epstein bağlantıları, dehşet yaşatan ICE operasyonları, istenmeyen atıklar gibi üçüncü ülkelere deport edilen toplu göçmen sevkiyatları... Ardından şimdi de bu: “canlı yayında ölüm promosyonu”.

Ancak bir distopya romanında bir araya gelebilecek bu akıl almaz icraata rağmen Donald Trump bir de Nobel Barış Ödülü ısrarını hâlâ sürdürüyor.

Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da ödülün kendisine verilmediğine çok sinirlendi.

Bu ısrar insana önce şaka gibi geliyor ama düşününce bu kerte dehşet ve vahşet üretme kapasitesine sahip bir şahsın, bu seri kötülüklerin üzerini örtmek için prestijli bir Nobel örtüsüne gerçekten de ihtiyaç duyması fazla şaşırtmıyor.

Buna bir Mefisto mantığı da diyebilirsiniz: Üstü “barış ödülü”, altı Gazze kıyımı, göçmen lagerleri, idam reality’si...

CESARET ANA PİLLAY

Dünyayı bu sınır tanımayan Donald Trump gözü dönmüşlüğü ve hukuk tanımazlığı kasıp kavururken Nobel Barış Ödülü bu yıl gerçekten sahibini buldu.

Ödül, gençliğinde Güney Afrika’daki Apartheid/ırk ayrımı mücadelesinde staj gördükten sonra, BM insan hakları yüksek komiseri görevinde bulunan ve “Gazze soykırımının” adını, uluslararası antlaşmalar, hukuk çerçevesinde çekinmeden koyan, tam bir “eski dünya” temsilcisi olarak adlandırabileceğimiz 85 yaşındaki Navi Pillay’a gitti.

Gazze’de yaşananları, lafı hiç dolandırmadan BM metinlerinde “soykırım” olarak adlandırmasını “cesaret örneği” olarak niteleyenlere Pillay; “Bu beni çok şaşırtıyor” yanıtını veriyor:

“Ben sadece verilere baktım ve yansız bir karar verdim. Gerçekleri dile getirmek neden cesaret olsun ki?”

Konu tam da bu aslında.

Gerçeklerin silindiği, yok edildiği, arzuya göre kil gibi şekillendirildiği bir “post-gerçek/post-truth zamanları” ve “propaganda çağı” yaşıyoruz.

Gerçek saldırı altında. Gerçeklere karşı resmen savaş açılmış durumda.

Böyle bir ortamda gerçekleri dile getirmek elbette cesaret istiyor.

Yazarın Son Yazıları

Trump’ın son ümidi: ‘İdam şov’

2026’nın teknolojisiyle gerisin geri ortaçağa, 1026’ya ışınlanmak...

Devamını Oku
11.10.2026
Kokuşmuşluğun kokusu

Annem 103 yaşında.

Devamını Oku
04.10.2026
Elif Eralp’a ilk çelme

Cem Özdemir “yetmez ama evet”çi değil miydi?

Devamını Oku
27.09.2026
Canavarların bahçesinde

Almanya bugün gene sandıkta.

Devamını Oku
20.09.2026
Yeni nesil Nazizmin hayaleti

Leipzig.

Devamını Oku
13.09.2026
Berhan Şimşek butlan CHP’sinin portresi

Berhan Şimşek’i 90’ların sonunda, Strazburg’da Türk Sinema Günleri Şenliği’nde tanıdım.

Devamını Oku
06.09.2026
Acemoğlu’nun itibarı

11 Eylül’ün üzerinden 25 yıl geçti.

Devamını Oku
30.08.2026
Özgürlüklerin şairi yaşıyor

Lorca’nın yanı başında kurşuna dizildiği zeytin ağacını görmüştüm.

Devamını Oku
23.08.2026
Milyonlar seni bekliyor!

Derin, karanlık bağları olan bir işadamı, ekran yüzü bir star gazeteciyi gözüne kestiriyor.

Devamını Oku
16.08.2026
Aramızdaki ajanlar

Britanya Krallığı’nın son büyükelçilerinden Sir Richard Moore’un adını ilk duyduğumda, aklıma 80’lerin ünlü Bond yıldızı Roger Moore gelmişti.

Devamını Oku
09.08.2026
Değişim dalgası dipten geldiğinde (2)

“Atado y bien atado...” İspanya’ya 40 yıl damgasını vuran Francisco Franco’nun asla unutulmayan, darbımesel kıvamındaki sözleridir.

Devamını Oku
02.08.2026
Bir dinozorun gözüyle ‘Yeni Parti’

Bu yazıyı, Kuzey Akdeniz siyasi tarihinin yarım yüzyıla yakın dilimini yaşamış ve yakından tanıklığını yapmış bir gazeteci gözüyle yazıyorum.

Devamını Oku
26.07.2026
Türkiye’nin en güvenilir adamı...

Haluk Levent, çok uzak değil, geçen yılın sonuna dek Türkiye’nin en güvenilir ismi çıkmış.

Devamını Oku
19.07.2026
Tabanca

Sosyal medyada viral olur olmaz İtalya’dan bir arkadaşım; bana “Çenem düştü” diye yazdı: “Bu haber, sahi mi, Zaytung mu?”

Devamını Oku
12.07.2026
‘Faşizm budur’ hissi

“Tatil budur hissi” diye bir reklam sloganı var ya...

Devamını Oku
05.07.2026
Tehlikeli ilişkiler

“Tehlikeli İlişkiler”, Stephen Frears’ın...

Devamını Oku
28.06.2026
Kılıçdaroğlu’na maruz kalmak

Yıllarca oy verdiğiniz parti başkanı aile boyu hayal kırıklığı çıkıyor.

Devamını Oku
21.06.2026
Yüzsüzlüğün elli tonu

Yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük, kayış suratlılık...

Devamını Oku
14.06.2026
Bir sürgünün ölümü

Cannes Film Festivali’nde jüri ödülünü, Marjane Satrapi’nin Persepolis’i aldı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sanchez kuşatma altında

Adına “lawfare/yargının silaha dönüştürülmesi” diyorlar.

Devamını Oku
31.05.2026
Proje...

“Proje nedir?” deseniz “Budur!” derim.

Devamını Oku
24.05.2026
Virüs kâbusu geri döndü

Kuş gözlemciliği yapmak adına dünyanın bir ucundaki atık depolarına gitmek, kuş beyinlilik değilse nedir?

Devamını Oku
17.05.2026
Bunlar daha iyi günlerimiz...

Kara haberler zincirinin son halkası Londra’dan geldi: İngiltere, İskoçya ve Galler’de yapılan yerel seçimlerde iktidardaki İşçi Partisi resmen çakıldı.

Devamını Oku
10.05.2026
Magna Carta viral oldu

Kral Charles’ın ABD kongresinde hafta içinde yaptığı Magna Carta uyarısı; İran savaşı sırasında piyasaya sürülen İran yapımı Trump karşıtı lego videolarında dahi viral oldu.

Devamını Oku
03.05.2026
Merhametli monarşi

İran’ın “tavus kuşu tahtı”nın varisi Rıza Pehlevi, Berlin’de ensesine atılan domates sosu ile kovalandı.

Devamını Oku
26.04.2026
Kahramanmaraş...

On bir yaşında küçücük çocuklar...

Devamını Oku
19.04.2026
Paskalya ateşkesi

Süreel bir haftaydı.

Devamını Oku
12.04.2026
Trump sirkinin İran’la imtihanı

ABD Savunma bakanı Pete Hegseth’in dövmelerini gördünüz mü?

Devamını Oku
05.04.2026
Viva! Yaşasın anayasa!

“Anayasacılık, siyasal iktidarların keyfi uygulamalarının; hukuk kuralları ve anayasal mekanizmalarla sınırlandırılmasını, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınmasını savunan çağdaş akımdır.”

Devamını Oku
29.03.2026
Trump'ın Vietnam'ı olur mu?

Trump'ın Vietnam'ı olur mu?

Devamını Oku
22.03.2026
İlbercan: Tarihçilerin ‘Pavarotti’si

“Herkes kendi talihinin mimarıdır; ‘faber est suae quisque fortunae’”...

Devamını Oku
15.03.2026
İspanya farklıdır

Joder! “Hoderrr!” okunur.

Devamını Oku
08.03.2026
Hedef: Ara seçimi şartlamak

ABD’nin İran saldırısında hâlâ akıl, mantık, fikir “rasyonel” arayanlar soruyor: “İsrail’i anladık.

Devamını Oku
01.03.2026
Trump’a Andrew tuzağı mı?

İngiltere’de kralın kardeşi gözaltına alındı.

Devamını Oku
22.02.2026
Yıkım altında

Altmış yaşında bir kadın.

Devamını Oku
15.02.2026
Goril videosu

Faşizmin birinci dereceden tanıklığını yapan Primo Levi, “Bunlar da mı İnsan?” adlı başyapıtında her şeyin insanları önce insanlıktan çıkarmakla başladığını anlatır...

Devamını Oku
08.02.2026
Yurtta sopa, cihanda sopa

İkinci Trump döneminin düsturu bu.

Devamını Oku
01.02.2026
Titanik’i de Grönland batırdı

Tarihin garip tecellisi.

Devamını Oku
25.01.2026
Trump Nobel’e de çöktü

Sadece zorbalık değil, aynı zamanda arsızlık.

Devamını Oku
18.01.2026
FAFO

“FAFO”yu tercüme etmeyeceğim...

Devamını Oku
11.01.2026