Müjdat Gezen

Uğur Dündar-Tarık Akan

15 Nisan 2024 Pazartesi

Yıllar önce Almanya’da konserdeyiz. Tarık Akan sahnede. Hemen sahne arkasında Perran Kutman’la ben sıramızı bekliyoruz. Tarık inecek, biz çıkacağız. Tarık Akan dedi ki: “Yılmaz Güney önemli bir sanatçıdır” Tercüman gazetesi Türkiye’de bunu manşet yapmış, Tarık Akan’ın tutuklanmasını istiyor. Uçakta yan yana geldik. Polis memurlarıyla benim eve indik, çay içtik. Tarık bavulunu benim eve bıraktı, polislerle birlikte 1. şubeye gitti. “Tarık Akan’ı Uğur Dündar tutuklattı” lafı tamamen yalandır. Uğur, 1. şube müdürü Tayyar Bey’e gidip Tarık’ı ziyaret etmiş ve Tarık’a herhangi bir şey yapılmamasını rica etmiştir. Olay bundan ibarettir. Birinci dereceden tanığı olarak gerçeklerin su yüzüne çıkmasını istedim. Bu polemiğin de artık sürdürülmemesi daha doğru olur kanısındayım.

DELİ MUSTAFA

Yıllar yıllar önceydi. Bir gün Mustafa bana geldi. “Bize bir oyununun gelirini bağışlar mısın?” dedi. Devrimci gençler için. Bağışladım. Aradan zaman geçti. Tiyatroya bir sivil polis dadandı. Nereden mi biliyorum? Aynı oyun on defa seyredilir mi? Sürekli geliyor arkadaş. Arkadaş dedimse arkadaşım çünkü. İlkokuldan arkadaşım, muhitten arkadaşım, sonradan polis oldu. Birinci şubede çalışıyor. Geldi gitti, geldi gitti. İşin aslını sonradan öğrendim. Benim çocuk oyununun bilet koçanları devrimci gençlerin birinin evinde yakalanmış. Ben dosyaya girmişim ve takibe alınmışım. O sırada aynı şubede görevli sevilen bir komiser olan Mesut abi işe müdahale etmiş: “Müjdat benim elime doğdu, bu örgütle ilgisi yok” demiş. Bakmışlar gerçekten organik bağım yok, beni almamışlar. Aradan uzun yıllar geçti. Mustafa’yla dertleşiyoruz. “Sen de iki buçuk yıl boşu boşuna yattın” dedim. “Boşu boşuna değil” dedi. “Yatmamız gerekiyordu yattık”... Altı ayını penceresiz bir hücrede geçirmişti canım arkadaşım. Sinir sistemi üzerinde etkiler yaptı. Sonradan toparlandı tabii. Anlayacağınız, bu Mustafa’nın toparlamış halidir. Biz kendisine “Deli Mustafa” deriz. Delidir doludur ama iyi adamdır. Küçük yaştan beri arkadaşız, daha öte dostuz, daha da öte kardeşiz.

ATATÜRK DİYOR Kİ:

“Hükümetin iki hedefi vardır: Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükümet iyi, edemeyen fenadır.”

TÜRKER İNANOĞLU

Onunla 1968 yılında İstanbul Tiyatrosu’nda oyunumu izlemeye geldiğinde tanıştık. Tiyatroya çok meraklıydı. Ayrıca oradan yeni oyuncular keşfeder, filmlerinde oynatırdı. Sinemacıydı. Bu meslekten kazandığını bu mesleğe yatıran ender insanlardandı. “Türvak Sinema Okulu”nu açtı. Doğduğu yer olan Safranbolu’da “Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi”ni Safranbolu’nun yapısal özelliğine uyarak yaptırdı. İçine en son teknik kamera ve montaj gereçleriyle donattı. Yüzlerce film, binlerce dizi ve pek çok televizyon programına imza attı. “Gırgıriye’ler, Cennet Mahallesi ve Tim’deki Müzikallerde” birlikte çalıştık. Aramızdan ayrıldığı gün hastaneye gittim. Morga girdim. Yüzünü açtılar. Onunla vedalaştım.

Yaptığı filmlerin sonundaki yazı geldi aklıma:

Erler Film Türker İnanoğlu sundu: “S O N.”

AŞK NE?...

İnsanlık tarihine bir bakıyorsun, Sokrates, Shakespeare, Konfüçyüs, Atatürk gibi insanlar gelmiş geçmiş. O zaman bu insanlara âşık oluyorsun. Tabii bir de karına. İki aşk arasında fark var canım, elbette var. Bu insanlar dünyaya çok şey eklediler. Belki ayrı anlamlarda oldu bu ekleyişler ama eklediler. Adını andıklarımı siz en az benim kadar biliyorsunuz. Iskaladığınız varsa -ki sanmıyorum- yakından bir bakın. Buraya sığdıramadığım belki onlarca isim daha çıkar. Bir çırpıda aklıma gelen bu isimler.

***

Yukarıdakiler dünyaya çok şeyler eklediler ya. Eğer sen de küçük de olsa bir şeyler katmak istiyorsan önce kendine katacaklarınla başla. Bu ne tavsiye ne de akıl verme. Benim küçük bir tespitim. Çünkü ben kendimle ilgili olarak böyle yapıyorum. Mesela Benjamin Franklin demiş ki: “Para her şeyi yapar diyen, para için her şeyi yapar.” Franklin bu sözüyle kendine yepyeni bir şey eklerken benim yaşamıma da pek çok şey eklemiş oluyor. Çünkü bu sözü ben çok önemli bir meselede kullandım. Hayatını para üzerine kurmuş olan birini tanıyordum. Para için insanları incitiyordu ve parayı başarı ile eşit görüyordu. O arada kırdığı insanlar ne oluyor diye düşünmüyordu. Hep başkalarını değiştirmeyi düşünürken hiç kendini değiştirmeyi düşünmedi. Çok dost kaybetti bu yüzden. Çünkü aslında kötü biri de değildi. Para insanı bozuyor. Her insanı değil tabii.

Tolle diyor ki: Pek çok “dindar” kişi bazı konularda ikilemde kalmıştır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Bizim ev’ 27 Mayıs 2024
Kum fırtınası 20 Mayıs 2024
Sofi 13 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları