Ahmet İnsel

‘İslami terör’

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Fransa’nın en önemli ulusal bayramı, 14Temmuz’dur. 1789 Devrimi’nin simgesel-başlangıcı olarak kabul edilir. Paris’in içinde Bastille Hapishanesi’ni isyancıların işgal etmesinin yıldönümüdür. 14 Temmuz ilk kutlanmaya başlandığında, adı Kardeşlik Bayramı idi. Bu Kardeşlik Bayramı’nı 19 tonluk bir kamyonu savaş silahına çeviren bir kişi kana buladı. Bayram gecesi havai fişek gösterilerini izlemek, sıcak havada serinlemek ve âdet üzere dolaşmak için trafiğe kapatılmış sahil yolu üzerinde bulunan kalabalığı iki kilometre boyunca ezerek ilerleyen 31 yaşındaki Tunuslu da Nice’te yaşıyordu. Yabancısı olduğu bir yerde değil, kamyon şoförlüğü yaptığı, üç çocuğunun doğduğu kendi kentinde bu akıl almaz saldırıyı gerçekleştirdi. 14 Temmuz bayramının asıl adının Kardeşlik Bayramı olduğunu biliyor muydu? Büyük ihtimalle hayır. Bilseydi, bu cani eyleminden vazgeçer miydi? Herhalde geçmezdi.
Şimdilik 85 ama büyük ihtimalle 100’ün üzerine çıkacak olan ölü sayısı ve yüzlerce yaralı, bugüne kadar Batı ülkelerinde bir tek kişi tarafından gerçekleştirilen en kanlı terör saldırısı olma özelliği taşıyor. Bu elim rekoru daha önce 77 kişiyi tek tek öldüren Norveçli Anders Breivik elinde tutuyordu.
Bu katliamı yapan kişinin evinde yapılan aramalarda ne tür bağlantılar bulunduğunu, güçler ayrılığı ilkesi gereği soruşturmayı yürüten savcının açıklamaya yetkili olduğunu Fransa Başbakanı söyledi. Ama Cumhurbaşkanı Hollande, saldırıdan birkaç saat sonra yaptığı kısa konuşmada, örgüt ismi vermeden, bunun arkasında İslamcı terörün bulunduğunu iddia etti. Saldırının doğrudan Irak ve Suriye’deki radikal İslamcı örgütlerle bağlantısı olduğunu, Fransa’nın bu iki ülkedeki askeri müdahalelerini güçlendireceğini ilan ederek ima etti. Fransa’nın Suriye’de hava bombardımanları yaptığını biliyorduk ama Irak’ta da askeri olarak müdahil olduğunu veya bundan sonra müdahil olacağını böylece öğrenmiş olduk!
Başbakan’ın “terörizmin bize karşı verdiği bir savaşla karşı karşıyayız” dediği bu saldırı, 26 Temmuz’da sona erdirilmesi öngörülen, mülki idare amirlerine olağanüstü hal yetkileri veren acil durumun üç ay daha uzatılmasına yol açacak. Hollande bununla yetinmeyip operasyonel ihtiyat güçlerine gerekirse çağrı yapılacağını ilan etti.
Saldırıyı yapan kişinin daha önce poliste sadece şiddet eğilimleri nedeniyle kaydı olduğu, radikalleşmiş İslamcıları izleyen polis kayıtlarında isminin yer almadığı söyleniyor. Ama bu kişinin Mağriplilerin yoğun yaşadığı ve birkaç yıldan beri terör saldırılarının beklendiği bir bölgede yaşıyor olması herhalde rastlantı değil. Fransa’dan Irak, Suriye ve Libya’ya giden cihatçı savaşçıların yüzde onunu merkezinin Nice kenti olduğu AlpesMaritimes ilinde ikamet edenler oluşturuyor. Nice, aynı zamanda, Fransa’daki en önemli cihatçı savaşçı devşiricilerinden biri olan Senegal asıllı Ömer Diaby’nin yaşadığı yer. Yüzden fazla cihatçı devşirmiş ve bu nedenle hapis yatmış olan Diaby, kendini Suriye’de El Nusra bünyesinde savaşan Fransızlardan oluşan bir bölüğün emiri ilan etmişti. 2015’te Suriye’de öldüğü şayiasını yayan Diaby, Mayıs 2016’da yeniden ortaya çıktı. 2 Haziran’da Fransız devlet kanalında yayımlanan bir söyleşisinde intihar eylemleriyle sivillerin öldürülmesini, “Fransız savaş uçaklarının kadınlar ve çocukları öldürmesine karşılık olduğunu” söyledi. 14 Temmuz saldırısını yapan kişinin Diaby’nin çevresiyle ilişkisi olup olmadığı halen bilinmiyor. Saldırıdan birkaç saat sonra, Eylül 2015’ten beri açık olan, İslam Devleti örgütünün en önemli Fransızca Facebook sayfası kapandı.
Rio ve Venedik’ten sonra dünyanın en çok ziyaretçi çeken üçüncü karnavalına ev sahipliği yapan Nice’te, Şubat 2014’te, karnavaldan üç gün önce, bombalı eylem hazırlığı yapan bir kişi yakalanmıştı. Fransız vatandaşı bir Mağripli idi. Suriye’de on altı ay kalmış, 7 Ocak 2014’te Türkiye-Yunanistan sınırından mülteci grubu içinde geçerken, rutin bir kontrolde ismi kaydedilmiş ve Fransa’ya döndükten sonra babasının evinde patlayıcılarla yakalanmıştı.
Nice kenti ve çevresinin tehlike arz eden durumunun Fransız güvenlik güçleri farkındalardı. 14 Kasım 2015 Paris saldırısı sonrasında bu bölgedeki beş gizli mescit kapatılmış, gençler arasında İslamcı radikalleşme karşıtı eğitim çalışmaları için hükümet bu ili pilot bölge olarak seçmişti. Ayrıca hem Cannes Film Festivali hem Euro 2016 için alınan güvenlik önlemlerinde, İsrailli emekli bir generalin önerilerine uyarak denizden yapılacak saldırılara bile önlem alınmış, nükleer, bakteriyolojik, kimyasal saldırılara karşı önleyici önlemler planlanmıştı. Ama ağır vasıta sürücüsü ehliyetiyle kiralanan bir kamyonun kitle imha silahına dönüşeceğini kimse öngörmemişti. Tıpkı yolcu uçaklarının bombaya dönüştürülmesini kimsenin öngörmemiş olduğu gibi. Sonuçta kullanılan yöntem ve aracın değil, esas olarak öldürme, zarar verme niyetinin belirleyici olduğu görülüyor.
Şiddet dozu giderek artan bu terör eylemlerinin amacı sadece öç almak değil. Aynı zamanda Batı toplumlarının daha fazla ulusal güvenlik devletine dönüşmesini ve Arap-Müslüman nüfusun artan oranda olağan şüpheli konumuna gelmesini sağlamak. Radikal İslamcı saldırılar elbette ne Fransa için ne de başka bir Batı toplumu ve devleti için stratejik bir tehdit oluşturuyor. Yürüttükleri bir tür düşmanın gerçek yüzünü ortaya çıkartma taktiği. Fransa’da Paris saldırıları sonrası vatandaşlıktan çıkarmanın gündeme gelmesi, göçmenlere karşı tepkinin güvenlik endişesiyle katmerlenmesi ve daha çok aşırı sağın kullandığı “İslamcı terör” tabirini bu kez Cumhurbaşkanı Hollande’ın ilk kez kullanması bu taktiğin sonuç verdiğini gösteriyor. On ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Hollande’ın yeniden aday olması kuvvetle muhtemel. İslamcı terör ifadesini şimdi kullanması biraz da bu takvimle ilişkili.
Sorunu esas olarak güvenlikçi politikalar açısından ele almanın getirdiği sonuçlardan biri, en küçük güvenlik açığının çok büyük bir zayıf nokta haline gelmesidir. Kamyonun kitle imha silahına dönüşmesi gibi. Fransa’da güvenlik önlemlerini daha da artırmak dışında, cemaatlere kapanmayı teşvik eden kültüralist politikaları, dışlayıcı iktisat politikalarını, insani müdahale görünümlü emperyal müdahaleleri sorgulamak maalesef iktidar partisinin gündeminde halen yer almıyor. Belki bu nedenle Hollande da terörle yaşamaya alışmaya halkı davet ediyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018
Trump ve yeni otoriterizm 21 Ağustos 2018