Böylesi hiç görülmedi. Trump, kasten çocuk öldürüyor. “Hepsini öldüreceğim! Hark Adası’nı eğlence olsun diye tekrar vurabiliriz. Tek kıstasım kendi ahlak anlayışımdır” diyor. Sözleri ve yaptıkları, ahlak anlayışını gösteriyor. Tek kıstası, ABD’nin ve kendi çıkarları.
DEVLETLERİ ABD YÖNELTMELİ!
Başta hedef, Hamaney’in öldürülmesi ve rejimin değişmesiydi. Sonra, yeni liderin de Trump için kabul edilebilir olması şartı eklendi. Trump’a boyun eğilirse, ABD dilediğinde, ülkelerin liderlerini öldürüp yerine kendi istediği birini getirebilecek. Böyle kişiler, ülkelerinin değil ABD’nin çıkarlarını korurlar. İran savaşının Türkiye için de birinci dersi budur ve bu duruma düşülmemelidir.
ABD VE İSRAİL ZORDA
Başından beri yazıp söylediğim beklentim gerçekleşiyor. İran’a saldırı, ABD ve İsrail’e pahalıya patlıyor. ABD şimdiden itibar ve ağırlık kaybetti. Geçmişteki savaş başarısızlığı, İran’da da tekrarlanıyor. ABD, güçlü, inandırıcı ve güvenilir olma niteliğini yitiriyor. Vahim olan, ABD artık ne NATO ne örneğin Körfez ülkeleri için güvenilir bir devlet. Aşağıladığı NATO müttefiklerinin hatta Japonya’nın, Hürmüz Boğazı için destek talebine olumsuz hatta suçlayıcı yanıtları, bunun kanıtıdır. ABD’nin, Ortadoğu ve Hint Okyanusu hâkimiyeti için kurduğu üsler nedeniyle başlarına gelmedik kalmayan Körfez ülkelerini, yakın tarihte Kürtlere yaptığının da ötesine geçip, “Kendinizi siz koruyun” diyerek ortada bırakması ise ABD’ye güvenilemeyeceğinin en çarpıcı kanıtıdır. Bu duruma düşmesinde, Trump’ın etrafına topladığı, kolu Haçlı dövmeli savaş bakanı gibi yeteneksiz muhterislerin ve İsrail’in etkisi büyüktür. ABD’nin güvenilmez devlet görüntüsü, Türkiye için, İran savaşının ikinci büyük dersidir.
İSRAİL SONUNU HAZIRLIYOR
Kurulduğu günden beri Ortadoğu’yu kana bulayan, hırsı boyundan büyük İsrail, giderek batağa saplanıyor. Saldırgan politikasını terk edip zorla yerleştirildiği bölgede komşularıyla geçinmeyi öğrenemezse, bir kez daha Ortadoğu’ya veda etmek zorunda kalabilir. ABD’yi içine düşürdüğü açmazın sonuçlarının yavaş yavaş ortaya çıktığı bu günlerde, fesini önüne koyup düşünmesinde; Ortadoğu’da Büyük Kürdistan düşleri kurup, Türkiye ile de karşı karşıya gelmemesinde yarar vardır. Savaş biraz zora girince, İsrail’in yol göstermesiyle, sonradan vazgeçmiş gibi görünse de Trump’ın hemen İran, Irak ve Suriye’den Irak’a geçen YPG-PKK ayrılıkçı Kürtleri İran rejimine saldırtma girişimleri, Türkiye için üçüncü derstir.
FIRSATÇI YUNANİSTAN
İran savaşının Türkiye için en önemli dersi, Yunanistan’ın, ABD ve İngiltere, Fransa, Almanya hatta İspanya gibi önde gelen AB üyelerini de arkasına alarak Ege Denizi ile Kıbrıs Adası’nda, Türkiye’yi kuşatma projesini hızlandırmasıdır.
Yunanistan’ın yıllardır sürdürdüğü, antlaşmalarla askerden arındırılmış Ege Adaları’na asker ve silah yığma hatta ABD gibi müttefiklerimizin de askerlerini ve silahlarını bu adalara yerleştirme girişimleri, İran savaşı ile hız kazanmıştır. İran’dan atıldığı ve Türkiye’ye yöneldiği söylenen füzelerin, GKRY’yi hedef aldığının gündeme getirilmesi, Yunanistan’ın bu girişimlerine destek olmaktadır.
Yunanistan’ın, bugün yanında görünen devletlerin, 1920’lerde onu nasıl ortada bıraktıklarını unutmamasında yarar vardır. Tarih bilmeyen, bildiklerini unutmayı yeğleyen devletler ağır bedel öderler. Savaşlar nedeniyle de olsa tarihi hatırlamak devletleri felaketlerden kurtarabilir. Ukrayna savaşının Erdoğan’ı, küçümsediği Montrö Sözleşmesi’ne sarılmaya zorlaması; İran savaşının Erdoğan’a ilk kez, “Mustafa Kemal Atatürk ve yurtta sulh, cihanda sulh” dedirterek iki savaşın da dışında kalmak gerektiğini göstermesi bu savaşların tarihi hatırlatmasıdır.
İLBER ORTAYLI
Değerli dostum, Türkiye’nin yetiştirdiği büyük entelektüel Prof. Dr. İlber Ortaylı bu son cümlelerimi okusaydı eminim arar, “Devletlû Büyükelçi” dedikten sonra o kendine özgü gülüşü ve ses tonuyla, “Bunlar ne tarihi ne savaşmayı ne de devlet yönetmeyi biliyorlar” diyerek içini dökerdi.
Böyle birden gitmek olmadı Devletlû Profesör. Ama seni anlıyorum. Cahilin cesareti, âlimin sabrını taşırırmış. Sabrının taştığını, geçen aralıkta, Moda Deniz Kulübü’nde dostlarla yemekteyken, yandaki masadan sana laf atan densize haddini bildirirken takındığın tavırdan, seçerek kullandığın sözcüklerden de anlamıştım.
Son günlerinde bile, “Paşam devrim tutmuştur” diye mesaj yolladığın Atatürk seni görmekten memnun olacaktır. Bize de uğraşacağımız epey cehalet ve cahil kaldı.
Güle güle sevgili İlber. Sırbistan’da, İstanbul’da yaptığımız gibi, cennetin yeşil çayırlarında da buluşmak umuduyla.
Yolun açık olsun.