CHP, Lazım ile Elzem Arasında

04 Kasım 2014 Salı

Muhalefet “lazım” ile “elzem”i ayırmaktır.
“Lazım” Validebağ’ı betona boğup yasak araziye cami dikilmesine karşı çıkmaktır.
“Elzem” ise Atatürk Orman Çiftliği ormanına dozerler dalıp 1000 odalı kaçAK Saray dikenlere başkaldırmak ve mümkünse haddini bildirmektir.
CHP “elzem”i bıraktı.
“Lazım”ın peşine düştü.
CHP’nin yapabileceği çok şeyler var(dı):
İstanbul için Boğaziçi ne ise Ankaralılar için Çiftlik daha fazlasıdır.
Atatürk’ün yaşayan mirası (idi).
İktidar Meclis’te türlü yasama hilesı hurdasıyla mirasın çerçevesini değiştirdi.
Daha sonra da yol bahanesiyle Ankara Belediyesi deldi.
ODTÜ öğrencileri canları pahasına günlerce buna direndi.
AOÇ için CHP nedense hiçbir direniş sergileyemedi?
YasAk - kaçAk Saray CHP’li Yenimahalle Belediyesi’nin sınırlarında.
Türlü yasal madrabazlıkla planlar değiştirildi.
İhaleye bile çıkarılmadı.
Bu görgüsüzlük anıtının temel atılmasından önceki süreçte hiçbir tepki, itiraz ortaya konulmadı.
23 Şubat 2014’te verilen yürütmeyi durdurma kararının peşine düşülmedi.
Oysa akıllı ve meşru bir örgütlenme ile öteki muhalefet partileriyle Ankara halkı bu kaçAk inşaatın çevresinde 24 saat nöbete çağırabilirdi.
Destekçilerini Kobani için sokağa çıkarabilen HDP’den, CHP’nin alacağı hiç mi ders yoktu.
Cumhuriyet ile yaşıt olan Ata yadigârı bu doğal zenginliğin gösteriş ve ihtiras uğruna yok edilmesi, Gezi Parkı gibi uluslararası medyanın da gündemine sokulabilirdi.
Parmak ısırtan bu ağaç ve hukuk katliamına nitekim Danıştay da “dur” demişti.
CHP bölük pörçük birkaç demeç ve açıklama ile yetindi.
MHP ise pek aldırış etmedi.
Gezi Parkı’nın 500 katı büyüklüğündeki bu haramzadeliğe dünyanın dikkatini çekme fırsatı hâlâ kaçmış değil.
Nitekim YasAk-KaçAk Saray önceki gün New York Times’ın manşetindeydi.
CHP şimdi bile bir kampanya açabilir.
Ülkemizi ziyaret edecek Sosyalist Enternasyonal üyesi partilerden, konuk devlet adamlarınının bu yasadışı binaya ayak basmamaları istenebilir.
Örnek de bizzat Tayyip Erdoğan’dan verilir.
O da “ruhsatsız” diye İstanbul Gökkafes’teki hiçbir toplantıya katılmadı, katılmıyor.

***

29 Ekim’deki büyük açılışını yapmak maden kazası nedeniyle nasip olmadı.
Rahat oturması da kısmet olmayacak ve olmamalıdır!
Bunun için CHP’ye görev düşüyor.
Ama bu görevin ilk adımı saray yerine Silikon Vadisi vaadi değildir.

Ayıplı Tesettür...
HDP’li Hasip Kaplan herkesin kafasındaki “makul şüphe”yi Maliye Bakanı Şimşek’e sordu:
“Başbakan’a uçak dediniz Cumhurbaşkanı biniyor. Başbakan’a köşk dediniz Cumhurbaşkanı oturuyor. Kim kimin binasında, kim kimin uçağında belli değil.
Kim kimin bütçesini kullanıyor? Sayıştay raporları yok, silah alımı satımı, gaz alımı, TOMA alımı da yok! Elimizde hiçbir veri yok!”
Yanıt?
Yanıt da yok!
Çünkü bu iktidarın her harcaması gizli...
Yaptığı her paralı iş örtülü.
“Örtülü Ödenek”teki patlama adı gereği zaten örtülü.
“Başbakanların namusuna teslim edilen” bu ödeneğin 1950-60 DP dönemindeki adı “Tahsisat-ı Mesture” idi.
Mesture, “tesettürlü” demek. AKP bu sözün nakaratıyla iktidara geldi.
Herkes “örtü”yü kadınlar için sanmıştı.
Oysa “tesettür” asıl devlet harcamaları içinmiş.
Ayakkabılardan çikolata kutularına kadar türlü çeşidi ile de tanıştık.
Ama en ayıplı çeşidi “Torba Yasalar”...
Ki Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ar haya ettiği için “o sözü ağzıma almam” diyor.

Nokta Nokta
Ekranları, mikrofonları Erdoğan bırakıyor.
Davutoğlu alıyor.
Davutoğlu bırakıyor Erdoğan alıyor.
İktidar “çift santrafor”...
Tam saha, sabah akşam siyasi taciz!

***

Erdoğan “Büyük devlet refleksi ile hareket ediyoruz!” diyor
Refleks, akıl devre dışı iken yapılanlar demek.
Bu itirafına sevinmek ama milletçe tetikte durmak gerek!

***

İlber Ortaylı hocaya telefonda sordum:
“Hoca, Deli İbrahim ne delilik yaptı?
“Deli meli değildi. Gayet de akıllıydı!” diye kestirip attı.
Azıcık kitap karıştırdım. Haklıydı.
Üstelik Topkapı Sarayı da dedelerinden kalmaydı!  

Hepsi Uyuyor
“Delilikten mustarip değilim. Her anın keyfini çıkarıyorum!”
E. Allan Poe

“Deli olmanın, delinin kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği zevkleri var!”
John Dryden

“Tam anlamıyla deli olduğum söylenemez. Aralarda tamamen, hatta öncesinden de normal oluyorum!”
Vincent Van Gogh  


Yazarın Son Yazıları

Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020
Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020