Alev Coşkun

Kararnamelere dayalı siyaset ve tarikatlara gönderilen çiçek

28 Mart 2021 Pazar

Geçen hafta Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yoluyla önemli değişikliklere imza atıldı. Bu konu tartışma yarattı.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Oysa, Anayasamızın 90. Maddesi açıktır. Uluslararası Antlaşmalar Meclis’in onayı ile yürürlük kazanır. Cumhurbaşkanı kararnamesiyle uluslararası antlaşmalar ortadan kaldırılamaz. Onlar ancak Meclis’in kararı ile ortadan kalkar. 

MECLİS BAŞKANI NE DİYOR?

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, “Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi’nden kararname ile çekildiği gibi Montrö’den de diğer uluslararası anlaşmalardan da çekilebilir” dedi.

Meclis Başkanı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle uluslararası antlaşmaların ortadan kaldırılabileceğini söylüyor. Ayrıca Meclis Başkanı birdenbire Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni gündeme getiriyor? 

Acaba İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme, asıl hedef olan Montrö’den çekilmenin ön aşaması mıdır? Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, “Montrö’den vazgeçen Türkiye, emperyalizme hizmet eder. Montrö’nün ortadan kalkmasının yaratacağı sonuçlar, KKTC’den; Mavi Vatan’dan vazgeçmekle ya da güneyimizde kukla bir Kürt devletinin kurulmasına izin vermekle eşdeğerdir” diye açıklama yaptı.

Bir uluslararası sözleşmenin yürürlükten kalkması yukarıda belirtildiği gibi anayasaya göre ancak Meclis kararıyla olur.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, hukuk profesörlüğüne kadar yükselmiş, akademik yaşamdan gelmiş bir kişidir. Ancak anayasa hukukunu altüst eden bu yorumu yaparak hukuk kariyerine zarar verdiğinin herhalde farkında değil. 

Tartışmalı bir siyasal rant projesi olan Kanal İstanbul için bir ön açılım yapılıyor yorumları vardır. Bir hukuk hocasının yıllar içinde kazandığı akademik kademeleri yok etmesi ile karşı karşıyayız.

Bu konu çok derin siyasal alt yapı ve arka planı içermektedir. Kanımızca önümüzdeki günlerde çok tartışılacaktır. 

MECLİS BAŞKANI’NA BİR ÇİFT SÖZ

Meclis Başkanı Şentop’un, “Osmanlı’da Kazaskerlik Kurumu” adını taşıyan bir kitabı vardır.

Bu noktada Osmanlı’dan bir olaydan, 112 yıl önceki bir telgraftan söz etmek istiyorum. İkinci Meşrutiyet günleri, 31 Mart gerici ayaklanmasından sonra Tevfik Paşa, sadrazamlığa getiriliyor.

Ödemiş İlçesi Belediye Başkanı Ali Haydar Efendi, Sadrazam Tevfik Paşa’ya bir telgraf gönderiyor. Uzun telgrafın bir paragrafında şöyle diyor: “Sadaret makamını mezar taşınıza yazdırmak için kabul ettiniz ise üç gün de kâfidir. Yok vatan ve milleti yok, vatanı mahv ve milleti dereke-i süfliyete indirmek ve kan döktürmek için der’uhde ettiniz ise bu alçaklıktır, hâinliktir. Cezasız kalmaz.”

Bugünkü Türkçesi şöyledir: “Sadrazamlık makamını mezar taşınıza yazdırmak için kabul ettiyseniz, üç gün de yeterlidir. Yok vatanı yok etmek ve milleti alçak ve bağnazlık derecesine indirmek ve kan döktürmek için üstünüze aldıysanız bu alçaklıktır, hainliktir. Cezasız kalmaz.”

Bu telgraf, Sadrazam Tevfik Paşa’nın “mühim evraklar” adını taşıyan dosyasında bulunmuştur.

Sayın Şentop’u suçlamak gibi bir kastımız yoktur. Asıl konu gelip geçici olan siyasal makamlardır. Meclis Başkanlığından kimler geldi, kimler geçti. Önemli olan şairin dediğidir: “Baki kalan bu gök kubbede bir hoş sada imiş.”

Siyasal makamlar geçicidir, akademik kariyeri kalıcıdır. Üç günlük siyasal makam için, siyasal rant için 25 yıllık akademik hukuk kariyeri yakılır mı, yıkılır mı?

Uluslararası antlaşmaların Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kaldırılabileceğini söyleyen hukuk fakültesi öğrencisi, anayasa hukuku dersinden “geçersiz” not alır, sınıfta kalır. Bir hukuk profesörü bunu söyleyebilir mi?

SİLAHLI KUVVETLERİ İLGİLENDİREN YÖNETMELİK

Geçen hafta Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) ilgilendiren bir yönetmelik yayımlandı.

TSK’ye subay yetiştiren Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartlarında dikkat çeken bir değişiklik yapıldı. Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Yönetmeliği ile Milli Savunma Üniversitesi Astsubay Yüksekokulları Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu yönetmeliklerle 2001 tarihli Harp Okulları Yönetmeliği ve 2003 tarihli Astsubay Meslek Yüksekokulları Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.

Önceki yönetmelikte giriş koşulları arasında sayılan “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” şartı yeni yönetmelikte yer almadı. Bunun yerine önceki yönetmelikte olmayan “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak” hükmü giriş koşullarına eklendi.

‘DERS ÇIKARMAMIŞLAR’

Yapılan değişikliği değerlendiren emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, bu adımın tehlikeli sonuçlara yol açma riski bulunduğunu vurgulayarak “Bu, FETÖ vakasından hiçbir şey öğrenilmediğinin, hiçbir ders çıkartılmadığının açık bir itirafıdır” dedi.

“Bu değişiklikle tarikatlara ve cemaatlere, eğer iktidara karşı bir tavırları yoksa, yol açılmış oluyor. Burada AKP’nin orduyu tamamen kontrol etmeyi ve AKP’nin bakış açısını devletin resmi bakış açısı haline getirmeyi amaçlayan bir yaklaşım görüyoruz” diyen Yavuz, şunları söyledi:

“Tarikatların, cemaatlerin Harp Okulları’na girişinin önü yasal olarak da açılmış oluyor. Halihazırda memleket tarikatlar cenneti haline gelmiş durumda, ‘Ordu da tarikatlar cennetinin bir parçası olsun’ diyorlar. Bu adımın çok tehlikeli sonuçlara yol açma riski bulunuyor. İktidarın, ‘Bize yakın olursa tarikatların orduya yerleşmesinde hiçbir sorun yok’ anlayışının yansımasıdır. Görülüyor ki iktidar, geçmişten hiçbir ders çıkarmamış, bu yönetmelik bunun itirafı niteliğindedir.”

İRTİCA KELİMESİ KALDIRILIYOR

Eski yönetmelikte yer alan “irtica” kelimesi kaldırılıyor, onun yerine “milli güvenliğe karşı bulunduğuna karar verilen” cümlesi ekleniyor. 

Bu kararı kim verecek? Milli Güvenlik Kurulu’nun yayımladığı strateji belgesine gönderme yapılıyor. 

Ancak bugün MGK’de sadece beş general yer alıyor, kuruldaki diğer on üye de sivillerden oluşuyor. MGK’nin “irtica” ve “tarikatlarla” ilgili böyle bir karar vermesi olanaksızdır. 

MUHALEFET NE DİYOR

Bu konuda CHP’nin görüşüne bakalım. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Erdoğan bu yönetmelikleri değiştirdi. Bu yönetmelikte, ‘İrticai ve bölücü faaliyetleri benimsememiş olması’ ifadesi vardı. Yenisinde, ‘terör örgütleri ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen gruplara üyelik, iltisak ya da irtibat bulunmamalı’ diyor. Kim verecek bu kararı? Biz FETÖ ile ilgili çekincelerimizi söylerken FETÖ’ye methiyeler düzüyordunuz. Sonra darbeyi görünce, terörist yaptınız. Bu, irticai faaliyetlere yeniden yeşil ışık yakmaktır, 15 Temmuz’dan hiç ders alınmadığının göstergesidir, Cumhuriyetle inatlaşmaya devamdır. Bu yönetmeliği biz böyle okuyoruz. Bir ikazı yeniden yapıyoruz: Camiye, okula, kışlaya siyaset giren devletler çürür, toplumlar ayrışır” ifadelerini kullandı.

‘GEÇMİŞE BAKMALILAR’

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, iktidarın geçmişteki hatalarını rehber alması gerektiğini belirterek “15 Temmuz’a sebep olan siyasi sağırlık ve körlüğün memlekete ödettiği bedeli bilmeliyiz. Bundan sonra, devletin kurumlarını yönetirken hangi ilkelerin önceleneceği, nelere dikkat edileceği daha önce yapılan hatalardan çıkarılacak. Geçmişte yaşamış olduğumuz 15 Temmuz alçaklığı, Ergenekon davaları, ordudaki siyasallaşma, devlet bürokrasisinde liyakatin önüne geçen taassup dahil, bütün bunların devletin başına ördüğü çoraplar ortadayken yapılacak her düzenleme, ödediğimiz bedellere uygun yapılmalıdır. Eğer aynı hataların yeniden işleneceği bir siyasi zemin oluşursa, bunun bedelini ağır ödedik, bir daha ödemeye razı olamayız” dedi.

AKP, CEMAATLER VE MİLLİ SAVUNMA BAKANI

AKP döneminde cemaatlerin iyice güçlendikleri biliniyor. FETÖ kanlı darbe girişiminden sonra, oluşan ortamda Cemaatler ne yazık ki AKP’nin arka bahçesi gibidir. Buna da kimse karşı çıkmıyor.  

Milli Savunma Bakanı Akar, TSK’nin içinden yetişmiş bir subaydır, Genelkurmay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir.

‘BİR SORUN YOK’, ‘İYİ OKUNMALI’

Milli Savunma Bakanı Akar yönetmelik değişikliğinde “bir sorun olmadığını” dile getirdi.

Akar, TBMM’de gazetecilerin konuyla ilgili sorusu üzerine, “Bunu ayrıntılı bir şekilde görüştük. İlgili makamlara gerekli bilgileri verdik. Bu, kesinlikle doğru bir şey değil. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tamamen yasalar çerçevesinde yapılması gerekenleri yaptık. Bilakis geçtiğimiz dönemde meydana gelen olaylardan aldığımız dersler çerçevesinde oradaki yönetmeliği daha etkin bir hale getirme gayretinden ibarettir. Herkesin daha iyi okuması, iyi anlaması lazım. Orada bir sorun yok” dedi.

Milli Savunma Bakanı Akar’ın önerisine uyarak eski ve yeni yönetmeliği iyi okuduğumuz zaman neden “yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai” kelimelerinin yönetmelikten çıkarıldığı anlaşılamamaktadır.

ERDOĞAN’IN SÖYLEMİ

Konunun gelişmeleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuyla ilgili açıklama yaptı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma namazı sonrası yaptığı açıklamada, “Muhalefetin bu tür eleştirilerine alışığız. İrticai faaliyet farklı bir olay. Terörle iltisaklı olay farklı bir olay. Bu, bir düzenlemedir. Bakanlıklarımız bu tür düzenlemeleri yaparlar” dedi.

ERDOĞAN: ‘HUZUR’ İÇİN YAPILIYOR...

MSB yetkilileri, yönetmelikte yapılan değişikliklerle “Tarikat ve cemaatlerin TSK’de yapılanmasının önü açılıyor” eleştirileri için “faraziye” diye yanıt verdi. Erdoğan da tartışmalara ilişkin “İrticai faaliyet farklı olay, terörle iltisaklı olay farklı. Bu tür düzenlemeler ülkemizin huzuru için yapılır” ifadelerini kullandı.

Arapça “faraziye” kelimesi “varsayım” anlamına gelmektedir. 

FETÖ bütün kurumlara sızarken, TSK’ye girerken, etkinleşirken yapılan eleştiri ve uyarılara da o günlerde siyasiler “faraziye” sözcüğünü kullanarak yanıt veriyorlardı.

Bu değişikliğin “ordunun huzuru” için yapıldığı belirtiliyor. Ortaya bir de “ordunun huzuru” gerekçesi çıktı. 

Konu daha da karmaşık bir hale geldi. Eski yönetmelikte yer alan “irticai ve bölücü görüşleri benimsemiş olanlar” hükmü TSK’nin huzurunu neden bozsun?

Bugün ülkemizde tarikatların her alanda faaliyet gösterdikleri bir ortamın oluştuğu bilinen bir gerçektir. Bu durumda yeni yönetmelikle tanınan olanakla, TSK içinde tarikatların etkinleşmesine yol açılmış olacaktır.

Bu yazıyı Atatürk’ten gerçek bir öykü ile bağlamak istiyorum.

MEDRESELERİN KAPANMASI

Milli Mücadele sürerken Mustafa Kemal, cepheye teftişe gidiyor. Yanına, Milli Mücadele’ye yardım eden Rusya Büyükelçisi Aralov’u da alarak Konya’ya geliyor. Sakarya Savaşı sonrası silaha, cephaneye, askere ve paraya en fazla gereksinim duyulan bir dönemdi.

Yanındaki misafirlerle birlikte askeri birlikleri, okulları ziyaret ediyorlardı. Bu noktada bir medrese de ziyaret ediliyor. Bir taburu dolduracak kadar başı sarıklı, genç ve gürbüz medrese öğrencilerini görüyorlar. 

O günkü kurallara göre, medrese öğrencileri, askerlikten “muaftır” (askerlik yapmazlar). Medrese hocası müftü bu arada söz alarak, Mustafa Kemal’den öğrencilerin askere alınmaması için gerek komutana gerekse idari yöneticilere bir kez daha talimat verilmesini istiyor. Sözü Mustafa Kemal’e bırakalım:

“O zaman vaziyeti tetkik ettim. Müftü efendi, hocaların herkes üzerinde müessir (etkili) olduğunu ispat için bana hükmediyordu. Gayet yüksek sesle hocalara dedim ki: Bir sürü asker firarisi (kaçağı) toplamışsınız. Bütün medreselerde sizin gibi insanları toplasak, Karahisar şehrini istirdat ederdik (geri alırdık). Memleketi kurtarmak mı, yoksa sizleri burada oturmanıza karar kılmak mı? Hangisi daha önemli?”

YENİ FETÖ OLUŞUMLARI

İrticaya ve tarikatlara göz yumulmakla bir yere varılmaz. Yeni oluşumlar başlamış bulunuyor. Kimi bakanlıkların kimi tarikatların egemenliği altında olduğunu herkes biliyor.

Ne yazık ki FETÖ’de olduğu gibi bu yeni gelişmeyi de tarih yazacaktır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kırılgan siyaset 4 Nisan 2021