Avrupa rüyası

Avrupa rüyası

03.12.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Aç tavuğun darı ambarı rüyası gibi, Türklerin de ara sıra tekrarlanan Avrupa rüyaları vardır.
Bunun ilki, 2. maddesinde, Osmanlı Devleti’nin Avrupa Devletler Topluluğu’nun bir üyesi olarak, toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının Avrupa Devletleri’nin ortak garantisi altında olacağının belirtildiği 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması ertesinde görülmüş, bu boş rüyadan 3 Mart 1878 günü Ruslarla Yeşilköy’de Ayastefanos Anlaşması imzalanırken uyanılmıştır.
İkinci Avrupa rüyası daha komik olup, 17 Aralık 2004 tarihine rastlar. O tarihte yapılan Brüksel Zirvesi’nde Ankara ile AB üyelik müzakerelerinin 2005’te başlaması güya kararlaştırılmıştır.
Bu rüyadan Türkiye istiskal edilerek uyandırılmıştır.
Son olarak, AB’nin kendi için büyük tehdit olarak gördüğü göçmen krizine çözüm olarak, sığınmacıları Türkiye’de tutmayı öngören bir uzlaşmayı sağlamak üzere, 29 Kasım 2015 Brüksel Zirvesi’ni toplamasını da “Avrupa ile yeniden başlama” olarak yorumlayıp yeniden rüyaya dalanlar oldu.

***

Lafı uzatmadan söyleyelim:
Avrupa ile yeniden başlamanın eşiğinde falan değiliz.
Avrupa yalnızca Türkiye’ye büyük tehlike ile arasında tamponluk işlevi yüklüyor.
Eğer bu işlevi yeni sanıyorsanız Davutoğlu gibi, 29 Kasım 2015’i tarihi bir gün olarak kabul edebilir, yılda iki kez toplanacak zirveyi, bazı koşulların yerine getirilmesiyle, yalnızca bir kısım öğrenciler ile işadamları için getirilen, henüz içeriği bile tam belli olmamış vize muafiyetini sevinçle karşılayıp yeni rüyalara dalabilirsiniz.
Ama sonradan hüsranla uyanmak istemiyorsanız bilin ki, gerçek bir vize muafiyeti olmadığı gibi, üyelik sürecinin hızlandırıldığı falan yoktur.
Fasılların açılması başlı başına bir anlam taşımaz, onların nasıl kapanacağı ve sonrasında, üye ülkelerin Türkiye konusunda ne söyleyecekleri önemlidir.
Merkel’in önemle altını çizdiği gibi; müzakerelerin ucu açıktır.
Ayrıca unutmayalım ki, Avrupa’da Türkiye’nin üyeliği konusundaki olumsuz hava hafiflememiş, ağırlaşmıştır.
İslamofobi, artık laik bir ülke olarak değil, bir İslam ülkesi olarak algılanan Türkiye’nin karşıtlarının elini güçlendirecek bir başka faktördür.

***

Ayrıca Türkiye, Avrupa’ya ve ölçütlerine her zamankinden daha uzaktır. İktidarın kendine Avrupa içinde bir gelecek aradığı da söylenemez.
Bu ahval ve şerait altında dahi Türkiye, AB’nin tampon bölgesi olabilir... Zira Avrupa’nın içine girilmeyip dışında kalınması durumunda değerlerinin benimsenmesi zorunluluğu da yoktur.
Bu durumda Türkiye’nin, ne demokrasisi, ne kültürel, sosyal ve etnik sorunları Avrupa’nın tamponu olmasına engeldir.
Öyle görünüyor ki, kendine Avrupa’da bir gelecek aramayan, yalnızca algı oluşturma peşinde olan Tayyip Bey de bu çözüme fittir.
Yani alan memnun, satan memnun bir tamponluk durumudur söz konusu olan.
Aksinin olmasını, Avrupa’nın Türkiye’yi içine almasını beklemek abestir.
Öyle ya, 2-3 milyon mülteciden şiddetle kaçınan, bunu engellemesi için Türkiye’yi 3 milyar Avro bekçilik ücretiyle tampon yapan Avrupa’nın, şimdi, hem o birkaç milyon mülteciyi hem de tampon ülke Türkiye’nin seksen milyonunu bütün sorunlarıyla içine alması demek olacak olan bir çözüme, evet demesini beklemek olacak şey değil...  

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023