Cumhuriyet Düşmanları

30 Ekim 2012 Salı

Cumhuriyetin kuruluşunun 89. yılında halk tarafından kutlanmasının yasaklanmasına ne denebilir ki?

\n

Cumhuriyet karşıtları Cumhuriyete dayanaksız çok saldırıda bulunmuşlardır. Bunlardan biri de Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek parti döneminin koşullarını görmezden gelerek, o dönemin koşullarının sonucu olan kimi uygulamalarını öne sürerek, şimdi yapılan hak ihlallerini haklı gösterme çabalarıdır.

\n

Tek parti döneminde, kimi eleştirilebilecek uygulamalar olduğu yadsınamaz.

\n

Tek parti döneminin eleştirilebilecek yönlerini yadsımıyoruz. Bunları mazur da görmezken yine de değerlendirmelerde, ülkenin ve dünyanın o günkü koşullarının, aynı zamanda Renanın da belirttiği gibi ulus devletlerin oluşum süreçlerinin her yerde sancılı olduğunu da akıldan uzak tutmamak gerekir.

\n

Zaten Cumhuriyetin kurucu felsefesi, onun tamamlayıcısı olan katılımcı demokrasiye ulaşmayı da tek parti döneminde bile amaç edinmişti.

\n

Nitekim, tek parti yönetiminden, çok partili rejime darbesiz, sancısız, herhangi bir zorlama olmadan Cumhuriyetin o güne kadar geliştirilmiş kurumlarının normal işleyişleri içinde geçilmesinde, Cumhuriyetin kurucu kadrosunun 2 numaralı ismi o dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönünün ısrarla oynadığı rol bunun göstergesidir.

\n

***

\n

Eğer, iktidarın milli iradeyle el değiştirmesini sağlayacak şekilde kendi tersine dönüşebilmekse demokrasinin en önemli niteliklerinden biri, bu açıdan tek parti döneminin Cumhuriyetin en başarılı dönemi olduğunu söyleyebiliriz.

\n

Bu gözlemden çıkarılacak sonuç tabii ki tek parti dönemine dönüş veya onun yöntemlerinin günümüzde de uygulanması özlemi değildir.

\n

Cumhuriyetin, çok partili yönetiminin bir türlü katılımcı bir demokrasiye dönüşememesinin sorumluluğu ise onun kurucu felsefesinde değil, o yapıdan uzak sağ partilerin ceberut gerici iktidarlarının yapısında aranmalıdır.

\n

Cumhuriyet düşmanlarının aldatmacalarından biri de, Cumhuriyet ve demokrasi ilkelerinin çeliştiğini söyleyen yapay cumhuriyetçi- demokratayırımıdır.

\n

Tek parti yönetiminden, çok partili rejime geçişte ve ondan sonra da çok partli rejimi, gelişmiş bir demokrasiye dönüştürme savaşında Cumhuriyetin kurucu felsefesinin öncülerinin oynadıkları rol, bu ayırımın ne kadar yersiz olduğunun kanıtıdır.

\n

***

\n

Cumhuriyetin kurucu felsefesinin temel direkleri olan bağımsızlık, laiklik, aydınlanmacılık gibi ilkelerin özünde demokrasiyle çelişmediğini görmemek, ancak yakın tarihimizi bilmemekle mümkündür.

\n

Laikliğin, inanç özgürlüğünün temeli, dolayısıyla demokrasinin onsuz olmazı olduğunu inkâr edip onu inançlar üzerinde bir baskı unsuru olarak niteleyenler, yalancılıklarıyla Cumhuriyet düşmanlıklarını birleştiriyorlardı.

\n

Cumhuriyetin aydınlanmacı yönünü, halk karşıtlığı, kitlelerden kopuk bir elitizm olarak göstermek isteyenler, Cumhuriyetin büyük kitlesel eğitim seferberliğini, aydınlanmacı, tartışmacı, sorgulayıcı, laik karma eğitim seferberliğiyle aydınlanmanın ışığını köylere kadar yaymayı amaçlayan Köy Enstitüleri girişimini kasten görmezden gelmektedirler.

\n

89. yılında, Cumhuriyetimiz hâlâ katılımcı, çoğulcu gelişmiş demokrasiye ulaşamamışsa eğer, bunun nedeni Cumhuriyetin kuruluş felsefesi değil, ondan korkan, ona karşı olan, elinden gelse onu ortadan kaldırmaya çalışan Cumhuriyet düşmanı güçlerdir.

\n

Cumhuriyet düşmanları yüzünden dün yaşanan demokrasi dışı uygulamalar bu gerçeği gözler önüne seriyordu.

\n

Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020