Olgu ve algı

Olgu ve algı

30.11.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

28 Kasım 2017 Salı günü grup toplantısında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamera önünde kimi belgeleri sallayarak, Tayyip Erdoğan ile ilgili bazı iddiaları dile getirdi.
İddia özetle şu:
Birleşik Krallığa bağlı, içişlerinde bağımsız 83.737 nüfuslu, vergi cenneti, küçük Man Adası Devleti’nde Sıtkı Ayan tarafından, 1 Ağustos 2011’de 1 Sterlin sermaye ile kurulan Bellway Limited Şirketi’ne, 15 Aralık 2011-14 Ocak 2012 tarihleri arasındaki 20 günlük süre içinde o zamanlar Başbakan olan Tayyip Bey’in eniştesi, dünürü, kardeşi, oğlu ve eski özel kalem müdürü tarafından 15 milyon dolar para yatırılmış.
İleri sürenin belgeye dayandırdığını ifade ettiği bu iddia sıradan bir olay değil. Olayda adı geçenlerin tümünün tek ortak noktalarının Tayyip Bey’e yakınlıkları olduğuna göre, neyin ne olduğunun açıklıkla ortaya çıkması gerek.
Her şeyden önce, ileri sürüldüğü gibi, bu 15 milyon dolar transfer edilmiş midir? Parayı yatırdıkları söylenenler, bu konuda, bir açıklama yapmak durumundadırlar.
Tabii aynı zamanda belgelerin gerçekliği de, tarafsız yetkili bir makam tarafından saptanmalıdır. Son yıllarda bu alanda ülkemizde yaşanan acı ve çirkin olaylar ve yargının tarafsızlığı konusundaki kuşkular, herkesten kabul gören bir uluslararası tarafsız kuruluşa başvurulmasının daha doğru olacağını gösteriyor.

***

Uzmanların belirttiklerine göre para transferinin yapıldığı belgelerle kanıtlanırsa da vergi yasası açısından, zamanaşımı dolayısıyla yapılacak bir şey yoktur.
Anayasal ve yasal açıdan da, bu durumda Cumhurbaşkanı olan Tayyip Bey’e, Başbakanlık dönemiyle ilgili de olsa herhangi bir yasal yaptırıma gitmek imkânının olmadığını düşünüyorum.
Ama olayın hukuki sonuçlarının olmaması, hukuk açısından kovuşturulmasına olanak bulunmaması siyasal bir sonucu da olmayacağı anlamına gelmiyor.
Burada şu soru gündeme geliyor:
- Böyle bir olay demokratik kültürü yerleşmiş, kurumları, siyasi etik kuralları doğru dürüst işleyen demokrasilerde (sistemi ister parlamenter olsun, ister başkanlık, ister başkancı) meydana gelseydi ne olurdu?
Oralarda olayın gerçek olup olmadığı araştırılır, doğru olduğu tarafsız, güvenilir kurumlarca sabit olduktan sonra olaya adı karışanların hepsinin de siyasal iktidarı elinde tutan kişiye yakınlıklarından başka bir ortak noktalarının bulunmadığı bu olayın, siyasal etiğin gerektirdiği yaptırımı ne ise o yapılırdı.
İşlerin bu şekilde normal seyrinde, siyasal etiğe uygun yürüyebilmesi için önce olgunun gerçek olup olmadığının tarafsız ve güvenilir makamlarca saptanabilmesi ve sonra da doğru olduğunun ortaya çıkması halinde sorgulayıcı aklın şu soruyu sorması gerekirdi:
- Hepsinin de, tek ortak noktası iktidara yakınlığı olan bu olaydan siyasi etik açısından siyasetçi sorumlu tutulabilir mi?
Böyle bir soru ancak sorgulayıcı aklın egemen olduğu, sorgulamanın anayasal güvenceye bağlanmış güvenceler altında bulunduğu düzenlerde bir anlam ifade eder.
İktidarı elinde tutanın yaptıklarının ne olursa olsun doğru ve haklı olduğuna baştan ahdetmiş biat kültürünün egemen olduğu, iktidarı elinde bulunduranın edimlerinin sorgulanmasının mümkün olmadığı rejimlerde de, olgular bir dizi baskı ve algı operasyonlarıyla saptırılacağı için, olgudan sorgulamaya, oradan da gerçeğe gitmek ve sorumluya varmak mümkün değildir.
Bütün bu açıklamalardan sonra, hâlâ “şimdi ne olacak” diye merak içinde olanlar varsa kendilerine verilebilecek yanıt ancak “el insaf!” olabilir.
Çünkü algıların, olguları saptırdığı toplumlar, “bişşiiy olmaz abi” toplumlarıdır.
“Bişşiy olmaz abi” toplumlarında demokrasi ve onun onsuz olmazı sorgulayıcı akıl olmaz!
Ne olur?
Bişşiy olmaz!

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023