Kemal Tahir’i bugün okurken...
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

Kemal Tahir’i bugün okurken...

16.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana:

“Bunca öngörülü diyorsun, tarihi baktığı yerden okumaya çalışan biri diyorsun madem, peki Kemal Tahir aydın mıdır?”

Kestirmeden şöyle bir yanıt verebilirdim: “Roman yazdığına göre aydındır!” İhtimal, ardından hemen şunu soracaktı:

“Her roman yazan aydın mıdır?”

Bu ikinci sorulabilecek soruya yanıtım kesindir: “Hayır, değildir!”

Ama Kemal Tahir’in aydın olup olmadığını tartışmam bile. Dostuma da şunu anlatmaya çalıştım:

Eğer bir yazar; Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Devlet Ana, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Büyük Mal gibi romanları yazmışsa onun aydın olmanın ötesinde bir duruşu, bir bakışı vardır demektir. Zira, yapıtlarından taş(ın) an düşünceler ne genel geçerdir ne de anın rüzgârına göre söylenmiş şeylerdir. Üstelik o kişi, hâlâ bunları okutabiliyor, üzerine düşünüp tartışmalara, yeni düşüncelere yol açabiliyorsa gerçek bir aydındır. Bu bağlamda Kemal Tahir’in romanlarının, okurunu yalnızca bir hikâyenin içine değil, kendi çağının vicdani sorgusunun tam ortasına yerleştirmesi de bunun en sarih göstergesidir.

Turhan Tükel’in Beş Romancı Tartışıyor’una dönersek tarih Kemal Tahir’in duruşunu/düşünüşünü haklı çıkarmıştır.

Gene aynı dostum, Fakir Baykurt üzerine ileri geri konuşan bir aydın arkadaşından söz etmişti. Yazdıklarının bugün artık okunmadığını, toplumun gerisine düştüğünü söylüyormuş.

Dostuma şunu sordum: Acaba Kaplumbağalar’ı, Amerikan Sargısı’nı, Köygöçüren’i, Yayla’yı ya da Yarım Ekmek’i okumuş muydu o arkadaşınız? Keşke bunu sorsaydınız. Ayrıca Baykurt’un “12 Mart” mahkemelerindeki “TÖS Savunması”ndan bihaberdi sanyorum o arkadaş, diye de ekledim.

Sözü tekrar Kemal Tahir’e getirecek olursam benim lise yıllarımdaki okurluğumun en öne çıkan ve yapıtlarını adeta didikleyerek okuduğum yazarlarından biridir Kemal Tahir.

Ortaokul son sınıfta, tarih öğretmenimiz Özden Hanım, yeni yayımlanan “Devlet Ana”yı her ders, sıra sıra okutup yorumlatmıştı bize. Böylece romanı “tefrika” gibi okumuş ve Osmanlı’nın kuruluşuna dair birçok şeyi hem öğrenip hem de tartışmıştık.

Kemal Tahir’in “tarih bilinci”ne kapı aralayan bir romancı olduğunu, ilk kez o okumalarımda öğrendim.

Kemal Tahir’in Mahpushaneden Mektuplar’ını okumaya başladığımda ,onun Çankırı/Çorum döneminde yazdığı bütün romanlarını okuyup bitirmiştim bile. Karşımda bir “memleket romancısı” duruyordu adeta ve genç bir okur için bu satırlar, memleket denen o geniş ve yaralı coğrafyayı ilk kez ete kemiğe bürünmüş haliyle gösteren bir panorama gibi olmuştu.

Yaşar Kemal’i İnce Memed’le, Orhan Kemal’i Bereketli Topraklar Üzerinde’yle, Sabahattin Ali’yi Kuyucaklı Yusuf’la, Samim Kocagöz’ü Kalpaklılar’la tanıyabilirsiniz ama Kemal Tahir hemen hemen bütün romanlarıyla bize, o güne kadar anlatılmamış bir yörenin, Orta Anadolu kırsal kesiminin tüm gerçekliğini getirip sunuyordu. Bu coğrafya, onun anlatıcılığında bir “zemin” idi ama yüzünü ne zamanki ülkenin yakın tarihinin siyasal ve toplumsal gerçekliklerine döndü, işte aydın tutumu/tavrı da burada öne çıktı.

Yorgun Savaşçı veya Kurt Kanunu romanları dahi o “cesur duruş”un yansımalarını içerir.

Yakın dostu Halit Refiğ’den dinlemiştim. Oğuz Atay, Kemal Tahir’i ve onun olduğu sofralardaki sohbetleri merak edermiş. Bunun üzerine bir gün o da onu almış ve Kızıltoprak’taki o sofraya götürmüş. Uzun, hararetli konuşmalar yapıldıktan sonra çıktıklarında Atay, Halit Refiğ’e şunu söylemiş:

“Söylediklerinin çoğuna katılmıyorum ama bizi düne ve bugüne dair tartışmaya, yeni düşüncelere davet etmesini sevdim. Hatta şimdi ‘yeni Türkiye’ üzerine yeniden düşüneceğim.”

Ne dersiniz? Bir romancının düşünce ufkunuzu yerinden oynatması ya da hareketlendirmesi, onun asıl aydın işlevini de ele veren bir yanı değil midir?

Bugün Kemal Tahir’i yeniden okurken, onun romanlarındaki tartışmayı yalnızca bir dönemin ideolojik kavgası olarak değil, bu topraklarda nasıl bir gelecek tahayyül ettiğimizin turnusol kâğıdı olarak görmek gerekir. Çünkü her yeniden okumanın, bize hem kendimizi hem de “yeni Türkiye” diye adlandırılan bugünü başka bir yerden sorgulama olanağı sunar.

* Beş Romancı Tartışıyor, Haz.: Turhan Tükel, 1960’ta Düşün Yayınevi tarafından yayımlandı. Tartışmaya katılanlar: Turhan Tükel, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal. Yeni basımı açıklamalı notlarla hazırlayan: Hüsna Baka, 2023, Ketebe Yay., 131 s.

İlgili Konular: #Yazar #Roman

Yazarın Son Yazıları

Kuşlar insanlardan iyi

Gözlerindeki dalgın bakışı çekelemişti beni. Yokuşun başına varmıştım.

Devamını Oku
09.10.2026
Temiz toplum nasıl yaratılır?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Açık Mektup.

Devamını Oku
25.09.2026
Yeni ‘kutsal ittifak’ın adını koyalım

Küresel kapitalizmin İran yenilgisi, özellikle de ABD’nin Ortadoğu’daki hegemonya planının suya düşmesi, yeni stratejilerin hemen uygulamaya konulmasını beraberinde getirdi.

Devamını Oku
11.09.2026
Bir Türkiye retoriği: ‘Düşüş’, ‘dönüşüm’, ‘çöküş’

Hiçbir şeye katılmayan, susan, ötede duran insanların yazgıcı duruşuna şaşmamak gerek.

Devamını Oku
28.08.2026
Tekinsiz bir dilin çağrısı

Slavoj Žižek okumalarımda sıklıkla sorduğum soru şudur

Devamını Oku
14.08.2026
İkbalperest görevliler!

Başlangıçta sıradan bir gündü benim için.

Devamını Oku
31.07.2026
Hikâyesi olan kent: Eskişehir

Kentler insanlara benzer, insanlar da kentlere.

Devamını Oku
17.07.2026
Çanakkale’ye bir edebiyat müzesi gerek

Dostum, ağabeyim Güney Dal’ı ziyaret etmek için yola çıktığımızda Gelibolu’ya Yolculuk romanını yanıma almıştım.

Devamını Oku
03.07.2026
Yeniden hatırlamak için...

Sıradanlığın ölçüsü nedir derseniz, kısaca vasatlık diyebilirim.

Devamını Oku
19.06.2026
Geçitteki söz

Bir yıkım nasıl tanımlanır?

Devamını Oku
05.06.2026
Umutlanmak istiyorsanız eğer...

Ankara’yı hiç böyle görmemiştim.

Devamını Oku
22.05.2026
Sait Maden’i hatırlamak...

Yaratıcı düşünceyi besleyenin ne olduğu, Sait Maden’le konuşmalarımızda sıklıkla öne çıkan bir konudur.

Devamını Oku
08.05.2026
Doğudaki Doğu

Doğu uzaktır her zaman.

Devamını Oku
24.04.2026
Petrol ve onur

Bugün Ortadoğu’da olanları anlamak için zamanında Musaddık’ın İran’da yazdığı hikâyeyi bilmek önemlidir.

Devamını Oku
10.04.2026
Yeryüzü kaygısı

“Ve yeryüzünü unutmanın, aslında zamanı ve mekânı unutmak olduğu hiç aklımıza gelmedi.”

Devamını Oku
27.03.2026
Ortadoğu’da yeni yüzyılın ‘oyuncu’su kim?

Şah yönetimiyle birlikte bu süreç hızlandırılmış ve böylece Türkiye-Irak-Fransa desteğiyle Humeyni; 21. yüzyıla taşınacak radikal İslamın baş oyuncusu olarak sahneye çıkarılmıştır.

Devamını Oku
13.03.2026
Haritasız yolcu gibi...

Bugün daha da güçlü, ya da yalan, bu yürek erir gibiyse de neşeli anılarla ve korkunç. Acılı ruhu geçmişin ve sen beni çağıran yeni istem, sizleri birleştirme zamanı belki dingin bir limanında bilgeliğin. ve çağrılması olacak bir gün bu altın sesin, yılmayan kuruntuların, ey artık hiç bölünmez ruhum. Düşün: ilahiye dönüştürmek ağıtı; eski duruma ermek; yok olmamak artık.” (Eugenio Montale)

Devamını Oku
27.02.2026
Zamanın ruhu

Arayışın sonu yok. Gene de bir yerde durmalı insan. Durmalı ve bakmalı gökyüzüne, ağaçlara, dağlara, ovalara... Bulutların rengine dönüşünceye dek gözlerini ayırmamalı, her birine verebileceği anlamı düşünmeli sonra. Devam edecekse de yoluna öyle yol almalı, gitmeli.

Devamını Oku
13.02.2026
Hangi Kürtler?

Dünya Savaşı’na katılmak zorunda olduğu gibi, gene onlarla ittifak kurarak bu “tehcir” kararını çıkarmak zorunda kaldı. Hızla çöküşe giden imparatorluk komitacılık zihniyetiyle bile olsa, kurtulamadı. Kuşkusuz Dr. Bahaeddin Şakir önemli bir siyasi figürdü. Akıbeti bunun da bir göstergesi...

Devamını Oku
30.01.2026
Kemal Tahir’i bugün okurken...

Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana...

Devamını Oku
16.01.2026
Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025