Topal Demokrasi (03.04.2014)

Topal Demokrasi (03.04.2014)

03.04.2014 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyetin ilk serbest seçimi 1946 oylamasını hatırlamıyorum. Ama on yaşında olduğum sırada yapılan 1950 seçimlerini iyi kötü anımsıyorum.
O seçimler yaşamsaldı, olağan bir seçim olarak algılanmadı.
1946 şaibeliydi, ama 1950 özgür bir seçim oldu. Peki, özgür seçim neden olağanüstü olsun?
Hadi, onun yaşamsal olmasının ilkliğinden kaynaklandığını düşünerek doğal kabul edelim. Peki, 64 yıl sonra yapılan son seçimin hâlâ normal sayılmayıp, olağanüstü kabul edilmesinin ve yaşamsal olarak algılanmasını nasıl açıklayabileceğiz?
Eğer bir ülkede 64 yıl boyunca yapılan seçimlerin hepsi olağandışı ve yaşamsal ise orada garip bir durum, bir bozukluk var demektir.
İktidarın el değiştirdiği 1946 seçimlerinde, sağduyu sahiplerinin en büyük temennisi şuydu:
- Kim iktidara gelirse gelsin, önemli olan, her şey dürüst olsun demokrasi kazansın!
1950 seçimlerinde demokrasi kazandı, DP iktidara geldi.
Daha doğrusu öyle sanıldı.
Hemen iki dönem sonra, sandıklardan oylar çalındı. İktidara oy vermeyen iller ilçe yapıldı. Gaziantep’in üstünden jetler uçuruldu, demokrasi rafa kaldırıldı.
Demokratik bir şekilde iktidara gelen Demokrat Parti, demokrasinin kurallarını uygulamıyor, kurumlarını rafa kaldırıyordu.
Peki, 1957 seçimlerinin meşru galibi kimdi?
Bu sorunun olumlu yanıtı yoktur. Çünkü demokrasinin galip çıkmadığı bir seçimin meşru yani demokratik galibi olamaz.

***

Görülüyor ki, diğer kuralları da birlikte çalışmadığı, bütün kurumlar ve kurallar birbirleriyle ahenkli bir şekilde işlemediği takdirde, tek başına sandık demokratik meşruiyetin ölçütü olamaz.
Ne yazık ki, Menderes ile başlayan uygulama, Türkiye’de topal bir demokrasinin doğumuna yol açmıştır. Bu da demokrasiyi sadece sandıktan ibaret gören bir zihniyettir.
Ne yazık ki, Türkiye’nin sağı demokrasiyi böyle algılamaktadır. Yalnız sandık kurumu çalışan, kuvvetler ayrılığı ilkesi ayaklar altına alınmış, hukukun üstünlüğü çiğnenmiş diyarlarda, bu yolu tutan, zulmü egemen kılan yönetimlerin seçimle işbaşına gelmeleri zulmü meşru kılar mı?
Hayır!
Böyle bir durum olsa olsa, ülke nüfusunun bir bölümünün, belki de çoğunluğunun zulümden yana olduğunu kanıtlar ki, bu da zalimi zelillikten kurtarmaz.
Kaldı ki, Türkiye’de durum tam olarak da bu değildir. Tayyip Erdoğan’ın aldığı yüzde 43 küsur oyun karşılığında bu zulmü onaylamayan, bir yüzde 56 küsur oy vardır.

***

Bu seçimlerden sonra da, önceki seçimlerin akabinde olduğu gibi, kimi kibar zevattan “AKP kazandığı, CHP kaybettiği için yas tutuyorsun değil mi, ...kına yak!” mealinde iletiler alıyorum.
Bu pek müeddep pek kibar zevata bildirmek istiyorum ki, hiçbir siyasi partiye mensup olmayan biri olarak, ne salt AKP’nin kazanmasına ne de salt CHP’nin kaybetmesine üzülüyorum.
Tek amacım demokrasinin, kalkınmanın, adaletin kazanmasıdır.
AKP kazandı diye değil, demokrasi kaybetti diye üzülüyorum.
CHP kaybetti diye değil, daha özgür bir Türkiye olasılığı yaşama geçmedi diye üzülüyorum.
Eğer AKP Türkiye’de, özgürlüğü demokrasiyi adaleti eşitliği savunur ve bunları gerçekten yaşama geçirmeye talip olursa seçim zaferine kimsenin demokratik bir itirazı olamaz.
Türkiye’nin 68 yıldır seçim yapan bir ülke olarak hâlâ normal bir seçim ortamına kavuşamamış olmasının tek nedeni sağın sakat demokrasi anlayışıdır.
Sağ ayağı sakat, sol ayağı cılız bir demokrasi ise topal bir demokrasi olmaktan öteye geçemez.
Topal demokrasilerde ise ne özgürlük olur, ne adalet ne de sürdürülebilir bir kalkınma!  

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023