Arif Kızılyalın

‘Volkan’ik Patlama!

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Türk futbolunun marka değerinin ne denli büyük bir yalan olduğunu pazartesi günkü ‘sözde’ Süper Kupa finalinde bir kez daha gördük. Artık sakın ola kimse inanmasın, “Türk futbolu, Avrupa’nın en değerli altıncı, dünyanın en değerli bilmem kaçıncı ligi” diyenlere. Biz bu zihniyetle olsa olsa ‘Taş Devri’ liginde liderliğe oynarız.
Çok gerilere gitmeyeceğim. Kulüp başkanlarının birbirlerine karşı sürdürdüğü demeç savaşları ya da camiaların birbirine karşı takındığı düşmanca tavrı da anlatmayacağım uzun uzun. Sadece pazartesi gecesi Somalı madenci aileleri adına oynanan ‘sevap-iyilikdestek’ kimliğindeki Fenerbahçe-Galatasaray maçındaki izlenimlerimi paylaşacağım sizlerle. Öncelikle TFF, “6222 sayılı yasanın amir hükmüne uymak zorundayız” diyerek elektronik bilet uygulaması başlattı. Tüm Süper Lig ve PTT 1. Lig takımlarına da şart koştu. Hatta, “Passoligi olmayan taraftar artık maça giremeyecek” diye de duyurdu bu gelişmeyi. Ama gel gör ki, TFF’nin en büyük organizasyonu Süper Kupa finalinde, kendi kuralına uymadı, bildik basılı biletlerle stada girdik. E-Bilete gücü yetmemiş galiba Yıldırım Demirören Federasyonu’nun! Elbette, denetim olmadığı için biletler karaborsaya düşmüş, hatta renkli fotokopilerle sahtesi üretilmişti. Yani gariban madencinin kefeni üzerinden para kazanmayı düşünenler bile vardı aramızda.
Geçtim karaborsa işini, elimdeki 500 TL’lik loca bileti ile yerimi bulana kadar (stadı bildiğim halde) dört döndüm. Güya, VIP biletti, itiş kakış zor girdik içeri. Bizleri aradılar, ama maçın 2. yarısındaki gördük ki, kapıdaki kontroller de yalandan yapılmış. Ben diyeyim 30, siz deyin 40 meşale yakıldı, bir o kadar ses bombası sahaya atıldı. Bu meşaleler F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş statlarında içeri sokulduğunda kulüpleri suçlayan TFF, bakalım kendi organizasyonunda kime kesecek faturayı? Bir ara, plastik şişeler, koltuklar, meşaleler havada uçuşurken gözüm Rüveyda Çoban’a takıldı. Elleriyle başını koruyordu futbol terörüne kurban gitmemek için. Ya o sert cisim 8 yaşındaki bu minik yetimin başına gelse ne konuşacaktık? Evet, Yıldırım Bey lütfen açıklasın, nasıl oluyor da bu denli prestijli bir organizasyona bu kadar yanıcı, yaralayıcı madde sokulabiliyor?
Gelelim maça; zemin berbat olduğu için galiba 31 yıllık spor yazarlığı yaşantımdaki en kötü Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledim. Eminim ki, futbolcular da teknik kadrolar da, ‘sprey boya’ ile yeşile dönüştürülen tarla görünümündeki 19 Mayıs Stadı’nda futbol adına bir şeyler yapmaktan çekindiler. Hakemler de oralı olmayınca, itişkakış, kavga-dövüş bir maç sergilendi. Gerçi, maç da diyemeyiz bu kör dövüşüne! Maç olsa, Fenerbahçe’nin milli kalecisi Volkan, penaltı kaçıran rakibinin üzerine çıkıp ‘tanımlanamayan bir tür sevinç’ gösterisi yapmaz, yine rakibin kaçırdığı bir başka penaltı sonrası, eliyle cinsel organını tutup tribünlere karşı içinden mırıldanmazdı!
Elbet, Volkan’ın, bir tür ‘volkanik’ patlamayı andıran sinir boşalması bunlarla da sınırlı kalmadı. Muslera’sı, Hakan Balta’sı kendisini kutlarken o hâlâ Melo’ya dil çıkarma sevdasındaydı seremonide. Hızını alamamış olsa gerek, “Belediye gereksiz sokak köpeklerini zehirlesin..” diyerek ‘Süper’ rezalete tuz biber ekti. Güya, rakibi Melo’ya gönderme yaparken milyonlarca hayvanseverin kalbini kırdı, nefret suçu işledi! Şimdi şu yukarıda saydığım skandalların tamamı değil, yüzde biri, marka değerinde yarıştığımız İngiltere’de, İspanya’da, Almanya’da, Fransa’da yaşansa ne olur? Kısaca yanıt vereyim, yaşanmaz! Ne futbolcusu cüret edebilir bu işe, ne ülke federasyonu kendi koyduğu kuralı kendi delmeye kalkar. Bilirler ki, bu skandalların birine bile imza atsalar, ertesi gün yerlerinden olurlar. Ama bizde, işler ahbap-çavuş ilişkisinde yürüdüğü için sadece biz yazarız, siz konuşursunuz, kervan da gayet güzel yürür!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

TFF, Yanal’ı dinler mi? 31 Ağustos 2021
Futbol denen dönme dolap! 26 Ağustos 2021